PATENT SAYISI İLE EKONOMİK BÜYÜME ARASINDAKİ İLİŞKİ

Bir önceki yazımda Çin’in ekonomik büyümesinde yüksek teknoloji içeren ürünlerin ihracatının ne kadar önemli olduğunu irdelemiştim. Bugün yüksek teknoloji içeren ürün üretiminde patent sayılarının önemine dikkat çekmek istiyorum. Önce sayılara bakalım. Dünya Bankası’nın 2018 yılı verilerine göre Çin’in 1.393.815 adet yeni patent tesciliyle ilk sırada yer aldığını görüyoruz. A.B.D. 285.095 adet ile 2. sırada, Japonya’nın 253.630 adet ile 3.sırada yer aldığı sıralamada, ülkemizin 7.156 adet yeni patent tescili ile İran’ın gerisine düşmesi dikkatimizi çekmektedir. Tablonun tamamı incelendiğinde, patent sayısında üst sıradaki ülkelerin, yüksek teknoloji ürünü ihracatında da ilk sıraları paylaştıkları açıkça ortaya çıkmaktadır. Bunun doğal sonucu olarak ekonomilerinin büyüdüğü, zenginliğe, refaha hızlı bir şekilde ulaştıkları görülmektedir.

Yeni buluş ve icatların ekonomileri hızlı bir şekilde geliştirdiği çağı yaşıyoruz. Ülkeler artık buğday, arpa, mısır, tekstil, ayakkabı, demir, çelik, kömür benzeri üretimleriyle öne çıkmıyor. Sayılanları üreten ülkeler artık zengin ülke de sayılmıyorlar. Yapay zeka, robot, bilgisayar, akıllı telefon, internet yazılım programları üretenlerin hızla zenginleştiği bir dünyadayız. Zenginlik, güç, kuvvet artık bilgi teknolojilerini üretenlerin tekeline geçti. Bunlara sahip olanların her şeyi belirleyeceği bir döneme giriyoruz. Patent denilen şey aslında bilgi ve teknolojinin tapusudur. Sahibinden izinsiz başkalarının kullanımını engellemektedir. Yüksek teknoloji ürünlerini üretmek veya kullanmak isteyenler yüksek bedel ödemek zorundadır. Örneğin 250 gram ağırlığındaki bir akıllı telefonu satın almak için 13 ton buğday üretilmesi gerekmektedir.

Ülkemizin bilgiye ulaşarak, bunu teknolojiye dönüştürmesi için öncelikle okuyan, araştıran, yargılayan, değerlendiren kafa yapısına ulaşmış insanlara sahip olması gerekmektedir. Sadece dinleyen, her söyleneni gerçek kabul eden, itiraz etmeyen, araştırmayan insanlarla buna ulaşması mümkün değildir. Nitekim, son yüz yılda dikkat çeken bir icat, buluş, yenilik yapamamış olmamızın temel nedeni budur. Kaynak yetersizliği olayın tali kısmını oluşturmaktadır. Elektriği, telefonu, televizyonu, bilgisayarı icat edemeyen toplumumuzun yıllardır az gelişmişlik çemberini kıramadığı ortadadır. Geleceğimizin bu günlerden daha güzel olması için sanayileşme sürecini tamamlayarak zaman yitirmeden bilgi çağını yakalaması elzemdir. Aksi halde her alanda ciddi sıkıntılar yaşaması kaçınılmaz olacaktır. Okuyan, araştıran, yargılayan, değerlendiren nesilleri araştırma-geliştirme fonlarıyla destekleyecek ülkemizin kısa sürede bilgi ve teknolojide mesafe kaydettiğini görmemiz şaşırtıcı olmayacaktır.

Saygılarımla