ÖZGÜR AKIL VE AYDINLANMA ÇAĞI

Akıl denen tanrısal cevheri , yaradılıştan taşıyan yegane varlık insan. Bedenen güçsüz olmasına rağmen aklı sayesinde , her şeye egemen olmuşuz.

Akıl yetisi kullanılmazsa , kullandırılmazsa , engellenirse o akıl , düşünce üretemez. O zamanda akıl, esaret altına girmiş olur.

Akıl; düşünce ve muhakeme yeteneğidir. Bilgiyle gelişir ve hayatımıza yön verir. Başkalarının ipoteğinde olan , başkalarının kurallarına göre yaşayanlar sürü insanlarıdır. Böyleleri iz bırakmadan, unutulur gider. Kendileri için değil de, başkaları ve dünya için kalıcı işiler yapanlar , iz bırakırlar , ölümsüzleşirler. Gerçek ömür de, bıraktığımız izlerin derinliği kadardır.

Yaşanılan çağın alışılmış inanç sistemini , ekonomik düzenini değiştirmeye çalışanlar , hep saldırıya uğramışlardır. Tüm zorluklara rağmen başarıp değiştirenlerse , tarihte iz bırakanlardan olmuştur. Ama aklını , kendi seçtiği yolda kullanmaya kalkanların çoğu dışlanmış , işkence görmüş , hatta öldürülmüştür.

12. , 13., 14. YY lar da kiliseler, papalık ve dini örgütler bilim– sanat - siyaset – devlet idaresi dahil her şeye hakim olmuşlardı. Ayrıca, varlık bakımından çok zengindiler. Ahlaksız papazlar , rahibeler ortalığı doldurmuştu. Kaybedilmiş karanlık bir dönemdi. İlim, mantık , felsefe durmuş ve de gerilemişti.

O yıllarda farklı inanç ve görüşlerin söylenmesi , dini tartışmalar yasaklanmış , uymayanlar acımasızca öldürülmüştü.

18. yy ise , bu kötü gidişe , bu karanlık döneme dur diyen bir çağ, Aydınlanma Çağı. Aydınlanma , her konuda akla öncelik tanıyan bir düşünce sistemi. Bu sistemle , bilimde, felsefede büyük gelişmeler oldu. Bilim ve devlet yönetimi, kilise vesayetinden , dini baskılardan kurtuldu. Akıl , özgürlüğüne kavuştu.

Aydınlanma tamamen insan aklının ürünü ve de başarısı. Bu çağda akıl , önyargılardan , düşünce , boş inançlardan kurtulmuş oldu. Bu sayede toplumsal yaşamda, ekonomi de değişti, gelişti.

Aydınlanmanın parolası E. Kant’ın ‘’Aklını kendin kullanmak cesaretini göster’’ sözüydü.

Kant diyor ki .’’ İnsan kendi aklını kullanmalı .Bu konuda başkalarının kılavuzluğunu , yardımını istememeli. Bunu yapamazsa, kişi kolayca rahata alışır , aklını kullanamaz hale gelir. İnsanlar kendi aklını serbestçe , özgürce , kitle önünde de , kamu önünde de kullanmalı.’’

1789 Fransız İhtilalinde yayınlanan İnsan ve Vatandaş Hakları Bildirgesine göre ,’’ İnsanlar hür doğar , hür yaşar ve eşit haklara sahiptir. ‘’ Bu önemli görüş sosyal hayatta yer buldu, ve topluma huzur getirdi

Aydınlanma Çağı ile birlikte, bilim , sanat, edebiyat ve siyasette gelişmeler yaşandı. Değerli birçok eser ortaya çıktı. Bilim ve teknolojideki ilerlemeler de, sanayi devrimini getirdi.

Yalan , cehalet , taassup her zaman var olan kötülükler . Bunların yüzünden özgür aklı korumak, zor olabilir. Bunun için devamlı mücadele , konuşan – dinamik – çok sesli bir toplum lazım.

Özgür aklın önemini bilelim , onu korumak için ne lazımsa yapalım.