Yeryüzü var olduğundan bu yana, başta insanoğlu olmak üzere, her canlının bir yaşam alanı oluşmuştur. Üç temel ilke insan için hayati önemdedir. Yeme- İçme-Barınma…
Bitkilerden hayvanlara, tüm canlılar dünyasında da durum farklı değil. Belgeseller izlendiğinde, bu durum açıkça görülmektedir. Örneğin; hayvanlar alemi…Aslanların, leoparların, Çitaların, Merkitlerin ve Porsukların ve de diğer tüm hayvanların, kendi yaşam alanları vardır. Bütün hayvanların sahiplendiği o alan; onun coğrafyası ve yaşam dünyasıdır.
Geçimini ve barınmasını o coğrafi alan içinde temin eder.
İnsanlar sahip olduğu coğrafi alana, örgütlü bir toplum ya da Ulus, Millet,Halk vb. gibi toplulukların barındığı coğrafya ya VATAN derler. Onu sahiplenirler, onu korurlar…
Bu, sevgiyle, benimsemekle, sahiplenmekle, onun güvenlik ihtiyaçlarını gidermekle oluyor.
VATAN, Anadır, Babadır, Atadır…Tarih biliminin önemli hocalarından İlber Ortaylı Hoca,geçenlerde çok önemli bir tespitte bulundu ;
“Bu memleket, dünyada metrekareye en çok geri zekalı ve hain düşen ülkedir…“ dedi.
Oldukça iddialı, bir o kadar da ağır bir ifade…İlber Hoca bu ifadeye neden gerek duydu? İfade çok mu ağır geldi? Halbuki bu tecrübeli, görmüş geçirmiş bilge hoca, bir hususa dikkat çekmek istedi. Oldukça manidar olan bu sözü, durup dururken boş yere söylemediği, bir şey anlatmak istediği anlaşılıyor. Kendisi, nezaketi ve sadece akıllı insanlara hitap etme feraseti ile bu hainlerin ve geri
zekâlıların kimler olduğunu pekala bildiği halde, açıklamamayı uygun görmüştür.!Ama,
içimizdeki hainleri bilip teşhis etmemizin, artık bir beka meselesi olduğu
şu zamanlarda, aşağıdaki yorumları yapmak zorundayız.
*Bu sözün kendisine ağır geldiği kişi geri zekalı değilse mutlaka haindir.
*Evet bu ülkede, bu topraklarda yüzyıllardır hainler cirit atmaktadır.
*İnsandır diye merhamet edip kucak açtıklarımız devletimizi yıkmış tarumar etmişlerdir.
*En güvenilir sandıklarımız en zor anlarımızda bizi arkadan vurmuşlardır .
*Muhalefeti ve görüş ayrılığını, vatan hainliğine vardıranlar olmuştur.
*Para, menfaat, makam, mevki, şahsi itibar ve ikbal uğruna dinini , şerefini , vatanını
satanlar olmuştur.
*Bu hainlerin ihanetleri, bulundukları makam ve yetkiye göre farklı şekil ve boyutlarda
karşımıza çıkmaktadır. FETÖ, bunun en somut örneğidir.
*Ehil (yetkin ) olmadığı halde, görevi kabul eden, hatta talip olan hainler vardır.
*Ehil olduğunu bilmediği kişileri tavsiye eden hatta göreve getiren hainler vardır.
*“Emanetleri ehline veriniz, buyruğuna rağmen ısrarla emanetleri ehil olmayanlara veren sözde ‘Müslüman Hainler’
vardır .
*Hasbel kader, geldiği veya getirildiği yerde, elinden gelenin en iyisini yapmayan beceremediği yerde işi kendi rızasıyla bırakmayan, devletimize, hükümetimize ve de Milletimize zarar veren Hainler vardır..
*Kendi hatalarını ve verimsizliğini sorgulamadığı için, sürekli hükümeti ve devleti suçlayan hainler, TBMM çatısı altında ve devlet kurumlarında yer bulmuşlardır.
*Her nerede ve ne mevkide olursa olsun, kendisini yaratan ve rızkını veren Allah’tan (C.C) çok patronundan, locadan, cemaatten, hocadan, müdürden, müsteşardan, Gn. Müdürden, gayrı Müslimlerden ve hatta, hükümetten devletten korkan hainler vardır *Referansı İslâm olmayan sözde Müslüman hainler, münafıklar vardır. Sn. Cumhurbaşkanımızbile, bunlara müdahale edilmesini istedi.
*Allah’ın(C.C) kanunları (Şeriatı ) yerine gayrı Müslimlerin kanunlarını kabul etmekle kalmayıp, onları kutsallaştıran sözde Müslümanlar( seccade ve terlikle cennet vadedenler gibi) münafıklar ve Hainler vardır.
*Kişileri, cemaatleri, locaları, lobileri, kendi topluluklarını, kendi kulüplerini putlaştıran hainler vardır.
*Aldıkları projelere ihanet eden kurumlar, enstitüler ve sorumsuz -sorumlular vardır.
Sn. Cumhurbaşkanımız bu hususta da hassasiyetini zaman zaman dile getirmekte ve hizmeti, projeleri engelleyen, bir bürokrasi oligarşisinden yakınmaktadır.
*Çıkarlarına zarar gelmemesi için, ülkenin sanayisini teknolojik gelişmesini hatta
savunmasını baltalayan alçaklar ve Hainler vardır.
*200 yıllık fitne fesat şebekesi mensuplarına ’onlar da bu ülkenin evlatları ‘
diye sahip çıkan Hainler vardır .
*Bu hainler yeraltında, gizli mahzenlerde, dağlarda yurtdışında vs. değil, içimiz de, aramız da çeşitli saygın kurum ve kuruluşlarda devlet makamlarında, üniversitelerde, enstitülerde,
Basın-yayın ve medya organlarında, hatta TBMM’de, tehlikeli mikroplar gibi, hastalık ve enfeksiyon gibi yerleşmiş çoğalmış ve müzmin hale gelmiştir.
*Bütün bu ihanete karşı hala dim dik ayakta durmamız, sadece ve sadece
Cenab-ı Hakkın bir Lütfu ve imtihanıdır. Yüce Rabbim, bu kadim Milleti koruyor.
*Bu imtihandan başarıyla çıkmak için, şifahi dualarla yetinmeyip , özümüze yani Allah’ın (C.C) yoluna dönmek, sevgiyle birbirimize sarılmak ve çok çalışmak gerektiği ortadadır.
*Mikrobik hastalıklar perhizle iyi olmaz, daha ciddi önlemler ve tedavi gerekir.
*Son olarak; bu vatan bizim. Bu vatan hepimizin. Bu vatana kötülük eden, bu vatana zarar veren tüm unsurlarla mücadele etmeliyiz. Bir ve beraber olmalıyız. Bilhassa şu zamanlarda çok daha dikkatli olmalıyız. Devletimizin ve ordumuzun başarıları için dua edelim, yardım edelim.
SON SÖZ: ‘’ VATANA İHANETİN NEDENİ OLMAZ, ER YA DA GEÇ BEDELİ OLUR.!’’