Andımız’ın yazarı Reşit Galip’i anlatıyorduk.
Atatürk’e kafa tutan Reşit Galip’i.
***
Mustafa Kemal’in üzüntüsü yüzünden okunuyordu.
“Ankara’ya kadar gidecek adama 25 lira mı verilir? Bari benim hesabımdan bir kaç yüz lira verseydiniz..Cebinde beş parası yok, ama karakterinden taviz vermiyor”
“Parası yok ama, cesareti var” diye mırıldandı.
Bu tatsız hadise kulaktan kulağa yayıldı.
Ankara’ya dönen Reşit Galip, her girdiği ortamda, ağır eleştirilere uğruyordu.
Ölçüyü kaçırdığı için suçlanıyordu.
Bu tatsızlığa yine Mustafa Kemal son verdi.
Bir hafta kadar sonra Reşit Galip’i yine sofraya davet etti.
Hemen yanındaki koltuğa oturttu.
Her zamanki sıcaklığıyla, hiçbir şey olmamış gibi sohbet etti.
Ve bir yıl sonra…
Fikirlerini savunmak için, karakterinden taviz vermeyen, zoru görünce eğilip bükülmeyen, kendisine bile kafa tutmaktan çekinmeyen bu mangal yürekli devrimciyi Milli Eğitim Bakanı yaptı.
Andımız’ı, işte bu Reşit Galip yazdı.
Bakanlığı döneminde Üniversite Reformu yaptı.
Medrese kalıntısı öğretim üyelerini tasfiye etti.
Öğretmenlere genel bütçeden düzenli maaş ödenmesini sağladı.
Anadolu Medeniyetleri Müzesi’ni hayata geçirdi.
Bu arada maalesef Zatüree oldu.
O yüzden Bakanlığı bırakmak zoruna kaldı.
Evine çekildi.
Karyolasını kütüphanesine taşıttı.
Ve çok genç yaşta (41 yaşında) hayata veda etti.
Zaten topraktan önce kitaplarına gömülmüştü.
Rahmetli olduğunda cebinde sadece beş lirası vardı.
Sadece 5 lira.
Oysa o bir hekimdi.
Türkiye Cumhuriyeti’nin de bir bakanıydı.
ÖRNEK’TEN DE ÖTE
Onu günümüz vekillerine örnek göstermek yeterli olmaz sanırım.
Geçmiştekilere de, günümüzdekilere de, gelecektekilere de…
Öldüğünde, cebinde sadece 5 lirası vardı.
Hekim, Milletvekili, Bakan..
Ha, o Beş liradan öte 3 de kızı vardı.
Evi kiraydı.
Eşi Afet İnan’dan yardım istedi.
Bundan Mustafa Kemal’in haberi oldu.
Reşit Galip’in emanetlerine, başlarını sokacak bir ev alındı.
“Ne mutlu Türk’üm diyene” kavramının ruhu budur.
“Yurdumu milletimi özümden çok sevmek” budur.
“Varlığım Türk varlığına armağan olsun” budur.
Türk alerjisi olanların zannettiği gibi, herhangi bir etnik kökeni dışlamaz.
Ne mutlu Türküm diyene; bütünlüğü içinde, anayasal haklarla vatana , millete aidiyeti, Cumhuriyet ideallerini barındırır.
Saygıyı, sevgiyi içselleştirir, kalkınma hedefini simgeler.
Andımız’a yönelik husumetin, kinin, nefretin sebebi gayet açıktır.
Andımız okutulan Milli Eğitim Sistemi Reşit Galip’ler gibi, yurtsever, özgür karakterli, özgüvenli, mücadeleci, toplumcu, sorumluluk duygusuna sahip, ilerici, insan odaklı evlatlar yetiştirmeyi amaçlar.
Ne Mutlu Türküm diyene.