ÖNCE SEVR, SONRA LOZAN

24 Temmuz 1923 tarihi, dünyada 1. Dünya Savaşı'nın ilk aşamasının bittiği tarihtir. 103 yıl önce 24 Temmuz'da Lozan'da Türkiye'nin Cumhuriyet olmasının ve tam bağımsız Türk Devleti olmasının belgesi alındı. İşte bu belge, bugün hâlâ, her şeye rağmen Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin varlığını sürdürmesinin tapu senedi oldu. Lozan Anlaşması’nı yani bir tapu senedini tartışmak isteyen bir takım aymazların ne olduklarına bakmak gerektir. Bir kere Milli Mücadele ile mücadele eden hain anlayışın Lozan Anlaşması'nı tartışmasının anlamı olabilir mi? Ne yazık ki, bu Milli Mücadele haini güruh, Milli Mücadele destekçilerinin enerjilerini boşa harcamalarına neden olmuşlardır. Çünkü orta yerde Sevr'i tartışmak varken Lozan'ın tartışılması ile göz boyanmasına neden olmuşlardır. Birazcık vicdanı, aklı, vatan, millet duygusu, ahlâkı olan bir insanın Lozan Anlaşması'nı mı eleştirmesi gerekir yoksa Sevr'den nefreti mi ortaya koyması gerekir? Lozan Anlaşması ne için yapıldı? Yani, bu Anlaşma neyi ortadan kaldırmak için yapıldı? Vahdettin ve Damad Ferid hükümetinin imzaladığı Sevr Anlaşması'nı yırtmak, yok saymak için yapıldı. Bu apaçık gerçek ortada ve çıplak gözle görülür olduğu halde, birileri bize nasıl olur da Sevr yerine Lozan'ı tartıştırabilir? Çok ilginç değil mi? Lozan'ın şu eksiği varmış, bu eksiği varmış... eeeee, Peki var(!)! Ne olacak? Şimdi soruyorum: Eksiği de varsa(!) Lozan mı, Sevr mi? Haydi bakalım, asıl soru ve asıl konu bu. Bugün, abd temsilcisi ve yerli işbirlikçileri önümüze neden Sevr'i koyuyorlar da Lozan'ı unutturmak istiyorlar. Bundan da gerçek durum çok açık bir biçimde görülmüyor mu? Ne diyorlar? "1919'da planlarımız yüz yıl ertelendi." Nedir 1919? Milli Mücadele'nin, yarı sömürge olmaktan kurtuluşun başladığı ve 4 yıllık ağır şartlardan, akan kanlardan sonra 24 Temmuz 1923'te Lozan Anlaşması'nın imzalandığı tarihtir. İşte bu dönemi içerideki ve dışarıdaki Sevr'ciler nefretle anıyorlar. Türk Milleti ise çok büyük çoğunlukla bu dönemi gururla anmakta, bu dönemin bütün kahramanlarını minnet duyguları ile anmakta ve Sevr'i o gün de bugün de destekleyenleri nefretle karşılamaktadır. Zaten Sevr Anlaşması'nı imzalayanları TBMM, imzalandıktan 9 gün sonra, yani 19 Ağustos 1920 tarihinde Kâzım KARABEKİR'in önerisiyle hain ilan etmiştir. Bu ilan hâlâ geçerlidir. Lozan Anlaşması'nın, Sevr'i yok saymak adına yapıldığını kabul etmeyenler TBMM'nin o kararı gereği hain konumuna düşerler. Bu nedenle Lozan Anlaşması'nı değerlendirirken mutlaka Sevr Anlaşması'nı göz önüne almak gerektir. Biz Lozan'a, karşımızdaki Devletleri yenmişiz de öyle gitmişiz gibi. Milli Mücadele'de kanla savaştığımız Rum ve Ermeni Lozan'da karşımızda yoktu. Çok ilginç değil mi? Peki kim vardı? 1.Dünya Savaşı sonunda bizim grubu ağır yenilgiye uğratan galip Devletler vardı. Sevr'i reddetmişiz, yırtıp atmışız. Bu dünya galip Devletleri "aferin size, iyi ettiniz, bizim imzalattığımız Sevr Anlaşması'nı yırttınız, elinize sağlık, gelin oturup çay içelim" mi diyeceklerdi, yoksa Sevr'in devamı için ellerinden geleni mi yapacaklardı? İkincisi olduğu çok açık değil mi? Nasıl? 20 Kasım 1922'de başlayan görüşmeler 23 Temmuz 1923 tarihinde neden sonlandı acaba? Lozan görüşmeleri ne kadar sürmüş, bakın bakalım. Lozan Anlaşması'nı Büyük Başbuğ Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK'ün tanımıyla yazımızı sonlandıralım: "Lozan Anlaşması, asırlardır Türk Milleti'ne kurulan suikastın, Sevr ile sonlandırdıklarını zannettikleri bir zamanda bozulmasını sağlamıştır."