Ne oluyor bize?

Bu; Çanakkale, dönemin en şiddetli deniz ve kara savaşlarına sahne olan, dünya güç dengelerini değiştiren efsanevi bir direnişin hikayesidir.

İmparatorlukların dağıldığı, yeni emperyal paylaşımların yaşandığı bu dönemde, kurtuluş savaşımızın tohumları da burada atılmış, dünya askeri ve siyasi bir dehayı, Mustafa Kemal’i kazanmıştır.

Avusturalya Donanmasına ait "AE-2 Denizaltısı"nın kaptanı Henry Stoker, İstanbul'u bombalama emri alır.

‘Çanakkale Deniz Savaşlarında İtilaf Devletleri donanmasından Marmara Denizine ulaşabilen ilk gemi Avustralya Kraliyet Donanmasına ait AE2 denizaltısıdır.

Görevi, Mustafa Kemal’e lojistik destek sağlayan Osmanlı Türk donanmasını taciz atışları ile bölgeden uzaklaştırıp, ikmal yollarını kesmek idi’

Denizciler, bu zorlu savaştan geri dönemeyeceklerini düşünerek ailelerine birer veda mektubu yazarlar.

Kaptan Stoker yönetimindeki denizaltı, mayınların arasından Çanakkale Boğazı'nı geçerek Marmara Denizi'ne ulaşır.

Su yüzeyine çıktıklarında, devriye gezen "Sultanhisar" torpido gemisiyle karşılaşırlar.

Ali Rıza Kaptan denizaltıyı görür görmez, topçularına ateş emri verir.

Vurularak tüm kontrolünü kaybeden denizaltının mürettebatı, canlarını kurtarmak için çaresizce suya atlarlar.

Kaptan Ali Rıza bey, sırada yerine getirmeleri gereken bir insanlık görevi olduğunu söyleyerek, sudaki denizcilerin kurtarılmalarını emreder.

Türk subaylar "Sultanhisar" gemisine çıkarılan AE-2 mürettebatına, sıcak çay ve battaniye verirler.

Tüm bunlar yaşanırken, (denizcilik kuralları gereğince)gemisini terk etmeyi reddeden Kaptan Stoker, batmakta olan denizaltısının güvertesindeki bayrağı selamlayarak son görevini yerine getirmektedir.

Avusturalyalı kaptanın bu onurlu davranışını gören, Sultanhisar'ın mürettebatı da, Henry Stoker'a eşlik ederek suya gömülmekte olan bayrağa hep birlikte selam dururlar.

Ve Stoker; denizaltısına yaklaşan bir filikadan, Kaptan Ali bey'in kendisine el uzattığını görür,

Yüzünün ifadesini anlatan bir görgü tanığı o anı şöyle anlatır;

"Kaptan yüz ifadesi ile adeta bizden özür diliyor 'sizin gibi asil bir millete

Mustafa Kemal Atatürk'ün ırktaşlarına savaş açmakla hata yapmışız' diyor gibiydi.

Yukarıdaki anekdotu anlattıktan sonra; siyasi şiddete karışanlara;

"Savaşta bile hayat kurtarmayı, yardımlaşmayı Dünya'ya öğreten asil milletimiz; önümüzdeki seçimleri Dünya'ya kötü örnek olarak mı gösterilecek?" diye sormak istiyorum?

Sahi ne oluyor bize?