Türkiye’de, çocuk işçiliği, çocuk istismarlığı, çocuk cinayeti, çocuğa şiddet, çocuk dilenci gibi canımızı acıtan, içimizi burkan birçok olaya tanık oluyoruz.
Geçtiğimiz hafta, Down Sendromlu çocuğumuza yapılan ayrımcılığın şokunu daha atlatmadan, Aydın’da yaşanan bir olay yeter artık dedirtti.
İçimizi de yüreğimizi de yakan, insanlığımızı sorguladığımız bu olaya kısaca göz atalım…
***
Aydın’da 1,5 yaşındaki bebeklerini bakıcıya emanet eden aile, çocuklarının ağlama krizlerinden şüphelenir. Bebeklerinin garip davranışlarının nedenini merak eden aile, eve kamera yerleştirir ve gerçekler ortaya çıkar.
Şüphelerinde haklı çıkan aile, evlerine yerleştirdikleri kamera görüntülerini izleyince, gördükleri manzara karşısında şoke olur.
1,5 yaşındaki bebeğin babası, yaşanan çirkin olayın şöyle anlatıyor;
“Çocuğumda gece uykusundan uyanmalar, aile bireylerine vurmalar, evden çıkınca sürekli ağlamalar olmaya başladı. Bu tarz hareketleri yaşayınca biz de eve kamera yerleştirdik. Kardeşim iş yerinde kamera görüntülerine bakıyor, darp ve şiddet olaylarını görüyor. Bu olay bütün anne-babalara örnek teşkil etsin. Anne-babalar hep çalışıyoruz. Çocuklarımızı bakıcılarla büyütmek zorunda kalıyoruz. Gerçekten çok dikkatli olmamız gerekiyor” diyerek, evladının yaşadığı bakıcı kâbusunu gözleri dolu dolu anlattı.
Vakit kaybetmeden ellerindeki görüntülerle polise başvuran aile, bakıcıdan şikâyetçi oldu ve bu kalpsiz, vicdansız bakıcı tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Eyy vicdan yoksunu, Allah’tan korkmaz, kuldan utanmaz kadın, ne istersin el kadar bebeden!
Söylenecek o kadar şey var ki…
Ne diyeyim;
Böyle insanları Allah ıslah etsin.
***
Çocuk istismarlığı, çocuk cinayeti, çocuklara şiddet, engelli çocuklara ayrımcılık gibi mide bulandıran olaylardan yıldık usandık.
Bize ne oldu, hangi ara bu kadar gaddar ve gâvur olduk!
Ülkemizde çocukların gündeme geldiği toplumsal olaylar doğrultusunda çocukluğa, çocuk olmaya dair bakış açısına yönelik yaklaşımların ve politikaların acilen değişmesi gerekir.
Sosyal politikalara ağırlık verilerek, çocukların ülkemizdeki konumu güçlendirilmeli.
İnsanlık suçuna eş değer olan çocuklara karşı her türlü kötü davranış cezasız kalmamalı.
Suçlu, zanlı hiç fark etmez, öyle 3-5 gün ceza ile kurtulmamalı.
Bunların önüne geçebilmek için, toplumun bilinçlenmesi ve en önemlisi caydırıcı cezaların verilmesi son derece önemli.
Bunun için ise, Türkiye’de sadece çocuklardan sorumlu bir bakanlık olmalı.