Genç bir çift, yeni bir mahalledeki evlerine taşınmışlar.
Sabah kahvaltı yaparlarken, komşu kadın da çamaşırlarını asmakla meşgulmuş.
Kadın kocasına;
”Bak” demiş “Çamaşırları yeterince temiz değil. Kocasının atlet ve gömlekleri yeterince beyaz değil. Belli ki annesi ona iyi çamaşır nasıl yıkanır öğretmemiş. Belki de doğru deterjanı kullanmıyor”
Adam biraz manidar bir ifade ile yüzüne şöyle bir bakmış, sonra çayını yudumlamaya devam etmiş.
Ondan sonraki günlerde de kadın, komşusunun çamaşır astığını gördüğü her seferde, aynı yorumu yapmaya devam etmiş.
Bir ay kadar sonra bir sabah, yine eşi ile kahvaltı yaptıkları bir sırada; komşusunun çamaşırlarının tertemiz olduğunu gören kadın çok şaşırmış;
“Bak” demiş kocasına “ çamaşır yıkamayı öğrenmiş sonunda”
Adam önce bir besmele çekmiş kendi kendine;
“La havle vela kuvvete, illa billail aliyyül azim”
Sonra suratını asarak eşine cevap vermiş;
“Bu sabah biraz erken kalkıp pencerelerin camlarını sildim. Sen o yüzden tertemiz görüyorsun çamaşırları. Yoksa kadının yeni bir şey öğrendiği yok”
Anekdot’tan çıkarmamız gereken anlam şu olmalı ;
“Hayatta gördüğümüz şeyler; biraz da baktığımız pencereyle ilgili.
Başkalarını izlerken gördüklerimiz, baktığımız pencerenin ne kadar temiz olduğuna bağlıdır.
Birini acımasızca eleştirmeden ve hemen yargılamaya başlamadan önce, kalp penceremizin durumuna bakmak ve “iyi” olanı görmeye hazır olup olmadığımızı anlamak, güzel bir fikir değil mi?
Siyasete bir bakın:
Deniz Baykal Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan için “adam değil” gibi ağır bir laf etti.
Erdoğan tazminat davası açtı.
Daha sonra “maganda” dedi.
Erdoğan yine tazminat davası açtı.
Sonrası günlerde CHP Genel Başkanlığı mücadelesinde, Kemal Kılıçdaroğlu için ağır laflar etti.
Zaman geçti; Baykal Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanlığını kaybederek, sade bir milletvekili oldu.
Sonra hastalandı.
24 Haziran seçimlerinde Kılıçdaroğlu, onu yeniden aday seçtirerek yine Antalya’dan milletvekili yaptırdı.
Şimdi; 24 Haziran seçim sonuçlarına göre Meclis yeniden kuruluyor.
Usule göre yeni başkan seçilene kadar, en yaşlı milletvekili Meclise Başkanlık edecek.
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin en yaşlı milletvekili Deniz Baykal.
Fakat rahatsız.
Ama gelin görün ki; Baykal’a tazminat davası açan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da, Meclisin açılışını Baykal’ın yapmasının şık olacağını düşündüler.
Şu saatlerde, TBMM buna göre dizayn ediliyor.
Şimdi diyorum ki; bu günleri hayal etseydi (acil şifalar dilediğim) Deniz Baykal, kendisine bu jesti yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan için “Adam değil” lafını kullanırmıydı?
Çünkü bu tavır adamca.
Kılıçdaroğlu için de, söylediği bazı lafları geri çekmezmiydi?
Her şeyi (Siyasette) bir tarafa bırakın; bu Türk Seçmeni’nin özlediği bir tablo değil mi?
Not; Bu yazının yayını için gazeteye yollandığı saatlerde; TBMM’nin açılış oturumunu yönetmesi beklenen en yaşlı isim CHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal’ın sağlık nedenleri yüzünden bu görevi yapamayacağı anlaşıldığından, İYİ Parti Ankara Milletvekili 1947 doğumlu Durmuş Yılmaz, yeni başkan seçilinceye kadar meclisi yönetecek ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a mazbatasını verecek.