Sınav ücretleri cepleri zorluyor

Her yıl milyonlarca genç, hayalini kurduğu kamu görevine ulaşabilmek için aylarca, hatta yıllarca emek veriyor. Gecesini gündüzüne katıyor, sosyal hayatından fedakârlık ediyor, umutlarını tek bir sınavın sonucuna bağlıyor. Fakat artık görünen o ki, bu sınava girebilmek bile başlı başına ekonomik bir mücadeleye dönüşmüş durumda.

Bu yıl Lisans KPSS başvuru ücretinin 800 lira olarak belirlenmesi, eğitim ve fırsat eşitliği adına düşündürücü bir tablo ortaya koyuyor. Üstelik alan sınavlarına girecek adaylardan her bir oturum için ayrıca 500 lira talep ediliyor. Geç başvuru yapanlar ise bu ücretleri daha da yüksek ödemek zorunda kalacak.

Şimdi soralım...

KPSS'ye hazırlanan gençlerin önemli bir bölümü zaten işsiz. Çoğu ailesinin desteğiyle ayakta durmaya çalışıyor. Kimisi dershaneye gidemiyor, kimisi kaynak kitap almakta zorlanıyor, kimisi yol ve barınma masraflarını bile karşılamakta güçlük çekiyor. Böyle bir ortamda yalnızca sınava başvurabilmek için yüzlerce, hatta binlerce lira ödemek zorunda bırakılmaları hangi vicdana sığar?

Bugün bir aday, genel yetenek-genel kültür sınavına girmek için 800 lira ödeyecek. Alan sınavlarını da tercih ettiğinde ödeyeceği toplam tutar çok daha yukarı çıkacak. Buna ulaşım masrafı, konaklama gideri, kitaplar, deneme sınavları ve diğer hazırlık harcamaları da eklendiğinde, kamu personeli olma hayalinin maliyeti birçok aile için ciddi bir yük haline geliyor.

Oysa devletin yaptığı sınavların amacı gelir elde etmek değil, liyakat sahibi insanları kamuya kazandırmak olmalı değil mi ? Eğitim ve istihdam gibi toplumun geleceğini doğrudan ilgilendiren alanlarda ekonomik engeller oluşturmak, fırsat eşitliği ilkesine de zarar verir.

Milyonlarca adayın başvurduğu bir sınavdan elde edilen gelir zaten oldukça yüksek rakamlara ulaşıyor. Bu nedenle vatandaşın aklına şu soru geliyor: Gerçekten bu kadar yüksek başvuru ücretlerine ihtiyaç var mı? Yoksa gençlerin umutları üzerinden ağır bir ekonomik yük mü oluşturuluyor?

Üniversiteyi bitiren bir gencin ilk karşılaştığı engellerden biri, iş bulamamak oluyor. İkinci engel ise iş bulabilmek için girmek zorunda olduğu sınavın ücretini ödemek... Geleceğe umutla bakması gereken gençler, daha sınav salonuna girmeden maddi kaygılarla mücadele ediyor.

Devlet, gençlerin önünü açmalı; onların omzuna yeni yükler bindirmemelidir. Kamuya giriş sınavları, herkes için ulaşılabilir olmalı; ekonomik durumu ne olursa olsun her aday eşit şartlarda yarışabilmelidir.

Benim kanaatime göre bir ülkenin geleceği, gençlerin cebindeki parayla değil; bilgiyle, emekle ve adaletle şekillenir. Geleceğin kapısını aralayacak bir sınavın kapısına bu kadar yüksek bir ücret etiketi asmak ise ne sosyal devlet anlayışıyla ne de vicdanla bağdaşmayan bir durum maalesef…