Galata Mevlevihanesi’nin şeyhi Şeyh Galip, (1757-1799) 18. yüzyılda yaşamış ünlü bir Mevlevi şairi. 42 yıllık bir ömrü olan Şeyh Galip,Sultan III. Selim’in yakın dostu. 20 yaşındayken yazdığı Hüsn-ü Aşk, rakipsiz, mmuhteşem bir eser.
Mevlevilik tasavvufu çok iyi ve kapsamlı olarak işlemiş. Hiçbir tarikat onlar kadar bu konuda başarılı değil.
Mevlevilerin tasavvufla ilgili görüşleri şöyle özetlenebilir: Evrendeki her şey tanrının bir tecellisidir. İnsanda yaratılmışların en şereflisi, tanrının yeryüzündeki halifesi. Yani, insan tanrının bir hülasası, içinde tanrının gizlendiği bir beden.
İnsan, evren, tanrı birliktedir, iç içedir. Tanrı küldür, insan da cüz. İnsanın cevheri, nuru Allah’ın nuru.
Madde dünyasından, tutkularından uzaklaşarak, iç dünyasına dönebilenler, bu tanrısal nuru yakalayabilir. Dünyada her şey geçici, yegane kalıcı, her şeyin sahibi olan yüce tanrı.
Bedenler, fani ama ruhlar, canlar baki ve ölümsüz. Ölüm bir varoluş şekli. Bizler yaşamak için ölüyoruz. Hiç bir şey yok olmaz, her şey aslına-tanrısına döner.
Şeyh Galip’ten tasavvufla ilgili bazı dizeler:
Ezelden geliriz, ebede gideriz. Haktan gelir, Hakk’a gideriz
Ahir yine Hak(toprak) olur bu tenler
Acep niye kibr eder idenler
Vakt-i şadi (neşe) de gelir
Mevsim-i mihnette geçer
Gün doğmadan meşime’işebden neler doğar
Anlamı asla ümit yitirilmemeli.
Bir şulesi var ki şem-i canın (can güneşi)
Fanusuna sığmaz asumanın
Hoşça bak zatına, kim zübde-i (göz) alemsin sen
Madım-ı dide-i ekvan olan adamsın sen
Anlamı; Geçici olan dünyanın, gözü olan insansın sen.
Efendimsin cihanda, itibarım varsa sendendir
Miyarı aşkında iştibarım varsa (tanınmam) sendendir
Benim feyz-i hayatım, hasılı ruhi revanımsın
Eğer sermayey-i ömrümde kar varsa sendendir
Sanadır ilticası Galip’in, ya Hazreti Mevla
Başımda bir küllah-ı iftiharım varsa sendendir.
Şeyh Galip, her şeyin Allah’tan geldiğini ne de güzel anlatmış. Hem de o güne göre duru bir Türkçe ile. O dönemde bunu yapmak, büyük bir cesaret. Bu denli ünlenmesi, boşuna değilmiş Şeyh Galip’in.