Üst üste gelen zamlar vatandaşın belini iyice büktü. İnsanlar evlerini geçindiremez, temel ihtiyaçları olan gıda ürünlerini alamaz hale geldi. Akaryakıta peş peşe gelen zamların ardından, döviz kurlarının tavan yapması temel gıda ürünlerinden, yaş sebze-meyve fiyatlarında hemen etkisini gösterdi. Döviz kurunun önüne geçilemez yükselişi, ülkemizde iğneden-ipliğe her ürünün katlanarak zamlanmasına neden oluyor.
KULLANMADIĞIMIZ ELEKTRİĞİN FATURASINI ÖDÜYORUZ
Döviz kurunun önüne geçilemez yükselişi karşısında elektriğe, doğal gaza, tüp gazına inanılmaz zamlar geldi. Kısacası gıdadan giyime, şarküteriden bakliyata her ürün zamlandı. Ne ilginçtir ki kimse buna dur demiyor, diyemiyor!
Elektriğe zam demişken; aklıma gelen ve benim oldukça dikkatimi çeken küçük bir örnek vermek isterim.
Bizzat şahidim; oturduğum evin yan komşuları yaşlı karı-koca aylardır evlerinde yoklar. Üstelik koca evde sadece ikisi yaşıyor, yani başka kimsesi yok. Mersin yolu üzerinde bir bağ evinde yaz başından beri kalıyorlar. Bizim eve elektrik ve su faturası geldiğinde, doğal olarak onlara da geliyor. Hanemize gelen faturalarla o insanlara gelen fatura nerdeyse aynı. Yani 3-4 aydır evlerinde olmayan insanların evine geçen ay 150 TL elektrik faturası geldi. Gariban yaşlı çift evlerinde bile değiller. El insaf!
Her vatandaşın olmazsa olmaz sorunları bunlar. Yani istesek de, istemesek de hiç bir hak iddia etmeden boynumuzu büküyor ve gelen faturaları bir şekilde ödüyoruz. Artık gelen fatura miktarını bir şans olarak görüyor, kaderimize razı oluyoruz.
Peki, neden bunun önüne geçilmiyor?
Gerçi geçen hafta içinde Cumhurbaşkanımızın açıkladı. Artık elektrik faturalarından TRT ve Enerji Fonu payı faturalara yansımayacakmış. Ee bu da bir şey elbet…
***
Dar gelirli vatandaşın daha hesaplı alış veriş yaptığı semt pazarlarından söz edelim birazda…
Sorarım sizlere; Semt pazarı denince aklınıza ne gelir?
Semt pazarları; Meyve ve sebzenin hem taze, hem de ucuz satıldığı yerlerdir, öyle değil mi?
PEKİ, GEÇMİŞ DÖNEMDE SEMT PAZARLARI NASILDI?
Geçmiş dönemde, yani çocukluk dönemimizde annelerimiz hiç istemememize rağmen, çocuklarını zorla pazara götürürdü. Annelerimiz tek bir cümle söylerdi, ‘Kalk bir işe yara, benimle pazara gel. Bana yardım edersin!’ derdi. Neden böyle söylerlerdi peki? Çünkü pazardan elleri dolu, dolu gelirdi de ondan. Sadece pazar arabasının dolması yetmiyor, yanlarında yedek getirdikleri pazar çantaları da doluyordu.
Meyve ve sebze o kadar bol ve ucuzdu ki, o yüzden evlerimize sadece dolu pazar arabası ile değil, yine içi dolu pazar çantalarıyla dönerdik. Saatlerce o semt pazarından çıkamazdık… Küçücük yaşımızda pazardan o kadar yükle eve dönmek zulüm olurdu.
Sadece buzdolabı değil, annelerimiz mutfağın belli köşelerine pazardan almış olduğu ürünleri yerleştirirdi. Yani o dönemlerde bolluk ve bereket vardı.
Peki, şimdi nasıl? Daha doğru bir cümleyle, son birkaç yıldır semt pazarlarında fiyatlar nasıl? Vatandaşın alım gücü, esnafın satışları ne durumda?
ZAM… ZAM… ZAM…
Hem ucuz, hem de taze meyve-sebze almak için kurulan semt pazarlarındaki fiyatlar, artık marketlerle aynı seviyede. Geçmişte yaşadığımız, şahit olduğumuz ucuz olan ve kalabalıktan adım atılacak yer kalmayan semt pazarlarında şimdi yeller esiyor.
Nedir bu insanların çektiği? Nasıl bir hayat yaşanıyor?
Dışarıda, yani sokakta-çarşıda-pazarda neler oluyor? Hiç farkında mısınız acaba ey yetkililer!
***
5 OCAK TV ‘PAZARIN NABZI’NI TUTUYOR
Çarşı-pazar demişken; 5 Ocak TV olarak Adana’nın farklı mahallelerinde kurulan semt pazarlarında vatandaşlarla röportajlar yapıyoruz. Ekip olarak Pazarın Nabzı’nı tutuyoruz.
Semt pazarları; Meyve ve sebzenin hem taze, hem de ucuz satıldığı yerler demiştim. Adı üstünde halk pazarı…
Gelin görün ki pazardaki meyve-sebze fiyatları cep yakıyor. Adana gibi bir memlekette domatesin kilosu 5-6 TL, biberin kilosu 15 TL, marulun tanesi hiç 8 TL olur mu? Oluyor işte… Üstelik yakında bu fiyatlar ikiye katlanacak. Malum kış geliyor ve kaçınılmaz son ile yüzleşeceğiz. Bilmiyorum fark ettiniz mi? Meyve fiyatlarından hiç bahsetmedim bile…
Pazar alış verişinde pazar arabasını dolduramayan o kadar insan var ki. Çocuklarının, torunlarının istedikleri meyveleri alamayanlarla dolu bu memleket.
‘Pazardaki fiyatlar nasıl?’ diye sorduğumda ise vatandaşın hemen hepsinin ağzından tek bir cümle çıkıyor; ‘Pazar, ateş pahası!’ (Devam Edecek…)