Bir önceki yazımda ülkemizin 1923-1980 yılları arasında uyguladığı “planlı kalkınma” modelinin aksiyonu olan Beş Yıllık Kalkınma Planları ile devletin ekonomik faaliyetlere katılımı, bunun iktisadi ve siyasi hayatımıza etkilerini irdelediğimi hatırlatırım. Yine değinilen yazımda, daha sonraki dönemde planlı kalkınma modelinden vazgeçilerek ekonominin yerli ve yabancı özel sektör firmalarına terk edilmesi, iktisadi devlet teşekküllerinin satılarak veya kapatılarak tasfiyesi sonucunda yaşanan tarihimizin en büyük ekonomik krizini değerlendirdiğimi vurgulamak istiyorum.
Bu yazımda ise yeni uygulamaya konulan Orta Vadeli Programın ekonomi üzerine olası etkilerini tartışmaya açıyorum. Öncelikle hazırlanan program günümüzün sorunları olan büyüme, enflasyon, işsizlik, döviz kurları ve yüksek faize çözüm bulmaya odaklanmıştır.Programın başarılı olup olmayacağını kestirmek güçtür. Hatta başarı veya başarısızlığını direkt etkileyecek yakın gelecekle ilgili her hangi bir öngörü içermemesi şaşırtıcıdır. Örneğin olası bir iklim değişikliğine bağlı kuraklıkla mücadeleye dönük projelerin olmaması büyük bir eksikliktir. Aynı şekilde, başta Suriye ve Afganistan’dan olmak üzere yakın ve uzak coğrafyadan alınan göçün ekonomik ve sosyal uyumu düşünülmemiştir.Bu konu oldukça hassas olup, en kısa sürede çözüm beklemektedir.
Kuraklık ve göçmenlerin uyumu kadar önemli olan bir diğer konu Türkiye’nin ileri teknoloji üreten bir yapıya kavuşturulmasıdır. Ne yazık ki ülkemizin üretim ve ihracatında ileri teknoloji içeren ürünlerin oranı oldukça düşüktür. Bu üretim şekliyle maalesef zenginleşmemiz mümkün değildir. Gelişmiş ve zengin kabul edilen ülkelere baktığımızda bunların, otomobil, bilgisayar, cep telefonu, uçak, robot ve yapay zeka teknolojilerini ürenler ve sürekli geliştirenler olduğu görülmektedir. Ülkemiz bu konuda çok geri kalmıştır. Aradaki mesafeyi hızlı bir şekilde kapatabilmesi için düşünen, sorgulayan, yaratıcılığı ve yeteneği ön plana çıkaran nesiller yetiştirecek şekilde eğitim sistemini düzenlemelidir. İnsanını yüksek teknolojiyi üretebilir hale getirdikten sonra bu alanlara yatırım yapacak yerli ve yabancılara uygun yatırım ortamı sağlanmalıdır. Sözü edilenlerin hayata geçirilmesi halinde ülkemizin yüksek büyüme hızını yakaladığı, enflasyon ve faizleri makul düzeye indirdiği, işsizliği hallettiği, döviz kurlarının sorun olmaktan çıkarttığı görülecektir.
Saygılarımla,