Son yıllarda yaşadığımız küresel salgın süreci bize bir gerçeği yeniden hatırlattı. Sağlık her şeyden önce gelir. Dengeli beslenmenin güçlü bir bağışıklık sisteminin ve bilinçli yaşam alışkanlıklarının ne kadar kıymetli olduğunu yaşayarak gördük. Ancak çoğu zaman gözümüzün önünde olduğu için ihmal ettiğimiz bir konu var. Ağız ve diş sağlığı. Oysa sağlıklı bir yaşamın kapısı tam da oradan açılıyor.
İnsan vücudu kusursuz bir sistem üzerine kuruludur. Zincirin bir halkasındaki sorun tüm yapıyı etkiler. Ağız ve dişler bu sistemin başlangıç noktasıdır. Besinlerin doğru parçalanmaması yalnızca diş kaybına değil, sindirim problemlerine de yol açar. Çiğnenmeden yutulan her lokma mideye ekstra yük bindirir. Bunun yanında sağlıklı dişler konuşma netliğimizi, sosyal hayattaki özgüvenimizi ve hatta gülümsememizi doğrudan etkiler.
Bugün dünyada en yaygın sağlık sorunlarından biri diş ve diş eti hastalıklarıdır. Çoğu insan hayati risk taşımıyor düşüncesiyle gereken önemi vermese de, ihmal edilen küçük bir çürük zamanla ciddi enfeksiyonlara, diş kayıplarına ve yüksek tedavi maliyetlerine dönüşebilir. Sağlık ihmali affetmez ertelenen her kontrol ileride daha büyük bir soruna kapı aralayabilir.
Elbette yalnızca dişleri fırçalamak yeterli değildir. Kullandığımız diş fırçasının ve diş macununun kalitesi de en az düzenli temizlik kadar önemlidir. Çok sert kıllı bir fırça diş minesini aşındırabilir, diş etlerinde çekilmeye neden olabilir. İçeriği güvenilir olmayan koruyucu özelliği yetersiz macunlar ise beklenen faydayı sağlamaz. Diş yapısına uygun, hekim önerisiyle tercih edilen ürünler uzun vadede büyük fark yaratır. Ucuz diye alınan kalitesiz bir ürünün bedeli ileride pahalı bir tedavi olarak karşımıza çıkabilir.
Günlük hayatta tükettiğimiz asitli içecekler, şekerli atıştırmalıklar ve paketli gıdalar da diş minesinin en büyük düşmanıdır. Özellikle gazlı içecek alışkanlığı çürük oranını artırmaktadır. Bunun yanında sert kabuklu kuruyemişleri dişle kırmak ya da dişleri bir araç gibi kullanmak da ciddi hasarlara yol açar. Diş dayanıklı olduğu kadar hassas bir yapıdır bilinçsiz kullanım onu zayıflatır.
Sevindirici olan ise ağız ve diş sağlığı bilincinin artık okullarda küçük yaşlardan itibaren öğretilmeye başlanmasıdır. İlkokul çağındaki çocuklara doğru fırçalama teknikleri anlatılıyor, sağlıklı beslenmenin dişlere etkisi öğretiliyor. Ancak bu bilginin kalıcı olabilmesi için aile desteği şarttır. Çocuk evde görmediği bir alışkanlığı sürdürmez. Eğer anne-baba düzenli fırçalama konusunda özenli değilse okulda verilen eğitim kısa sürede unutulur.
Diş hekimine gitmek için ağrıyı beklemek en büyük hatalardan biridir. Oysa yılda en az iki kez yapılacak rutin kontrol, oluşabilecek sorunların erken teşhis edilmesini sağlar. Küçük bir çürük basit bir dolgu ile çözülebilecekken, ihmal edildiğinde kanal tedavisine hatta diş kaybına kadar ilerleyebilir. Koruyucu sağlık anlayışı hem daha ekonomik hem de daha sağlıklıdır.
Sabah ve akşam ayrılacak iki dakika, ileride yaşanabilecek büyük sorunların önüne geçebilir. Kendimiz için çocuklarımız için ve sağlıklı yarınlar için ağız ve diş sağlığını ihmal etmeyelim.