O, Anadolu Rock’ın sürmeli çocuğuydu-2

İlk durağı Antalya oldu. Burada bir yandan animatörlük yaparken, bir yandan da küçük yerlerde müzisyenlik yapmaya başladı. Antalya’da istediğini bulamayınca Ankara’ya geçti. Burada barmenlik yapıp , sokaklarda şarkı söylemeye başladı.

Sadece bir müzisyen değildi Barış Akarsu. Ayrıca bir basketbolcu ve profesyonel yelken sporcusuydu. Zaman zaman da küçük heykelcikler yapıyordu, marifetliydi. Dedesiyle yakaladığı balıkları pişirir ve tadına doyum olmaz hamur işi lezzetlerini kendi elleriyle hazırlardı. İyi bir aşçıydı ama hepsinden önce müzik gelirdi onun için. Öylesine aşıktı ki müziğe içindeki yeteneği, sesi, çığlığı bastıramıyordu artık. Eline gitarı alıp yollara düşme zamanı çoktan gelmişti.

İlk durağı Antalya oldu. Burada bir yandan animatörlük yaparken, bir yandan da küçük yerlerde müzisyenlik yapmaya başladı. Antalya’da istediğini bulamayınca Ankara’ya geçti. Burada barmenlik yapıp , sokaklarda şarkı söylemeye başladı. Ankara’da da olmayınca İstanbul’dan önceki son durağı olan Karadeniz Ereğli’sine giderek barlarda şarkı söylemeye, yerel radyo ve televizyonlarda programlar yapmaya başladı. Karadeniz yolculuğu tam 4 yıl sürdü. Artık pişmiş, kendini gösterme zamanı çoktan gelmişti.     

***

Barış, nerede sesini duyursa orada seviliyordu. Elbette efendi kişiliği, insanlara duyduğu saygı da bu kadar çok sevilmesinin sebeplerinden biriydi. O dönemlerde televizyonlardaki ses programları çok popülerdi. Arkadaşları da onun bu yarışmalardan bir tanesine katılması için çok zorluyor ama Barış Akarsu hepsini ret ediyordu. Ancak yıllar sonra ‘Akademi Türkiye’ yarışmasının formatından etkilenecek ve bu yarışmaya katılmaya karar verecekti. İstanbul macerası da böylelikle başlamış olacaktı.

O gün gelmiş Barış Akarsu ‘Akademi Türkiye’nin yarışmacıları arasına girmişti. Asla yapmam dediği bir şeyi yapmış ve bir yarışma programına katılmıştı. Verdiği bir röportajdaysa bu yarışmaya katılma sebebini şöyle açıkladı; “Burada çok iyi eğitim veriliyor. Şan dersinden dansa, iletişimden diksiyona, İngilizceden ekranda nasıl durulacağına kadar çok şey. Burada tam donanımlı bir eğitim alınıyor ve bu tarz eğitim destekli yarışmalar iyi insanlar, iyi müzisyenler yetiştiriyor.”

Barış Akarsu yarışma sürecinde içten tavırları, mütevazı duruşu, sesi ve müziğiyle oldukça dikkat çekmişti. Amasra onu gururu bilmişti. Yarışma sonunda da beklenen ol du ve Barış Akarsu yarışmayı 1. olarak bitirdi. O kadar popüler olmuştu ki, ona vaat edilen ödüllere gerek bile kalmadan Türkiye’nin en çok dinlenen seslerinden biri oldu. Herkes onun albümünü bekliyor, konserlerine henüz albümü çıkmamasına rağmen on binlerce insan akın ediyordu.

Binlerce insanın beklediği albüm nihayet geldi. ‘Islak Islak’ albümüyle hem milyonlara kendisini dinletti, hem de Cem Karaca’ya benzeyen sesi ve duruşuyla onu yad etti. Artık ‘Islak Islak’ denilince akla sadece Cem Karaca değil, Barış Akarsu’da geliyordu.

Albümünden sonra ‘Ceyhun Yılmaz Show’, ‘Televizyon Makinasi’ ve ‘Gençlik Her Zaman’ gibi birçok televizyon programına katıldı. 2005 yılındaysa ‘Kimdir O’, ‘Amasra’ ve ‘Mavi’ şarkılarına klipler çekmiş, ortalığı kasıp kavurmuştu. Gönüllerde onun yüzü, dillerde onun şarkıları vardı. 2006 yılında çıkardığı ikinci albümüyle de piyasanın tam göbeğine oturdu. Sadece Türkiye’de değil, farklı ülkelerden de hayranları oluşmaya başlamıştı. Bu kadar ününün ve ardından gelen sevginin etkisiyle televizyon dünyası onu kıskacı altına aldı. Tabiri yerindeyse artık kurtuluş yoktu ve bir dizi oyuncusu olarak karşımıza çıktı. Artık o ‘Yalancı Yarim’ dizisinin Alfonso Tarık’ıydı.  Duygusal sahnelerdeki başarısı, sevimli halleri, sevdiği kadını sahiplenişi, aşkı için her şeyi yapabilecek gözü kara tavırlarıyla oyunculuktaki başarısını kanıtlamış oldu. Türk halkına, sevenlerine sevilen albümler, sevilen bir dizide başrol ve hayran bırakan bir oyunculuk. Muhtemelen her şey Barış’ın hayallerinin bile ötesindeydi. Tabii ki bu başarılarının bir karşılığı olmalıydı. ‘En İyi Rock Şarkıcısı Ödülü’, ‘En İyi Çıkış Yapan Şarkıcı Ödülü’, ‘Cem Karaca Özel Ödülü’ ve daha nice ödülleri sadece birkaç yıl içinde kazandı.

Kısacık müzik yolculuğuna üç albüm sığdırdı. 6 aydır ayrı olduğu kız arkadaşını saymaksak hayatında her şey yolunda gidiyordu. Barış, dizinin son çekimleri için bir süredir Bodrum’daydı. Diziden yol arkadaşı Cavit Çetin Güner’in anlatımına göre Barış 13:00’de dizide söyleyeceği şarkının kaydı için stüdyoya gelmişti. 15:30’da ise hayranlarıyla bir araya geldi. Gece ise parti vardı, DJ olarak sahneye çıkacaktı. Partiden elde edilecek gelir lösemili çocuklara bağışlanacaktı. Parti için yola çıkmışlardı, arabada 3 kişilerdi. Dizi çekimlerinin başlamasının üzerinden tam 1 yıl geçmişti. 20 Haziran 2007 Cuma akşamı 22:30 sularında, Bodrum’a 5 kilometre mesafede bulunan Torba Kavşağında 1 yıl önceki kaza sahnesinin aynısı yaşandı. Sürücü koltuğunda ayrı olduğu sevgilisi vardı ve bu kez yaşanan dizi çekimi değildi. Fakat Barış için hala umut vardı. Hastaneye kaldırıldığında kalbi dursa da, acil serviste yapılan müdahalenin ardından kalbi yeniden atmaya başladı.

5 gün süren yoğun bakımda dua ve umut dolu bekleyişin ardından acı haber geldi. Barış’ın durduğunda tekrar atmaya başlayan kalbi, bu kez tüm çabalara rağmen atmadı. Bu defa hiç biri rol değildi. Yönetmen bu kez kestik demedi ve bitti!

Ardında üzülen insanların yanında boynu bükük notalar, söylenmemiş şarkılar bıraktı ve sadece 28 yaşındaydı. Kısacık ömrüne kocaman bir sevgi sığdırmıştı. Her ne kadar göçüp gitse de aramızdan, yüreğimizin bir köşesinde hep yaşamaya devam etti. Gencecik ruhu, iyilik taşıyan yüreği, gönül verdiği şarkılarıyla bir Barış Akarsu geçti hayattan. Huzur içinde uyu Barış…