Geçtiğimiz günlerde, bir SSK emeklisi aradı.
Biraz sohbet için, vaktim olup olmadığını sordu.
“Buyurun” dedim.
Anlattı.
Eşi bundan on-onbeş yıl kadar önce, Bağ-Kur’dan emekli olmuş.
Ancak emeklilik sırasında; ellerindeki evraklara bakarak “ 6’cı sıradan emekli olacaksınız” demelerine rağmen, kadını bir alt kademeden emekli etmişler.
Tahmin edeceğiniz gibi, o sıralar müracaatınızdan sonraki emeklilik işlemleri aylarca sürüyordu.
Aradan bir mevsim geçtikten sonra, geçmiş aylarla birlikte emekli maaşınızı almaya başlıyorsdunuz.
Bu arkadaşımız ve eşi de ilk paralarını büyük bir sevinçle alıyorlar.
Ama bakıyorlar ki; işlemler sırasında kendilerine söylenenden bir alt sırada emekli edilmiş kadın.
Tepebağ’daki Bağ-Kur binasına gidiyorlar.
Ahmet bey adındaki müdür yardımcısına çıkıyorlar;
“Müdürüm siz bize 6’cı kademeden emekliliği hak ettiğimi söylediniz. Ama ben 7’ci kademeden emekli edilmişim. Yanlışlık varsa düzeltmek için dosyama bir bakarmısınız?”
Müdür yardımcısı Ahmet bey’den aldıkları cevap şu;
“Buna itiraz hakkınız var. Ama ben size tavsiye etmem. Bakarsınız bir yanlışlık daha bulunur ve emeklilik hakkınız tümden iptal edilir”
Buyur buradan yak.
Ama burası Türkiye, her şey mümkün.
O yüzden bu karı-koca kanuni haklarını aramaktan vaz geçiyorlar.
Okuruma ben de “Karıştırma, bir çapanoğlu çıkmasın altından” dedim.
Sonra da ona; Hürriyet Gazetesi’nin ve Türkiye’nin önemli maliye uzmanlarından (geçtiğimiz yıl kaybettiğimiz) Prof.Dr. Şükrü Kızılot’un bana anlattığı bir hikayeyi anlattım.
Okuru Şükrü hocaya yakınıyor;
“Babam, bir süredir hacca gitmek için hazırlık yapıyor, emekli maaşını da biriksin diye bankadan çekmiyor.
O ‘param birikiyor’ diye sevinirken, 6’cı ayın sonunda, kayıtlarda onu öldürmüşler.
Birikmiş 6 aylık emekli maaşını da Sosyal Güvenlik Kurumuna geri göndermişler.
Bankaya gidip sordum ‘SGK böyle istedi. Babanızı öldüren onlar” dediler.
Ben ne kadar ‘babam yaşıyor, hem de turp gibi, bu yıl da hacca gidecek” desem, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun yolunu tutmak zorunda kaldım”
Benden 13 yaş kadar küçük olmasına rağmen Şükrü Hoca ile özel bir dostluğumuz vardı.
Zaman zaman kendisine “Senin idolün yoksa ben miyim Şükrü hoca” diye takılır “O niye ki?” dediğinde de “Ben Hürriyet’te çalıştım, arkamdan sen geldin. Ben Adana İktisadi ve Bilimler Akademisinde okudum, arkamdan sen aynı okula öğretim görevlisi olarak geldin” derdim, beraberce gülerdik.
Mekanı cennet olsun; bu vesile ile de değerli Maliye Uzmanı ve yazar, Prof.Dr. Şükrü Kızılot’u anmış olduk.
Ancak yukarıdaki hikayenin devamını merak edenlere söyleyeyim, uygulama halen devam ediyormuş.
Hatırladığıma göre bir süre önce de emeklilerden “halen yaşadığına dair” belge istiyorlardı.
O da devam ediyormu bilmiyorum.