PUTİNİN RUS HALKINA SESLENİŞİ…2

Libya’ya karşı gayrı meşru askeri kuvvet kullanımı, bu devleti tam bir imhaya götürdü ve devasa bir uluslararası terörizm odağının doğmasına yol açtı. Dahası, Libya trajedisi, Kuzey Afrika ve Yakın Doğu’dan Avrupa’ya kitlesel bir göçe de yol açtı. Suriye için de benzer bir kader hazırlamışlardı. Batı koalisyonunun bu ülke topraklarındaki, Suriye hükümetinin ve BM Güvenlik Konseyi'nin rızasını almadan yürüttüğü askeri faaliyetler, saldırganlık ve askeri müdahaleden başka bir şey değildir. Hiç kimsenin, ülkemize yapılacak doğrudan bir saldırının bozguna ve her tür potansiyel saldırgan için korkunç sonuçlara yol açacağından kuşkusu olmamalıdır. Dünya hakimiyeti iddiası güdenler, açıkça, karşılığını görmeksizin, ve altını çiziyorum, hiçbir temeli olmaksızın bizi, Rusya’yı düşman ilan ediyorlar. Gerçekten de büyük mali, bilimsel-teknolojik ve askeri olanaklara sahipler. Bunu biliyoruz ve iktisadi sahada bize yönelik devamlı seslendirilen tehditleri de tıpkı bu küstah ve kesintisiz şantaja karşı kendi olanaklarımız gibi objektif şekilde değerlendiriyoruz. Bunları illüzyona kapılmaksızın, son derece realist şekilde değerlendiriyoruz. Askeri sahaya gelince, çağdaş Rusya, SSCB’nin dağılmasından ve onun potansiyelinin önemli bir bölümünün harcanmasından sonra bile, bugün, dünyanın en büyük nükleer güçlerinden biridir ve dahası, bir dizi yeni tip silahta da belirgin bir üstünlüğe sahiptir.

Evet, Putin Rus halkına böyle sesleniyor.

Bu arada, günlerdir yaygara yapan ABD ne yapıyor?

Necati Doğru bu konuda bakın ne diyor;

Gerilim, sıcak çatışmaya dönüştü. Bütün dünya için, en çok ta bizim ülkemiz için, uzun ömürlü bir sancı başladı. ABD-ÇİN ve Rusya arasında Ukrayna üzerinden güç pazarlığının alt yapısını oluşturmak üzere, ilk adım atıldı. Oysa ABD, bu pazarlığı kapatmıştı. Peki, bu süreçte ABD ne yaptı dersek;

Vietnam, Afganistan, Irak, Suriye ve Libya’ya girdi mi, girdi. Ne diyordu ABD; İşgal ettiği ülkelere,’’ Demokrasi, İnsan Hakları ve Serbest Pazar Ekonomisi’’ getireceğini söylemişti. Vura vura, bombalaya bombalaya, öldüre öldüre, demokrasi gelecek ve dünya ‘’ABD’’ merkezli olacaktı. Ve bu durumun insanlığın yararına olduğu belirtilmekte idi. Ama olmadı. ABD, güç kullanarak girdiği tüm bu ülkelerde, yıkıma sebep oldu. ABD tarihi açısından kara bir lekedir bu durum.

Dünya da ABD’nin sebebiyet verdiği bu gelişmeler yaşanırken, ÇİN, umulmadık bir model geliştirdi ve dünya ölçüsünde atılım yaptı. Bütün dünyayı kucaklayan bir ekonomik güce ve yüksek askeri teknolojiye ulaştı. ÇİN, uzun uykusundan sonra, ABD karşısına, ‘’2.Merkezli Dünya’’ dayatması ile çıktı. ABD ve ÇİN dünyaya yeterdi.

Ne var ki, ilerleyen zamanlar da bu, böyle olmadı. Şimdi de sahneye Putin çıktı. Ve gönlünde yatan, ‘’ 3 Merkezli Dünya’’ isteğini açık etti.

Dünyanın paylaşılmasında ABD ve ÇİN’in yanı sıra, Ben de varı dedi. Bu isteğini de, Ukrayna’ya hareket düzenleyerek, tüm dünyaya ilan etti.

Bundan böyle, coğrafi ve bölgesel konumlar da dikkate alındığında, ‘3 Merkezli bir Dünya’’ ile karşı karşıya olduğumuzu rahatlıkla söyleyebiliriz.

SON SÖZ:’’ HOŞ GELDİN, 3.MERKEZLİ DÜNYA’’