Okulların açılmasına sayılı günler kala, velilerin sırtındaki yük her geçen gün daha da ağırlaşıyor. Kırtasiye malzemeleri, okul formaları, servis ücretleri... Liste uzayıp giderken, her bir kalemdeki yüksek fiyat artışları aileleri kara kara düşündürüyor. Geçen seneyle bu seneki fiyat farkı o kadar büyük ki, asgari ücretle geçinen bir ailenin bu masrafları nasıl karşılayacağı meçhul.
Devlet okullarında bile 1.700 TL'yi bulan forma fiyatlarından bahsedilirken, özel okullardaki 10.000 TL'leri aşan rakamlar, bu işin artık bir ticarethaneye döndüğünün acı bir göstergesi. Kirasını, faturalarını ve varsa kredi borçlarını ödemeye çalışan bir ailenin, bir de çocuğunun eğitim masraflarını nasıl karşılayacağı gerçekten düşündürücü. Bir babanın çocuğunu okula gönderirken gönül rahatlığı yerine ekonomik kaygı duyması, bu ülkede eğitimin ne kadar eşit olduğunu sorgulatıyor.
Oysa eğitim, gelecek demektir, umut demektir. Çocuklarımızın sırtındaki çanta, onlara ekonomik bir yük değil, aydınlık bir geleceğe açılan bir kapı olmalıdır. Kalemi kırık olsa da yazmaya devam eden, defteri boş olsa da umutla dolu olan bu çocuklar, ülkemizin geleceğini omuzlayacak olanlardır. Ancak mevcut şartlar altında bu yük, sadece çocukların değil, ailelerin de omuzlarına biniyor.
Her anne baba, çocuğuna en iyi eğitimi sunmak, en güzel çantayı, en iyi kıyafetleri almak ister. Fakat günümüz ekonomik koşulları, bu istekleri bir lüks haline getiriyor. Eğitimde sınıf ayrımının keskinleştiği, özel okullardaki imkânların devlet okullarında bulunmadığı bir sistemde, her çocuğun eşit eğitim hakkından söz edebilir miyiz?
Eğitimdeki bu eşitsizlik, maalesef ki aileler üzerinden çocuklara yansıyor. Oysa ki her çocuğun eğitim hakkı eşit olmalı, özel veya devlet okulu ayrımı ortadan kaldırılmalıdır. Bu mümkün değilse bile, en azından her iki okul türü için de makul fiyatlar belirlenerek ailelerin yükü hafifletilmelidir.
Eğitim, bir çocuğun hayata tutunması için en temel haktır. Bu hak, ticari kaygılara feda edilemeyecek kadar kıymetlidir. Unutmayalım ki, bir ülkenin geleceği, çocuklarının cebindeki parayla değil, zihnindeki bilgilerle şekillenir. Onlara güvenmeliyiz, destek olmalıyız ve o defteri güvenle açabilmelerini sağlamalıyız. Çocuklarımızın sadece geleceğini düşünebileceği, ekonomik kaygılardan uzak bir eğitim sistemi kurmak, hepimizin en büyük görevidir.