Sevenleri ayırmayın-1

Sevgi-saygı-terbiye elbette önemli... Peki nedir bu hırs? Evlilik arifesine gelmiş birçok çift, sırf aile bireyleri istemiyor diye birbirinden kopuyor. Böyle durumlarda, ‘Oh, benim istediğim oldu!

Türk âdet, geleneklerinde evlilik denilince, aile bireylerine bir haller oluyor. Oluşumlarını tamamlayan, tuhaf duygulara kapılan bu tipler çığırından çıkabiliyor. Birbirini seven çiftlerin ilk görevi, kendilerini sevdirme ve kabullendirme çabası oluyor. Bu yüzden aşkları da, sevgileri de ikinci planda kalıyor. Anlayışsız, tutucu ve her daim ‘bizim istediğimiz olacak!’ algısı yüzünden milyonlarca gencin aşkları heba olup gidiyor.

Sevgi-saygı-terbiye elbette önemli... Peki nedir bu hırs? Evlilik arifesine gelmiş birçok çift, sırf aile bireyleri istemiyor diye birbirinden kopuyor. Böyle durumlarda, ‘Oh, benim istediğim oldu! Zaten böyle olacağı belliydi!’ gibi yorumlarla istediklerini almış olanlar, acaba neyi amaçlıyor? Peki ya sonra… Sonrasında her iki çiftin vebali kötü niyetli, kıskanç akrabaların üzerinde oluyor. Deyim yerindeyse birbirini ölürcesine seven çiftler, hiç uğruna ayrılıyor. Bu tür mendebur insanlara soruyorum; Elinize ne geçiyor?

***

Üst kısımda yazdıklarım, birçok çiftin başına gelen üzücü olaylar..

Yaşanmış gerçek bir olayı örnek vermem gerekirse;

Yıl 2002… İlk görüşte aşık olan iki genç sevgili..

5-6 aylık birliktelikten sonra ilişkilerinin artık resmiyet kazanmasını isterler. Birbirini çok seven çift, evliliğe adım atmak ister. Kız isteme, söz kesme ve nişan, ardından hayırlısıyla düğün-dernek.. Hayaller çok güzel. Ama aileler arasında uçurum vardır. Aklınıza zengin kız, fakir oğlan klişesi gelmesin. Tamamen iki ayrı aile tarzı ve iki zıt kutup vardır. Bu durum onlar için büyük engeldir. Aileler arasında fikir ayrılıkları ve düşünce farkı vardır. Büyük aşklarını sabırla, sükunetle devam ettirirler. Ancak nereye kadar?

Sonunda genç kız baskılara daha fazla dayanamaz ve nişan yüzüğünü gözyaşlarıyla sevdiğine verir. Aralarındaki ölümsüz aşk maalesef bitmiştir. Kim için, ne için? Her ikisinin de dünyaları yıkılmış, hayat artık onlar için zindan olmuştur. Bu durumu bir türlü kabullenemeyen sevgililer, tüm engellere ve baskılara rağmen 6 ay sonra tekrar birlikte olmaya karar verir. Bir daha asla ayrılmayacaklarına söz verirler. Erkek ve kız tarafı da bu aşk karşısında artık pes eder ve 5 ay sonra muhteşem bir düğünle evlenirler. Genç çift karı-koca olmuştur. Evlendiklerine, kimselerin onlara ilişmediğine inanamazlar, mutlu-mesut yaşarlar.

Sizce de öyle mi? Değil elbet!

***

Bu sefer farklı durumlar patlak verir. Aile bireylerinin büyüklük taslamaları, tuhaf tutumları hat safhaya çıkar. Karı-koca olmanın sadece sevmekle olmayacağı anlayan tecrübesiz çift, ne yapacağını şaşırır. Zaman geçtikçe biraz daha olgunlaşan çiftimiz, çocuklarının da dünyaya gelmesiyle aile olmanın nasıl bir şey olduğunu kavrar. Sular çekilmiş, tansiyonlar düşmüş, ortalık kısmen sakinleşmiştir. Evin reisi işine gücüne bakıyor, ailesini geçindirme derdindedir. Boş laflara, dedikodulara aldırmaz. E, artık kendi ailesi vardır. Yine de saygı, terbiye ve sabırlarından ödün vermezler. (Devam Edecek…)