-Ben gelmeseydim,
-Ben yapmasaydım,
-Ben koşturmasaydım,
-Ben demeseydim,
-Ben ikna etmeseydim,
-Ben bilmeseydim,
-Ben ekmeseydim,
-Ben biçmeseydim,
-Ben harcamasaydım,
-Ben görmeseydim,
-Ben duymasaydım,
-Ben olmasaydım,
"Ne olurdu sen olmasaydın?"
Onu da Everest Dağı kadar büyüttüğün kelimelerinin kuyruğuna ekle de bilek be gardaş.
Söylemeyeceksen, imtina ediyorsan, "bana yakışmaz" diye düşünüyorsan..
Senin demediğini, demek istemediğini, ben diyeyim de "kainat" gerçeği bilsin ve unutmasın be gardaş;
-Biz olmasaydık seçimi kaybederdik" demek istiyorsunuz..
Tam da bu noktada, "nokta vuruş" yapıp, kimseyi kimseden ayırmadan zatialilerinize şu soruyu sormak isterim;
-Pardon da siz kimsiniz?
-İkinci plana itecek kadar "körbakar" takıldığınız partiniz CHP olmamış olsa, sizleri "aday" olarak açıklamasa, yarışı önde bitirme şansınız olurmuydu?
Bence olmazdı..
CHP, kalesi olarak gördüğü Çukurova'da seçim yarışına "şalgamcı İbo" ile girse "açık ara" kazanırdı be gardaş.
Büyükşehir ve Yüregir"de "aday profili" AZ da olsa öne çıkıyor.. Ancak bu bakış ve bu anlayış Seyhan ve özelliklede Çukurova ilçeleri için söylenemez..
Söylense de "avcarlanmış yalan" olur..
Çukurova'da şalgamcı İbo'yu örnek gösterdim..
Seyhan'da da durum aynı..
CHP, Seyhan adayımız "bicibicici Hacı" demiş olsa, seçimi yine "açık ara" kazanırdı..
Hele hele çok büyük bir rüzgar yakalamışken..
Demek ki neymiş;
Adanalılar, meseleye kişiye endeksli olarak bakmıyor, elindeki mührü 'altı ok'a basıyormuş.
Demek ki neymiş;
BEN-BEN-BEN dememek gerekirmiş..
Demek ki neymiş;
CHP sizlersiniz olurmuş, ama sizler CHP'siz olamıyormuşsunuz..
Anlaştıysak, ÜÇ KEZ tıklatın,
kapı kendiliğinden açılacaktır.!