Hatırlayınız...
"Adana'da deniz olsaydı memleket top yükün ihya olurdu" diyenler vardı.
Bir türlü "onlar" olamayanlar, dün de bugün de yarın da bir OT olamadılar, belli ki olamayacaklar.
Bu "somut gerçek" bir kenara değil, bin kenara yazılsın ve asla unutulmasın.
"Adana'da deniz olsaydı, bu memleket ve bu memleketin cefakar insanları paraya para demez, sterlin derdi" diyerek, hindi gibi kabaran cenah, gerçeği görmedi, yaşamadı, bilmedi.
Daha doğrusu;
-Görmezden geldi.
-Bile isteye yaşamadı.
-Bilmemek için de sonuna kadar direndi.
.....
Adana'da gıpta ile bakılan, her yanıyla muhteşem görünen deniz'in kralı var.
Adana'da güneşin, kumun, kumsalın, yakamozun, balığın, yengecin, dalyanın, havyarın, daniskası var.
Adana'da insanları Mevlana merhameti ile ağırlayıp, Yunus gönlü ile uğurlayan, aslan gibi davranan Karataşlılar var.
Adana'ya 48 kilometrelik bir mesafesi var Karataş'ın.
Yürüseniz zorlanmazsınız.
İstanbul'da 4-5 saatte varamayacağınız mesafede olan yerler için; "İstanbul'da deniz var" deniliyor da...
75 dakikada varabileceğiniz
mesafesi olan Karataş için;
"Adana'nın denizi" kelamı neden edilmesin?
.....
Adana ve dahi Çukurova'da konuşmaktan öte bir OT olmamışlar yüzünden çok önemli değerlerimizi kaybettik.
Televizyonumuzu, radyomuzu, havaalanımızı çaldılar.
Dikkat buyurun, "aldılar" demedim, "çaldılar" dedim.
İkisinin arasına Antarktika’yı koysanız sığar.
Siliklikten, sahipsizlikten sorumsuzluktan, sinmişlikten, suskunluktan, korkaklıktan, iş bilmezlikten, banallıktan, duyarsızlıktan, çapsızlıktan "bana ne"cilikten, BİRİZ, BİZİZ, BİZLERİZ diyememekten
geldi bunlar başımıza.
Eeeeeee... Sen, "BEN" demeyi bilmiyor ve başaramıyorsan...
Elin oğlu sana asla acımaz, elinde, avucunda ne varsa alır, seni "sersefil" bırakır.
-Mana yüklü bu sözlerim meseleyi "mesala" diye anlayanlara KISSA'dan değil, UZUN'dan hissem olsun.