Sir Percy Loraine(1)

Teyfik Kısacık yollamış

Yazının altında kaynağını da belirtmiş.

Ben de sizlerle paylaşmak istedim.

***

1933-1939 yılları arasında İngiltere'nin Türkiye Büyükelçisi olarak görev yapan Sir Percy Loraine, 10 Kasım 1948 günü Atatürk'ün 10'cu ölüm yıldönümünde, BBC Radyosu'nda yayınlanan bir anma konuşması yapmıştır.

Loraine'in Atatürk hakkındaki bu tarihi tanıklığı, 18 Kasım1948 günü 'The Listener' dergisinde "Kemal Atatürk as I knew him"-Bildiğim kadarıyla Kemal Atatürk-  başlığı ile ayrıca basılmıştır.1

Sir Percy Loraine, 10 Kasım 1948 günü BBC Radyosunda yayınlanan bu konuşmasını çoğaltmış ve başta Cambridge, Oxford olmak üzere, önemli pek çok üniversitenin kütüphanelerine, bakanlıklara ve diplomatlara göndermiştir.

Ayrıca bu konuşmanın, pek çok basın organında basımına izin vermiştir.

Loraine, Atatürk hakkında yapmış olduğu bu konuşma karşılığında  BBC yönetimi tarafından, kendisine takdim edilen ücreti Türk-İngiliz dostluğunun ve kültür ilişkilerinin derinleşmesi için, Londra Türk Halkevi'ne bağışlamıştır.2

***

"Kemal Atatürk öleli 10 yıl oluyor.

Kavga ve çekişmelerle, insanlığın geleceği hakkında duyulan umut ve korkularla dolu 10 yıl.

Bu süre içinde kadın, erkek, küçük, büyük hemen herkesin yaşayışında değişmeler oldu.Ama benim Atatürk ile ilgili anılarım tazeliğinden bir şey yitirmedi.

Yiğit, vakur, dimdik bir adamdı.

Kusursuz giyinirdi.

Biçimli bir yüzü, duru, mavi gözleri, çalı çalı kaşları vardı.

 Yer yer sert çizgili olan bu yüz, hemen her zaman ağırbaşlı ve ciddiydi.

Bakışlarında, her hareketinde, hatta hareketsiz duruşunda büyük bir canlılık göze çarpardı.

Zihni de vücudu da, kurulu bir yay gibi her an harekete hazırdı.

Cumhurbaşkanı olduktan sonra askeri üniformayı çıkarmış, bu şerefli üniformayı bir daha tören ve geçişlerde bile giymemiştir.

Bu gibi durumlarda her zaman sade bir gece giysisi, silindir şapka giyer ve nişan olarak yalnız Kurtuluş Savaşı'nın altın madalyasını takardı.

Seçkin bir adamdı.

Eşine kolay rastlanmayan bir adam.

Tehlikeden korkmaz, güçlüklerden yılmak nedir bilmezdi.

İçgüdü gibi bir şeyin yardımıyla (Buna bir ad bulamıyorum. Çünkü başka kimsede benzerini görmedim)

Bir meselede, neyin önemli, nelerin önemsiz olduğunu çarçabuk ve kolayca kestirirdi.

Sorumlulukları ağırdı.

Ancak o bunların hepsini kabul eder, başkalarının sırtına yüklemeye bakmazdı.

Sorumluluktan korkmaz, kaçınmaya çalışmazdı.

Onun saygısını kazanabilmek için, sizin de yüksek bir sorumluluk duygunuzun olması gerekirdi.

Tartışmayı çok sever, bunu insanları zihin ve karakter bakımından ölçüp tartmakta bir yol olarak kullanırdı.

Yumuşaklık etmez, yargılarında kolay kolay yanılmazdı.

Dürüstlükten yana kusursuzdu; apaçık görüşlerinin çevresindekiler üzerinde elektrikleyici bir etkisi vardı.

Doğa ona büyük bir irade gücü vermiştir.; ama öyle sanıyorum ki, o bu gücü hep bilinçli bir disiplinle kullanıyordu.

Hayatın, uzun, bitmez, tükenmez bir sınav olduğunu pekiyi biliyordu.

Atatürk bu sınavda verilecek cevapları öğrenmeyi bir an olsun elden bırakmamıştır.

(Devam Edecek)