Değerli canlar sizlere;
"Ramazan Bayramınız kutlu olsun" demeyi çok isterdim.
Avcarlanmış ve üzeri bolca soslanmış "koca bir yalan" olacağı için diyemiyorum.
Şartlar ortada ve o şartları bize sunanlarda ortanın tam ortasında.
"Görünen köy klavuz istemez" demişler ya HANİ,
bu da onun gibi YANİ.
Vatandaş, kendisine sunulanlara (!) göre hareket ediyor,
Olmuyor.
Vatandaş, "Gıdım gıdım" diye bildiğimiz sözü, "naçar kaldım" havasına büründürüp, HİCAZ tadında bestelerken, burun deliklerinden değil, kulak deliklerinden solurken, yarınının ne olacağını bilemezken;
"Bayram gelse ne yazaaaar, gelmezse ne yazar."
Baklava, kadayıf, şöbiyet cep yakıyor, çikolatanın kilosu adamın iflahını söküyor.. Bayram şekeri, cüzdana küfür eder gibi bakıyor..
Sözünü ettiğim ürünlerin fiyatını söylemeyecegim;
-Çünkü utanıyorum,
-Çünkü ufalıyorum,
-Çünkü kahroluyorum,
-Çünkü kayboluyorum,
-Çünkü sıkılıyorum,
-Çünkü hicap duyuyorum,
-Ve çünkü nefessiz kalıyorum.
........
Kasadayız, sırada bekliyoruz..
Önümdeki vatandaş, eşi ile birlikte 2 market arabasını tıka basa doldurmuş.. Başına geleceği bildiği için ofluyor, tıslıyor..
Eşinin her dediğini alan kişi, kredi kartını çıkardı, kasiyerin hesabı bitirmesini bekliyor.. Kasiyer, işini bitirdi;
"Borcunuz 7 bin 893 lira 43 kuruş beyefendi" dedi..
Adamcağız, önce "sarı," sonrasında da "kırmızı" renge dönüşürken, "Vaaaaay benim Galatasaraylı güzel gardaşım" diyerek, boynuna sarılmak istedim, yapamadım..
Boğa gibi öfkeliydi çünkü..
Muhammet Ali'den "azametli kroşe" yemiş pozisyondaki adamcağız, kendine gelir gibi oldu.. Eşinin kulağına eğildi, O'na birşeyler değil, çok seyler fısıldadı..
Kredi kartındaki paranın, kasadaki paradan çok uzaklarda olduğunu anlayan "gönlü yaralı adam," kasiyere aynen şunu söyledi;
"Siz diğer müşterilerle ilgilenin.. Eşim burada kalsın.. Evimi satıp geleyim, paranızı derhal öderim."
Elimdeki 3 ekmek ve su şişesiyle dona kalmıştım..
Sıradaki ötekiler ne yaptılar? Derseniz;
"İşte O'nu bilemiyorum.!!"