Sebep, sonuç ve kolaycılık(1)

Sebepler sonuçları doğurur.

Eğer sen sonucu sebep zannedip, onun üzerine gidersen, işte o zaman çuvallarsın.

Ekonomistler, enflasyonu sonuç olarak görür ve bunu gidermenin kırk türlü yoldan en uygununu seçerek en azından frenler.

Bu kırk çözümden biri de faizdir.

Eğer sen faizi sebep zannedip,onu boğmaya kalkarsan, enflasyonu azdırtırsın.

Faiz dövizi dellendirir,döviz enflasyonu körükler.

Hani ayran yaparken tuzu kaçırırsan su katarsın.

Bu defa cıvık olur.

Katılaşsın diye yoğurt eklersin. bu defa da tuzu az gelir ya.

İşte; faiz, döviz,enflasyon ilişkisi piyasa koşullarında fasit daire gibidir.

Gıda fiyatlarının artması sonuçtur.

Sen onu sebep zannedip, ithalat yaparsan, mazotu, gübreyi,yemi pahalıya alan köylünü; ucuza mal eden yabancıların çiftçisi ile aynı maça çıkarıyorsun demektir.

Fiyat artışını ithalatla çözmeye kalkarsan,ertesi sene köylü ekmez.

Sen de bu defa üç katına yersin.

Çiftçiler köy kahvesinde oturup "Bu sene ne ekersem kar edebilirim?" diye sohbet ederler.

Bu sohbetin özü "Acaba bu sene patatese mi, yoksa soğana mı ithal müsaadesi verilecek? Acaba hangisini eksem de mal elimde kalmaz?"

İsabetli kararı verirse köşeyi döner de, tersi olursa?

Ya marketçinin, ya da marketler zincirinin kucağına oturur.

Besici ihtiyacının yarısını mera'dan bedava ,yarısını da yem bedeli ödeyerek karşılar.

Sen meraları köylünün elinden alırsan, yemi de İthalat'a bağımlı kılarsan "Et fiyatları niye artıyor?" diyemezsin.

Sen şeker fabrikalarını özel sektöre verirsen,hayvan yemi olarak  pancar küspesinden de mahrum olursun.

İleriki günlerde de Mısır Şurubu'ndan yapılan şekere mahkum olup "kanser niye arttı?" diye hayıflanırsın.

Ülkemiz 3 büyük felaketle karşılaşmış; hepimizi, ekonomist, tıpçı,deprem uzmanı yapmış.

Bizim belimizi büken en büyük etken, petrol ve dolayısı ile elektriktir.

Şimdi benim bir lokma aklımla anlatacağım gerçeklere bir bakın.

Dünya'nın en güçlü devletlerinden biri olmamamız için,hiç bir sebep olmadığını göreceksiniz.

Biz "petrolümüz yok"diye hayıflanacağımıza, Allah'ın bize hediye ettiği kaynaklara bir bakalım.

Hiç tükenmeyen, Güneş, Rüzğar ve Su.

Rüğar'ı  kullanmaya başladık.

Su'yu da kullandık.

Ama, dere yataklarını tahrip ederek, doğa'nın dengesini bozduk.

Güneş enerjisine gelince.

Bitmez, tükenmez bir nimet.

İddia ediyorum ki; Türkiye'deki her evin damına ve Güney cephesine "Güneş Paneli" monte etsek, bu hususta petrole ihtiyacımız olmaz.

Arabalarımızın tamamını elektrikli yapsak, sulama yapmak için her tarlaya panel döşesek; programa  ilaveten enerjide kullanabileceğimiz, Kömür, Bor ve Toryum'u eklersek, kim tutar bizi?

(Devam Edecek)