PAZARTESİ SOHBETLERİMİZ

Yaz ayları hariç , pazartesi günleri Erdoğan Sisli’ nin ofisinde toplanıyoruz.

Burada anılar anlatılır , tatlı sohbetler yapılır. Son haftamızda böyle neşeli geçti.

Kanuni ve bir iş adamı olan Zeki Torun, sesi güzel olduğundan ona , küçük yaşlardan beri şarkı söyletirlermiş. Sevdiği şarkılardan biri de Yesari Asım Aksoy’un ‘’Aşkım Yeniköy sahili deryasını sardı’’ şarkısı. O şarkıda doldurduğun peymanaye işve katardım kısmında bizim sevgili arkadaşımız Zeki, İşvenin manasını bilmediği için vişne katardım diye söylermiş.

Günün birinde , bir hanımefendi onu köşeye çekmiş ve bu vişne değil , işvedir diye uyarmış.

Yıllar sonra bir vesileyle Zeki , Yesari Asım’la buluştuğunda bu olayı anlatınca, ünlü bestekar kahkahalarla gülmüş.

Havuz başında hurma – çapkın karşımda durma – kirpiklerin ok olmuş. YeterBağrıma vurma daki hurmayı ben durma diye bilirdim. Bu yanlışımı, oğlu Kanuni ve neyzen Haldun Demiröz ‘ün babası, Memduh Hoca düzeltti.

Yakın arkadaşım kanuni ve besteci Turgut İçten’in anlattıkları da oldukça ilginç .

Turgut 14 – 15 yaşlarındayken ders çalışmaya gidiyorum diye evden çıkar, Üsküdar musiki cemiyetine devam edermiş. Annesi şüphelenmiş ve semt karakoluna giderek oğlunu izletmiş. Bir gün musiki derneğinde şarkı söylenirken kapı açıldı , annem iriyarı bir bekçi ile içeriye girdi. Şefimiz Emin Ongan, anneme buyurun ne istiyorsunuz diye sordu. Annem de, oğlumun nereye gittiğini merak ettiğim için buradayım dedi.

Emin Ongan anneme oturun ve bizi dinleyin ricasında bulundu. Şarkılara devam ettik. Annem o kadar hoşnut kaldı ki , buraya devamıma izin verdi.

Turgut İçten (kanun) , Sadun Aksüt (tambur) , Şekip Ayhan Özışık (ud) , Cumhur Geçergil (keman) , Hurşit Ungay (kudüm) birlikte , bir süre İstanbul radyosunda canlı olarak saz eserleri icra etmişler. Böyle bir program sırasında , ünlü kemani Cevdet Çağla , elinde kemanıyla bizim stüdyoya girdi ve nazik bir tavırla, keman biraz zayıf , takviyeye geldim diyerek bizimle programı tamamladı.

Turgut’un bir başka anısı , İnci Çayırlı , Feriha Tunceli ve ben , bir gün Ercüment Batanay’ın evine gittik. Kendisi evde olmadığı için , kapıyı babası tamburi Kemal Batanay açtı. Ona Ercüment için geldiğimizi söyleyince, öfkeyle şunları dedi.

‘’ tamburu hariç o herif , makbul biri değildir , hiçbir işe de yaramaz. Hepimiz şaşırdık kaldık,ve Ercüment ne yaptı ki , babası bu sözleri söyledi diye düşünüp durduk.