NEDEN BU KADAR BAĞLIYIZ

Başlıktaki sorunun daha açık yazılımı şudur: Neden Mustafa Kemal ATATÜRK'E bu kadar bağlıyız? Gerçekten neden bağlıyız? Ayrıca bu sorunun devamı da şu soru: Neden bu bağlılığı birileri anlamıyor?

Bu soruların cevabını gerçekten kısa bir gazete köşe yazısında tam olarak vermek imkânsız elbette. Ancak cevaplardan bazılarını bu yazıda, bazılarını başka yazılarda ve örnekler biçiminde verebiliriz. Bugün bir kaç örnek verelim. Bütün zorluklara rağmen 23 Nisan 1920 tarihinde Büyük Millet Meclisi kuruluyor. Sadece bu kuruluşun zorluklarını biraz inceleseniz bu nasıl olabilmiş diye hayretler içerisinde kalırsınız. Meclis kurmak yetmiyor, işler nasıl yürüyecek? 2 Mayıs 1920 tarihinde, yani Meclis açıldıktan yaklaşık on gün sonra 11 kişilik hükümet kuruluyor. Meclis Başkanı bu hükümetin de başı oluyor. O da Mustafa Kemal olarak büyük engellere rağmen seçiliyor. Bu 11 Bakanlık içerisinde ne var biliyor musunuz? Sıhhi ve İçtimai Muavenet Vekâleti. Yani, bugünkü Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı. Ne var bunda diyenler olacaktır. İşte ne var bunda diye soranların bir kısmı bizim Mustafa Kemal ATATÜRK'E olan bağlılığımızı anlamayanlar ve anlamak istemeyenlerdir. Çünkü adı geçen Bakanlık ilk defa kuruluyor. Koskoca Osmanlı Devletimizde böyle bir bakanlık yok, bu işler İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir Genel Müdürlük ile yürütülüyor. Ama Meclisi olağanüstü zorluklarla kurmuş bir avuç insanın ilk işi böyle bir Bakanlığı kurmak oluyor. Buna da ne var, olsun diyelim mi? Yapılan bu işi gizlemek için ne var olsun dedik. Peki, neden böyle akıl almaz zor zamanda böyle bir Bakanlık kurulmuş,  kurmak düşünülmüş demeyelim mi? Neden bu kadar ağır şartlarda böyle bir Bakanlık kurmak akla geliyor diye sormayalım mı? İşte vatan, millet bağlılığı sınırsız olursa akla gelir. Aklınızda yirmi dört saat vatan, millet derdi olursa akla gelir. Bakın bir bilgi vereyim. 1911 yılında İtalyanlarla başlayan Trablusgarp harbi, o devam ederken Balkan harbi, hemen arkasından 1. Dünya Savaşı, arkasından Milli Mücadele. Tam 11 yıl süren savaş ve bu savaşlarda sayısı tam olarak bilinemeyen milyonlarca Türk insanının şehit oluşu. Ama ne yazık ki, bu sürede bu kadar şehitten daha fazla insanımızın salgın hastalıklardan öldüğünü biliyoruz. Bitti mi? Elbette bitmedi? Bu kadar insan salgın hastalıklardan hayatını kaybederken bir aşı üretme imkânımızın olmaması daha da acı vermez mi? Vatan, millet duygusu olanlara elbette verir, hem de onları kahreder. İşte bu içi yananlar, kahrolanlar ellerine geçirdikleri ilk fırsatta Sıhhi(Sağlık) ve İçtimai(Sosyal) Muavenet(Yardım) Vekâleti(Bakanlığı) kurar. Hem de akıl almaz zorluklara, imkânsızlıklara rağmen.

Şimdi tekrar soruyorum: Mustafa Kemal ATATÜRK'E neden bağlıyız? Neden Ebulfeyz ELÇİBEY "Mustafa Kemal'in neferiyim" dedi, anlatabildim mi? Anlamadın mı? Hâlâ anlamadıysan sana kim ne yapabilir ki?

SON SÖZ:

Teğmenlerin ihraç edilmesi koskoca bir milletin Mustafa Kemal'in askeri olmasına engel olabilir mi?