Ne yapayım bu zammı?

Dolar, Euro, altın yine rekor kırdı!

Akaryakıttan gıdaya, iğneden ipliğe zam geldi!

1 Kilo et 450 TL!

En ucuz ‘Kurbanlık’10 bin TL!

Bu yıl da ‘Kurban’da et yiyemeyeceğiz!

Reyondan aldığım ürün, kasaya gidene kadar zamlandı!

Fırsatçıların gözü doymuyor!

Adliye koridorları kiracı, ev sahibi dosyalarıyla dolu!

Bu zamlara kim dur diyecek?

Zam yağmuru başladı…

Zamlar durmuyor!

***

14 Mayıs 28. Dönem Milletvekilliği ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından, 28 Mayıs’ta yapılan 2. Tur Cumhurbaşkanlığı seçimi sonrası kamuoyunda sıkça gündeme getirilen zamlar bir bir gelmeye başladı. Seçimler bitti. Ülkemiz normal, olağan günlerine döndü. Şimdi ise geçtiğimiz Salı günü açıklanan asgari ücrete gelen zam tartışılıyor.

Tartışma derken; milletin kafasında hep şu düşünce var;

Asgari ücret net 11 bin 402 TL oldu.

Tamam, güzel…

Ama!

Her şey çok pahalı!

Alım gücümüz iyice düştü.

Ne maaş yetiyor, ne de cepteki para!

Peki, küçük esnafın hali ne olacak?

Girdi maliyetleri, işçi maliyetleri derken, onlar nasıl iş yapacak?

Yapamayacak tabii!

Böyle olunca da, binlerce esnaf kepenk indirmek zorunda kalmayacak mı?

***

Ya işveren ne yapsın?

Gelir yok, gider daha da arttı. Maaş, sigorta primleri derken, işvereni rahatlatacak düzenlemeler yapılmayacak mı?

Olmazsa; İşveren son çare 10 işçiyi, 5 işçiye düşürecek. Yani 1 işçiden 3-4 kişilik performans beklenecek veyahut eski maaştan devam diyecek.

Çünkü başka çareleri kalmayacak.

Bu şekilde kabul ediyorsan ne ala, yoksa ‘Hadi sana güle güle!’ denecek.

Bu sorun yumağını topladığımızda ise insanın aklına tek bir cümle geliyor;

E, o zaman ben ne yapayım asgari ücrete gelen zammı?