Resmî Gazete'de 11 Ocak 2026 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren bu karar, bölgedeki zengin tarihi ve kültürel mirasın geleceğe aktarılması yolunda oldukça önemli bir adım olarak değerlendirildi.
Sular Çekilince Roma Dönemi Gün Yüzüne Çıkıyor
Seyhan Baraj Gölü'nde su seviyesinin düştüğü kurak dönemlerde, Sarıçam ilçesine bağlı Karaömerli Mahallesi yakınlarında yer alan Roma dönemine ait Augusta Antik Kenti kalıntıları yeniden görünür hale geliyor. Geçmişi M.Ö. 1. yüzyıla kadar uzanan bu antik kentten bugüne kadar çıkarılan sikkeler, mezar taşları ve çeşitli mimari parçalar Adana'daki müzelerde koruma altında tutuluyor.
Resmî Gazete'de yayımlanan yeni kararla birlikte, baraj gölü rezervuar alanı ve çevresindeki tarihi bölgeler tamamen koruma altına alınmış oldu. Bundan sonra bölgede gerçekleştirilecek her türlü kazı, bilimsel araştırma ve imar planı, birinci derece arkeolojik sit statüsünün getirdiği katı kurallara uygun olarak yürütülecek. Yetkililer, bu kararın alınmasında bölgede tarih öncesi ve antik döneme ait yeni kalıntıların bulunma ihtimalinin yüksek olmasının etkili olduğunu belirtti.
"2000 Yıllık Kent İçin Geç Kalınmış Bir Karar"
Konuyla ilgili önemli değerlendirmelerde bulunan tarihçi yazar Cezmi Yurtsever, sit alanı kararını desteklediğini belirterek bölgede vakit kaybetmeden kapsamlı çalışmalar yapılması gerektiğinin altını çizdi. Antik kentin tarihine dair bilgiler paylaşan Yurtsever, şu ifadeleri kullandı:
"Roma İmparatoru Augustus'un eşi Livia anısına, günümüzden yaklaşık 2000 yıl önce inşa edilen bu antik kentten geriye kalan paralar su yüzüne çıkıyor. Bu sikkelerin bir yüzünde Livia, diğer yüzünde ise Nehir tanrıçası yer alıyor. Bugüne kadar kapsamlı bir arkeolojik kazı yapılmadığı için, yalnızca yüzeyden görülebilen kadarıyla kentin varlığını biliyorduk."
Sualtı Arkeolojisi İçin Çağrı: "Sular Altında Çok Sayıda Eser Var"
Bölgenin 1955 yılında sular altında kaldığını ve aradan 71 yıl geçtiğini hatırlatan Yurtsever, sit alanı ilan edilmesinin olumlu ancak gecikmiş bir adım olduğunu söyledi. Su altında hala keşfedilmeyi bekleyen büyük bir hazine olduğunu vurgulayan tarihçi, sözlerini şöyle tamamladı:
"Üzerinden 71 yıl geçmiş olmasına rağmen bugün sit alanı ilan edilmesi değerlidir ancak sualtında kalan çok sayıda eser mevcuttur. Bölgede mutlaka sualtı arkeoloji çalışmalarının başlatılması gerekiyor. Alanın altında tiyatro binası, sütunlar, yollar ve su kanallarına ait kalıntılar bulunduğunu biliyoruz. Yapılacak bilimsel çalışmalar, Adana tarihine çok önemli katkılar sunacaktır."