Senin için ölürüm!
Seni benden fazla kimse sevemez!
Kalbimim sahibisin!
Bu dünyada en çok seni sevdim!
Sen benim kaderimsin!
Ya benimsin, ya toprağın! Vs. Vs. Vs.
Bana kimse aşktan, sevmekten bahsetmesin..
Yukarda yazmış olduğum sevgi sözcüklerinin hepsi hava cıva.
Bakın elin adamı nasıl seviyor…
O elin adamı, belki de yeryüzüne gelmiş en sapkın insan.
Az sonra daha iyi anlayacaksınız…
***
İşte karşınızda Carl Tanzler…
Hastasına olan aşkını, hastası öldükten sonra büyük bir saplantı haline getiren radyoloji uzmanı Carl Tanzler'in hikâyesi tüyler ürpertici cinsten.
Carl Tanzler, nam-ı diğer Kont Carl Von Cosel, pek çok yeteneğe sahip bir adamdı. Almanya doğumlu radyolog, dokuz üniversite diploması olduğunu, eski bir denizaltı kaptanı ve başarılı bir mucit olduğunu iddia ediyordu. Gerçekte ise; Florida Key West'teki birleşik devletler deniz hastanesinde çalışmak için karısını ve çocuklarını terk etmiş eksantrik ve yalnız bir adamdı.
1927'de hastanede işe başladıktan sonra Carl, nispeten düşük bir profil çizdi ve çoğunlukla içine kapandı. Ta ki Maria Elena Milagro de Hoyos ile tanışana kadar.
21 yaşındaki Kübalı güzel, muayene için geldiğinde Carl, Hoyos'un rüyalarının kadını olduğunu hemen anladı. Carl, yıllardır kaderinde hayatının aşkı olmasını dilediği, siyah saçlı güzel bir kadının hayalliyle yaşıyordu. Carl'ın muayenesi kötü bir prognoz (öngörü) ortaya çıkardı ve Hoyos'a o zamanlar oldukça ölümcül bir hastalık olan tüberküloz teşhisi kondu. Ancak Carl, ruh eşini bulmuştu ve onun hayatını kurtarmaya kararlıydı.
Hiçbir masraftan kaçınmayan ve hastane otoritesine karşı gelen Carl, Elena için mucizevi bir tedavi bulmaya koyuldu. Ev yapımı özel toksinler ve ilaçlar uyguladı. Tedavi için Hoyo'ların evine yasa dışı yollardan röntgen ve elektrik ekipmanları getirdi. Tüm bunları yaparken Elena'yı bol, bol hediye yağmuruna tuttu ve aşkını ilan etti.
Ancak Tanzler'in tüm çabalarına rağmen, 25 Ekim 1931'de hastalığına bağlı komplikasyonlar nedeniyle Elena hayatını kaybetti.
***
Tanzler, Elena'nın pahalı bir mozoleye gömülmesi için aileye ısrar etti. Tüm masrafları üstlenerek cesedin temizlemesi ve düzeltmesi için bir cenaze levazımatçısı tuttu. Ancak ailenin bilmediği bir şey vardı; mozolenin anahtarına sahip tek kişi Tanzler'di.
İki yıl boyunca her gece Elena'nın mozolesini ziyaret eden ve bu takıntısıyla herkesi ürküten Tanzler, işinden kovuldu ve Elena'nın ebedi istirahatgahına gitmeyi bıraktı; Hoyos'un ailesi de onun bu davranışını oldukça tuhaf buldu.
Tanzler'in gece ziyaretlerinden tatmin olmaktan çok uzak olduğunu bilmiyorlardı. Hayatının aşkı ile daha fazla zaman geçirmeye ihtiyacı vardı. Bu yüzden Elena'nın hızla çürüyen cesedini eski bir uçağın içine kurduğu derme çatma bir laboratuara taşıdı. Paris alçısı, teller, balmumu ve cam gözler kullanan Tanzler, Elena'yı "hayata döndürdü!" ve onu evine götürerek yatağını paylaşmaya başladı. (Devam Edecek...)