Başlık karamsar, evet.
Ama bugün Adana’nın haline bakan herkes için bu karamsarlık bir ruh hali değil; açık bir tespittir.
Bir zamanlar bereketin, emeğin, sıcağın ve samimiyetin şehri olan Adana, şimdi sahipsiz bir miras gibi ortada duruyor. Ne tamamen terk edilmiş ne de gerçekten sahiplenilmiş… En acısı da bu.
Şehir dediğimiz şey yalnızca asfalt, beton, kavşak değildir. Şehir; hafızadır. Kültürdür. İnsanına verdiği değerdir.
Oysa Adana’da hafıza her gün biraz daha siliniyor. Plansızlıkla… İlgisizlikle… “Sonra bakarız” anlayışıyla…
-Bir şehrin aynası otogarıdır. “Projesi hazır” yeni otogar ortada yok.
-Vakıflar Sarayı yıkıldı; üç yıldır şehrin göbeğinde bir boşluk, bir atıl alan olarak duruyor.
-Kent merkezinde “Büyük Postane” olarak bildiğimiz bina yıkıldı; yerinde şimdi sadece rüzgâr esiyor.
-Hafızamızda özel bir yere sahip olan Kasım Gülek Köprüsü yıkılıyor; yerine yapılacak projenin nasıl olacağını bilen yok.
-Adana’nın üretim belleğinde önemli bir yeri olan Çukobirlik yıkılıyor; 87 dönümlük arazinin ranta kurban gidip gitmeyeceği sorusu ise havada asılı duruyor.
Bunlar yalnızca binalar değil. Bunlar bir şehrin hatıraları. Bir kuşağın çocukluğunu, gençliğini, emeğini taşıyan mekânlar.
Buradan yöneticilere seslenmek gerekiyor.
Sayın yöneticiler, bu şehir sizin için sadece bir görev süresi midir? Yoksa çocuklarınıza bırakacağınız bir emanet mi?
Adana’nın sorunu yalnızca trafik değil. Sadece çöp değil. Sadece kaldırım işgali, plansız yapılaşma ya da düzensiz tabela kirliliği de değil. Adana’nın asıl sorunu, öncelik olmaktan çıkarılmış olmasıdır.
Oysa Adana günü kurtarmayı değil, geleceği hak ediyor.
Bu şehir, pamuk tarlalarındaki alın terini de sanayideki emeği de, sokak aralarındaki samimiyeti de hak ediyor.
Bu şehir, projelerin şeffaflığını, hesap verilebilirliği ve ortak aklı hak ediyor.
Bu şehir, “yıkalım, sonra bakarız” anlayışını değil; “koruyalım, geliştirelim ve birlikte karar verelim” iradesini hak ediyor.
Şehir kimsenin değilmiş gibi davranıldığında, aslında herkes kaybeder.
Çünkü şehir hepimizindir.
Ve bir gün gideriz;
Ama bıraktığımız şehir, bizim gerçek imzamız olur.