Benim yıllardır tekrarlamadan bıkmadığım bir sözüm var.
“Felaketler kader değildir. Onlar çok uzun süre önce, hem de haber vererek “Sorumsuz sorumluların” ihmalleri sonucu gelirler.
Arz’ın dengesini insanlara bir felaket olarak sunan, tabiatın kendisi değildir.
Onunla yani tabiatla dost olmasını bilmeyen insan’dır kabahatli olan.
Yıllardır süregelen, Adana ve çevresinin kabusu haline gelen sağanak yağışlar ile, ülkedeki orman yangınları, bu yağışların insanlara verdiği zararlar söz edeceğim.
Benim tek tek döküm yapmama gerek yok sanırım.
Türkiye insanı, günlerdir televizyonlardan, gazetelerden ve radyolardan; orman yangınları ile yağmurlardan kaynaklanan sel felaketlerinin kötü bilançolarını izliyor.
Devlet büyükleri ve Belediye Başkanlarından yaralarının sarılacağı müjdesini bekliyor.
Bir tane vatandaş kalkıp ta demiyor ki “ bu felaketleri için gerekli önlemleri almayan yöneticiler istifa etsin ve hesap versinler”
Bu güne kadar duymadım ki, bir tane belediye başkanı ortaya çıkmış;
“Alt yapı yatırımlarına bizim bütçemiz yetmiyor. Devletten yardım gelmezse bu felaketlerle baş etmemiz olanaksız. Her yağan yağmurda ve her çıkan yangında böyle olur” deme cesaretini göstermiş olsun.
Milletvekilleri, bakanlar ve hükümet te, aynı teranenin arkasına takılmış gidiyor.
Bu güne kadar bir devlet büyüğünün ağzından;
“İçel ve Adana’nın altyapı eksiklerini en kısa zamanda tamamlayacağız. Bundan sonraki yağmurlarda ve sıcaklarda, aynı felaketler yaşanmayacak” gibi sözler duymadık.
Ben; bırakın bu sözleri, felaketin sorumluluğunu üzerine alıp da, halkından özür dileyen bir yetkili bile görmedim bu güne kadar ülkemde.
Ama başka ülkelerde, daha asil davranışlara bile şahit oldum.
Acı ama gerçek.
Hatırlayanlarınız olacaktır.
Geçtiğimiz yıllarda; Japonya’da bir belediye başkanı, kendisinden önceki dönemde yapılan bir köprünün bir sel felaketi sonucu yıkılması üzerine, sorumluluğun kendisine ait olduğunu ifade ederek istifa etti.
Eğer bu başkan bizden biri olsaydı, hiç şüphe etmiyorum ki, bu olayı aslanlar gibi lehine kullanır “İşte gördünüz, benden önceki başkanın yaptırdığı köprünün halini. Bir sele dayanamadı” der üstüne üstlük bir de prim toplardı.
Oysa Japon başkan bakın ne dedi istifa ederken;
Devlet ve kamu hizmetleri, bir bütünün devamıdır. Kopukluk olmaz. Sizden öncekinin devamını getirmezseniz, uzun vadeli hiçbir hizmet tamamlanmaz.
Beni sevenler yıkılan köprüyü, benim yaptırmadığımdan bahisle, yıkılmasındaki sorumluluğun bana ait olmadığını söyleyerek beni teselli etmeye çalıştılar. Ama benim belediyecilik anlayışım bu değil. Sizden öncekinin tamamladığı şeylerin de sağlıklı devam etmesinin sorumluluğu size aittir. İşte bu sebepledir ki ben bu köprünün bakımını yaptırmalıydım. Yıkılma sebeplerinin önlemini önceden almalıydım. O köprünün ayaklarına bu kadar su hücum etmemeliydi.
Japon Başkan bunları söyleyerek istifa etti.
Üzülerek söylüyorum, ben böyle bir davranışın yurdumun insanında olmayışına kahroluyorum.