Önce Devlet Adil Olmalı

Uzun yıllar yazmak istediğim, ancak bu güne kadar gerçekleştiremediğim bir yazı dizisi var.

Adaletin işlediği ağır aksak çark arasında, çok geç tecelli ettiğini gördüğüm, zaman zaman da gerçekleşse bile hiçbir işe yaramadığına şahit olduğum “geç gelen adalet adalet değildir” feryadını bir türlü gönlümce dile getiremedim.

Adana Adliyesi’ndeki pek çok hakim ve savcı dostumla da konuştum.

Bana haklılığımı belgeleyen pek çok örnek verdiler..

Ama avukat dostlarım da dahil hiç biri, bu tür örnek davaları dosya numaraları ile birlikte yazmaya yanaşmadı.

Biliyorum ki;

Mahkemeler çok uzun sürdüğü için, sonunda adil bir karar verilse de haklı bulunanlar haklarına kavuşamıyor.

Çünkü duruşmalar sırasında aradan geçen uzun yıllar içerisinde hemen her şey değişiyor.

İnsanlar ölüyor, suçlar zaman aşımına uğruyor, giden güzellikler geri gelmiyor.

Ben böyle düşünürken, kendisiyle sohbetim sırasında; yarım asırlık hukukçu dostum Av.Erşan Şayan;

“Sen bırak günün gerisinde kalmış yasaları, sözüm ona güncellenmiş olanlar, vatandaşı daha fazla mağdur ediyor” deyiverdi.

Israr etmeden de gerisini getirdi;

“Adı lazım değil, bir arkadaşın maliyeye cüz’i miktarda ama problemli bir borcu vardı. Adamın bir bankadaki borcunun 5 katı tutarındaki hesabına el konulmuş. Beraber maliyeye gittik ‘Alacağınızdan fazlasına neden el koyuyorsunuz?’ dedik.

‘Biz bütün bankalara yazı yazdık. Çünkü kimde ne kadar hesabınız var bilmiyoruz’ dediler.

Belli ki borç miktarını ve bloke edilmesi gereken miktarı yazmamışlar.

Demek ki bir yanlışlık olmuş düşüncesi ile ‘Bloke olmuş bankalardaki mevduat tutarı borcun 15 katını aşıyor, lütfen fazlasını serbest bırakırmısınız?’ dedik.

Cevap aynen şöyle; ‘hayır bırakamayız…Çünkü borcun problemi bitip tamamı ödeninceye kadar bankalardaki mevduatınızı kullanamazsınız…Maalesef böyle’

Maliye Bakanlığının bankalara gönderdiği 2 Kasım 2007 tarihli yazıya göre hareket ediyorlarmış.

Oysa 30 Haziran 2007 tarihli Resmi Gazete de yayınlanan 1 nolu tahsilat genel tebliğinde, hacizle ilgili bilgilerin, borçlunun sadece tebliğ tarihindeki banka hesaplarında mevcut olan varlıklarını kapsayacağı belirtiliyor.

Ancak maliye sonraki günlerde yatan tüm parlara da bloke koymaya devam ediyor”

Yani devlet gücünü haksız yere kullanıyor.

Yanımızda bulunan emekli bir maliyeci de bu saptamaya şu ilaveyi yapıyor;

“Beterin beteri var..Bu uygulamaların pek çoğu hukuka aykırı. Mesela ödeme emri tebliğ edilmeden banka hesaplarına haciz konuluyor. Bu bir suçtur…Şu anda ödeme emri tebliğ edilmeden banka hesaplarına el konulan ve perişan olan pek çok mükellef var Türkiye’de.

Sonra devlete borcundan fazla bir fasıldan alacağı olana da haksız yere haciz uygulanıyor”

Bu sözlerin sahibi, bir zamanlar bu tür uygulamalara imza koymuş eski bir maliyeci olunca insan dilini yutuyor.

Yani devlet gücünü, burada da haksız yere kullanıyor.

Eğer tüm kurumları ile, vatandaşların birbirinin hakkına saygılı olmasını istiyorsa, önce devletin kendisi “adil” olmalı.