Sayın Cumhurbaşkanı, Kızılcahamam Kampı’nda seçim sonuçlarını ayrıntılı olarak masaya yatırdıktan sonra,
Şunları söyledi:
“ADAY TESPİTLERİNDE YAPILAN HATALARIN nasıl VAHİM sonuçlara yol açabileceğini hep birlikte gördük.!
Bazı illerde gerçekten hiç beklemediğimiz, hayal dahi edemeyeceğimiz vahim sonuçlarla karşılaştık. Bunların her biri bizler için önemli birer derstir!”
“Ders” almak güzel de…Hataların tekerrür etmemesi için neler yapılacak?..
Bakalım:Bir dostumuz, “Şöyle bir ders vermek istiyor bazen gönül amma” dedi…
Dedi ve ekledi:
“İki ırgatla iner Süleymaniye, ama gel kaldıralım dendi mi heyhat o zaman!”
Merhum Akif’in Sayın Cumhurbaşkanı tarafından da sıklıkla kullanılan dizelerine atıf:
“Yıkmak, insanlara yapmak gibi kıymet mi verir,
Onu en çolpa herifler de emin ol becerir.
Sade sen gösteriver 'İşte budur kubbe!' diye,
İki ırgatla iner şimdi Süleymaniye.
Ama gel kaldıralım dendi mi heyhat o zaman,
Bir Süleyman daha lâzım, yeniden bir de Sinan.”
Bugün; “Süleymaniyelerin, Süleyman ve Sinanların” çok uzağındayız ama…
Memleketin karanlık günlere dönmesinden “endişe” edenler, bazı noktalarda “sıkıntılar” görseler de, Erdoğan’a sarılıyor…
Öbür tarafta yer alanlar ise, büyük bir hırs ve hınçla Erdoğan’a saldırıyor…
Bu öylesine yaman bir çekişme ki…
“Dostça ikaz ettiğinizde”, her iki tarafın da hücumlarına muhatap oluyorsunuz.
Bir kesim, “çıkarcı kesim” yani, “kraldan fazla kralcı” edasıyla saldırırken…
Öbür taraf, “dostça ikaz ettiğinizi” vurmaya, bitirmeye çalışıyor.
Bu durumda da adeta “düşmana malzeme verir!” duruma düşüyorsunuz.
Hiç ikaz etmemek bir yol, ya da sadece “yüz yüzeyken söylemek…”
Lâkin o yollarda da öyle “mayınlar” var ki…
Yaşamayan bilemez!..Böyle bir ortam…
Tam manasıyla “fitne kazanı, gel de arada kaynama!..
ERDOĞAN’I SANDIK YOLUYLA DEVİRMEK!
Recep Tayyip Erdoğan, “vatandaşın oyuna dayanmaktan başka bir yolu olmayan” bir Lider.
Seçimlerden herhangi birinde “kesin mağlubiyet” alacak olsa, cümle alem biliyor ki fena, çok fena yiyecekler!..
Bir Lider’in en güçlü olduğu yanı, aynı zamanda en zayıf olduğu yanıdır.
Sayın Erdoğan, “sandıkta” çok güçlü.
Onu kesin olarak bitirmeyi hedefleyenler için “seçmenle” arasındaki muhabbete “darbe” indirmek tek çıkar yol.
Bunun için her söylediğinden “cımbızlamalar” yapmak ve sözleri bağlamlarından kopartarak “algıyı saptırmak” en çok kullandıkları yöntem.
Bu yıpratma ameliyesi bütün şiddetiyle ve her seferinde “kayadan parçalar kopartarak” sürüp giderken…
Bu ortamda “dostça” ikaz etmeye çalışanların söyledikleri de büyük ölçüde “güme gidiyor” ya da “gürültüye karışıyor.”
Bunlar bir yana…“Sözlerin gittiği veya götürüldüğü” yerler bir yana…
Bir de, sayın Cumhurbaşkanı’nın Kızılcahamam Kampı’nda dile getirdiği vaziyetler var.
Yakın vakitlerdeki seçim sonuçlarını ayrıntılı olarak masaya yatırdıktan sonra…
Şunları söyledi Sayın Erdoğan:
“Milletvekili seçimlerinde ADAY TESPİTLERİNDE YAPILAN HATALARIN nasıl VAHİM sonuçlara yol açabileceğini hep birlikte gördük.
Bazı illerde gerçekten hiç beklemediğimiz, hayal dahi edemeyeceğimiz sonuçlarla karşılaştık. Bunların her biri bizler için önemli birer derstir!”
“Ders” almak güzel…Geçmişten “hisse” kapmak…
Sayın Erdoğan’ın sırtı, hançer izlerinden görünmez hale gelmiştir herhalde.
Karşısında her türlü “şirinlik” gösterisinde bulunan, kendisini “lafta” yerlere göklere sığdıramayan nicelerinin ne tezgâhlar kurduğunu…
Vakti gelince de nasıl sırttan vurduğunu en iyi Sayın Recep Tayyip Erdoğan bilmez mi?..
Her şey oldu bitti, her türlü “ihanet” görüldü ve nihayet bu işin zirvesinde, FETÖ’nün kullanıldığı “15 Temmuz Darbe Girişimi İhaneti” yer aldı.
Bu ihanetin, “şer odaklarının” plânlarında bir “aşama”dan ibaret olduğu…
Bunların “asla” vazgeçmeyecekleri…
Plân’ın bu aşamasından sonra, “E, F, G, H, (…) ” aşamalarını da sırayla ve sonuç alıncaya kadar devreye sokmaya kararlı oldukları bu kadar belli iken…
Milletvekili listelerindeki “hata” ya da “fire” oranının kabul edilebilir sınırların altında olması gerekmez miydi?..
Bu firelere kimler sebep oldu, sebep olanlara ne yapıldı?..
Bundan sonra işler nasıl olacak?..Kimler, kimlere “referans” olacak?
Bunca badirenin sonrasında girilen o hayati seçimlerde…
“Aday tespitlerinde hayal bile edilemeyecek kadarolumsuz neticelere yol açan vahim hataların” yapıldığı yönündeki ifadelere şahitlik ediyoruz.
Sayın Erdoğan, “adayları” teker teker inceleme imkânına sahip değil elbet.
Listelerin belirlendiği aşamada araya Bosna Programı’nın (da) girmesinden dolayı konuya yüzde yüz konsantre olamayan Erdoğan…
‘’Bosna Programından dönerken…
Demişti ki:
“Ehliyet, liyakat önemli.Parlamento'daki prensiplerimize dikkat etmemiş, devamda hassasiyet göstermemiş arkadaşlarımızı listelere koymadık, koymuyoruz.”
Evet…
Büyük bir itinayla hazırlandığı ifade edilen listelerde de “bazı yerlerde hayal bile edilemeyecek kadar vahim kayıpların meydana gelmesine” sebep olan “hataların’’ yapıldığı söyleniyor bugün.Bugüne kadarki her seçimde böyle hataların yapıldığı…
Aslında büyük başarıların elde edildiği seçimleri de, büyük ölçüde “Erdoğan Karizmasının aldığı açık ve de seçik olarak ortadadır.
Görüntü “tek kişilik’’ takım” görüntüsüdür, bu değerlendirmeye katılmanın mümkün olmadığı söylense de “algı” bu yöndedir.
AK Parti tabanındaki “dostlarımızın” neredeyse tamamı da bu kanaati dile getirmektedir.
Önümüzdeki “yerel seçimler” için adaylar belirlenirken, bugüne kadar olan bitenden “ders” çıkartmak mühim de…
Bugüne kadar olanların bundan sonra olmaması için farklı şeyler yapmak gerekiyor, malûm.
Mesela…
“Yanlışta ittifak etmeyecek” olan “tabanın tercihlerini, “sapmalara uğramadan” yukarıya ulaştıracak bir yöntem?..
- yapılabilirse, yani, adaylar “tabanın” istediği adaylar olabilirse, mesele büyük ölçüde çözüme kavuşur.
Sayın Erdoğan “İlle de gelmelerini beklemeyelim, liyakat ve ehliyet sahibi adaylara kendimiz gidelim ve teklifte bulunalım.” diyor.
Bu güzel de…“Pratiğe” nasıl geçecek?..
“Düzene çomak sokma” potansiyeline sahip isimleri kafadan karalamak için ellerinden geleni yapacak tıynette nice “işini bilir dalkavuk” var piyasada.
Bunlarda “gıybet, dedikodu, iftira” bol.Her şartta menfaat kollamaktan başka bir “ilkeleri’’ de yok.
Bunlar, işlerine gelen ismi binbir usulü kullanarak parlatabilir ve yine yanıltabilirler!..
Ben “Gidip kendimiz bulalım!” yaklaşımının da çok işe yarayacağını, çok müspet sonuçlar vereceğini zannetmiyorum yani, “Taban, taban, taban!..”
Hele yerel seçimlerde “doğrudan tabanın tercihlerine kulak vermekten başka çare yok.
Sayın Erdoğan’ın İstanbul’a Belediye Başkanı olmasını sadece “taban” istiyordu malûm!..
SON SÖZ: ‘’ İŞİ EHLİNE VERİNİZ.’’ * Hz. Muhammed*