Prof.Dr.Zeki Palalı diyor ki

Müze mi, cami mi, yoksa ibadethane mi?

Ayasofya için çok şey söyleniyor.

Kilise olarak mı kalmalıydı, yoksa cami olarak” ibadethane” vasfını korumalı mı?

Çok şey söyleniyor.

Bu hususta gerçek söz sahiplerinden biri olan Prof.Dr. ZekiPalalı ise şöyle diyor;

“Ayasofya’yı anlatanların büyük çoğunluğu; meselenin gerçek sebebini ve ‘Montrö Anlaşması’ ile ilgili bağlantısını anlatmıyorlar.

Ayasofya, İstanbul’un silahlandırılması ve Hitler’den korunması için müze haline getirildi.

Bu olay o dönemin siyasi bir manevrası idi.

Lozan Antlaşması ile İstanbul ‘Silahsız Bölge’ ilan edilmişti ve İstanbul’da tk bir Türk askeri bulundurulamıyordu.

Türk silahlı gücü bu metropol kentte olmadığı için İstanbul tam olarak Türklerin hakimiyetinde değildi.

Bu durum çok tehlikeliydi.

Atatürk yeni bir hamle için,uygun zaman kolladı.

Nihayet 2.Dünya Savaşı başlamadan önce, Hitler’in ve Mussolini’nin ‘İstanbul’u geçerek Rusya’ya saldırması’ öngörüsünü Gazi Mustafa Kemal sezmişti.

O dehanın şu ön görüşüne bakın ki, 2. Dünya Savaşı’nda gerçekten de Hitler Rusya’ya saldırmıştı.

Ve Atatürk hamlesini yaptı.

İşte şimdi tam zamanı idi.

Yıl 1934.

Tamam Lozan Antlaşması ile İstanbul Türkler’e ait oldu ama, antlaşmaya göre, Türk Ordusunun İstanbul’da bulunması yasaklanmıştı.

Bu konu Gazi Mustafa Kemal’in canını sıkıyordu.

İstanbul Türkiye toprağıydı ama, Türk Ordusunun oraya girmesi yasaktı ve İstanbul korunmasız bir halde idi.

Atatürk; İstanbul’a Türk Odusunun girip, tam egemenlik sağlamak için bir antlaşma yapmak istiyordu.

Almanya’nın Hitler tehdidini, çok büyük bir fırsat görerek hamlesini başlattı.

Bu anlaşma ile Lozan Antlaşmasına ilave madde olacaktı.

Bu antlaşmanın adı “Montrö Antlaşması”dır.

Hitler tehdidinin sekiz yıl önceden farkında olan Gazi Mustafa Kemal, İstanbul’un stratejik önemini Rusya’ya bildirdi.

Onun öngörüsüne inanan Rusya, Hitler’in gelecekteki tehdidine önlem almak için Atatürk’e tam destek verdi.

Aynı zamanda; Hitler tehdidinden korkan Avrupa ülkelerinin de bu görüşe ikna edilmesi gerekiyordu.

Avrupa devletlerini de bu antlaşmaya çekmek için, Ortodoks Dinine mensup olan ülkeleri yemlemek gerekiyordu.

Çünkü Ayasofya, Fatih Sultan Mehmet’in fethinden önce bir Ortodoks Kilisesi idi.

Ve Atatürk büyük oyununu oynadı.

Ayasofya’yı müze haline getirterek, Ortodoks Cemaati’nin de sempatisini kazanıp, onların tam desteğini aldı.

Arkasından Montrö Antlaşmasını gerçekleştirerek büyük bir başarı sağladı.

O gün İstanbul Türk Askerleri ile doldu.

Montrö Antlaşması ile İstanbul tam olarak Türklerin eline geçmiştir.

Yani Ayasofya’nın müzeye döndürülmesinin kritik sebebi; İstanbul’un silahlanması için Ortodoks’lara karşı kurulmuş ince bir siyasi oyundur.

Bu bir fetihtir, zaferdir, aklın gücüdür.

Montrö Antlaşması, Atatürk’ün büyük başarılarından sadece biridir.