SLAM DÜNYASI BİLİME KARŞI MI? 7

El-Benna'nın 1942'de milletvekilliği adaylığı İngilizlerin baskısıyla engellendi.

1945 seçimlerinde ise, bağımsız aday olarak katılan El-Benna, milletvekili seçildi, ancak İngilizlerin baskısıyla Mısır Hükümeti seçimleri iptal etti. El-Benna ile birlikte 60'a yakın İhvan adaylıktan düşürüldü.

Filistin’de İsrail devletinin kuruluşu ve ardından başlayan, Arap-İsrail savaşlarında İhvan-ı Müslimin ve lideri el-Benna Sina cephesinde gönüllü olarak savaştılar.

İhvan, ikinci Dünya Savaşı sonrasındaki faaliyetleri ile devlet içinde devlet haline gelmişti.

Her yerleşim merkezinde okullar, camiler, bakım merkezleri ve ticari kuruluşlar gibi bir çok hizmet kurumuna sahipti. Çıkardığı gazete, dergi ve kitaplarla bütün bölgeyi irşad ediyordu. Bu çalışmalar sadece Mısır sınırları içerisinde de değildi. Suriye, Filistin, Lübnan, Ürdün, Tunus, Fas ve Sudan'a kadar taşmış ve buralarda da şubeler açmıştı.

İhvan’ın bu faaliyetleri, bölgedeki işgalci İngilizler için büyük bir tehdit haline gelmişti. Bunun neticesinde İngilizlerin de emriyle, ihvanın tüm yöneticileri tutuklanmaya başlandı. Filistin’de savaşan üyeleri de dahil olmak üzere, tutuklandılar ve zindanlara atıldılar. Birkaç ay sonra ise, teşkilatın lideri Hasan el-Benna 12 Şubat 1949 tarihinde Kahire’de bir suikast ile şehid edildi.

1951 yılında, İhvan mensuplarının tahliye edilmeleri ile birlikte, teşkilat tekrar canlandı. Bu dönemde İngiliz işgal güçlerine karşı Cihat faaliyetleri yürüttüler. İhvan’ın bu faaliyetleri, İngilizlerin Mısır’da daha fazla kalmalarının kendileri için sakıncalı olacağını hissetmelerine ve Mısır’dan çekilmelerinde önemli rol oynamıştı.

Kral Faruk’un devrilmesinde ve yerine Cemal Abdülnasır’ın gelmesinde İhvan’ın önemli rolü oldu. Ancak İhvan’ın devlet ile olan ilişkilerinde herhangi bir değişiklik olmadı. 1954 yılında Cemal Abdülnasır’a bir suikast düzenlendi. Ve bu suikast İhvan’ın üzerine yıkılmak istendi. Teşkilat bunun defalarca reddetmesine rağmen, teşkilatın önde gelen isimleri tutuklandı ve idam edildi. Ayrıca binlerce üyesi de tutuklanarak zindanlara atıldı. Yine Nasır döneminde hareketin önemli isimlerinden Seyyid Kutup ve Abdülkadir Udeh gibi kişiler yargılandılar ve idam edildiler.

1928 yılında Hasan El Benna tarafından kurulan İhvan-ı Müslimin sürekli baskı altında, liderlerinin bir kısmının idam edildiği, binlerce üyesinin ise zindanlarda tutulduğu uzun ve sıkıntılı dönemlerle günümüze kadar faaliyetlerine devam etti. Vee ediyorda…Ama şu gerçeğinde altını çizmekte fayda var. Günümüz dünyasında, İhvan ve İhvan zihniyeti toplumları, ulusları, milletleri ileri değil, medeniyete ve uygarlığa değil, orta çağ karanlığına sürükleyen bir zihniyettir.

İşte bu zihniyetin ve bu zihniyetin bu günkü temsilcilerinin, Laik, Demokratik, Hukuk ve Sosyal Adalet Eksenli, Türkiye Cumhuriyeti’ne bakış açıları…

Türkiye Cumhuriyetin’den alınan, çalınan ve gasp edilen her şey helaldir ve ganimettir.
Bu gün Kızılay gibi, Ensar vs. gibi bir çok yerlerde yapılan soygun ve talanın asıl nedenlerini, bu kuruluşların başındaki kişilerin ideolojilerini bilmeden anlayamayız.
Bu kişiler, (yani İhvancılar)1928 yılında, İngiliz işgali altında ki Mısır'da kurulan;
"İhvanıl Müslimin" Türkçesi; "Müslüman kardeşler" Dünyadaki genel adı ile " İhvancılar" örgütünün ideolojisine sahiptirler.
Türkiye'de ise İhvancılar, "Milli Görüş" çatısı altında çaktırmadan sessiz sessiz serpilip geliştiler.
Bu örgütü, İslam ülkelerini kontrol altında tutmak için, İngiliz'lerin kurdurttuğu biliniyor.
Bu ABD, İngilizler'in ve İsrail’in müslüman ülkeler de birlikte yürüttükleri:

“ILIMLI İSLAM; Yeşil Kuşak" Projesidir.
*İngilizler, Amerikalılar ve İsrailliler; İslam ülkeleri’nin kendi ülkelerini tehdit etmekten vazgeçirmek ve yer altı zenginliklerini ele geçirmek için: Ilımlı İslam Projesi içinde”RTE’ye” ilerde kurulacak: İslam Birliğinin HALİFELİĞİNİ vaad etmişlerdir.
*Ancak Halifelik vermeden önce, BOP Projesini başarıyla bitirmesi gerektiğini söylemişlerdir.
O da yıllardır yaptığı icraatlar ile 3 ülkenin boyunduruğunu, BOP ve Halifeliği kabul etmiştir.

Nitekim basın demeçlerinde, topluluklara hitabetinde ve TV program ve söylemlerinde, defalarca, BOP eş başkanı olduğunu açık açık ifade etmiştir. Eski Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener’in de yaptığı açıklamalarda ifade ettiği gib, BOP projesinin üç eş başkanından

Biri: RTE’dir.
Öncelikli amaç; İslam Birliği kurmaktır. Zaten İslam Birliği kurulduğunda;
şu anda ki mevcut tüm islam ülkeleri ve TC islam birliği altında eyaletler olacaklardır
Peki bu İhvancılar’ın ve tabi ki RTE’nin ideolojisi nedir??
1-Bütün müslümanlar bir "ümmettir."
2-Bütün Dünyadaki bu ümmetin birliliği sağlanmalı ve tek elden idare edilmelidir.
3-Bütün İslam Sünni bir yapı da oluşmalıdır.
4-Ümmetin bir halifesi olmalıdır. (Yavuz Sultan Selim’den bun yana ne faydası oldu?)
5-Bizden olmayan, (yani İhvancı olmayan) diğer müslümanlar kafirlere hizmet etmiş olurlar.
Onlar da aynı kafir sayılırlar ve bizce öyle muamele görürler.

Yarın devam edeceğiz…