Kafadan söyleyeyim...
Bu memlekette kim ki;
-Kendileri için çabalayan, haklarını alsınlar diye mücadele eden.. Umudu, ümidi, sesi, nefesi, gücü, özü, sözü, kudreti olan gazete ve gazetecilere adam gibi bakar, adam gibi yaklaşır, adam gibi anlar, adam gibi davranır;
"Kazançlı çıkan taraf olur."
Can otobüslerini ve minibüsleri kastediyorum..
Başlarında kimler var?
Bilmiyorum..
Umrumda da değiller..
Umrumda olan mesele;
-Gazetecilere karşı olan "zottirik bakıştır."
-Araçlarına günde bir, ya da iki kez binen gazetecilere takındıkları "hayasız tavırdır."
-Aynadan bakıp, "yine mi sen?" diyecek kadar yüzsüzleşmektir.
"Yine mi sen?"
Öyle mi?
"Yine mi sen?"in kim olduğunu size diyeyim de kainat duysun;
-Onlar gazeteci.. Onlar bu memleketin ve memleket insanlarının hem sesi, hem nefesi, hem de kulağı..
Sorun olur onlar koşar.. Sıkıntı olur onlar yetişir..
Kışta, kıyamette, doluda, yağmurda, soğukta, ayazda, çamurda hep onlar VAR olur..
Şimdi siz, fındık kabuğunu doldurmaz beyinlerinizle utanmadan, sıkılmadan onlara "yine mi sen?" sorusunu soracak kadar büyüdünüz öyle mi?
-O zaman kendi göbeğinizi kendiniz keseceksiniz.. "Muhataplara sesinizi duyurmak için" gazetecilerden medet ummayacaksınız..
Ve ve ve;
Siz çalıp, siz oynayacaksınız..
Buyurun bakalım, meydan sizlerin!..