İHA'ya konuşan Akıncı, ABD ile İsrail'in Ortadoğu'ya yönelik stratejilerinin artık tam anlamıyla örtüşmediğini belirtti.
"ABD ve İsrail'in Hedefleri Farklılaştı"
Doç. Dr. Akıncı, hem ABD hem de İran tarafında diplomatik çözüm arayışının sürdüğünü ifade ederek şunları söyledi:
"Saldırıların başladığı ilk günden itibaren ABD ile İsrail'in bölgeye yönelik hedeflerinin farklılaştığını görüyoruz. ABD İran ile müzakereleri sürdürürken İsrail'in bu süreci sabote edip etmeyeceği tartışılıyordu. Gelinen noktada bunun sahaya yansıdığını görüyoruz."
Akıncı'ya göre İsrail, İran'ın bölgedeki etkisini azaltmayı ve kendi bölgesel üstünlüğünü güçlendirmeyi hedeflerken, ABD ise İran ile anlaşma sağlayarak Ortadoğu'daki yükünü azaltmak istiyor.
"İran Algısal Üstünlüğü Ele Geçirmeye Çalışıyor"
İran'ın son dönemde daha aktif bir strateji izlediğini belirten Akıncı, Tahran yönetiminin doğrudan karşılık vererek hem bölgesel aktörlere hem de uluslararası kamuoyuna mesaj verdiğini söyledi.
"İran savaşın algısal üstünlüğünü ele aldıktan sonra İsrail'in bölgedeki beklentilerini boşa çıkaracak hamleler yapıyor. Bu durum çatışmanın seyrini etkileyen önemli faktörlerden biri haline geldi."
Küresel Ekonomi İçin Tehlike Büyüyor
Savaşın yalnızca bölge ülkelerini değil, tüm dünyayı etkileyebileceğini vurgulayan Akıncı, enerji piyasalarında yaşanabilecek dalgalanmaların küresel ekonomiyi zorlayabileceğini ifade etti.
"Enflasyonist baskılar sadece bölge ülkelerini değil Batılı devletleri ve Asya ekonomilerini de etkileyebilir. Bu nedenle dünyanın birçok ülkesi tarafları yeniden müzakere masasına dönmeye çağırıyor."
Hürmüz Boğazı Kritik Rol Oynuyor
Bölgedeki en stratejik noktalardan birinin Hürmüz Boğazı olduğunu belirten Akıncı, İran'ın elindeki en önemli kozlardan birinin bu geçiş noktası olduğunu söyledi.
"Hürmüz Boğazı İran'ın elindeki en önemli kozlardan biri. İran savaşın maliyetini enerji jeopolitiği üzerinden artırmaya çalışıyor. ABD ise boğazın savaş öncesindeki işleyişine dönmesini istiyor."
Akıncı, Hürmüz Boğazı'nın hem çatışmaların hem de olası barış görüşmelerinin merkezinde yer almaya devam edeceğini belirterek, bölgedeki gelişmelerin dünya ekonomisi ve enerji piyasaları açısından yakından takip edilmesi gerektiğini ifade etti.