SULTAN III. MUSTAFA…
III. Mustafa, devletin asıl gerileme devrini başlatan Rus Savaşı’nda üzüntüden hastalandı ve o da kahrından öldü.
SULTAN III. SELİM…
III. Selim isyan sonucu tahttan indirildikten sonra sarayda Şimşirlik adı denilen bir hücreye kapatıldı. Ancak yeni olayların çıkmasından sonra bir suikastla cinayete kurban gitti.
SULTAN IV. MUSTAFA…
Sultan IV. Mustafa ise, bazı kimselerin onu tahtta çıkarmak istediği haberlerinin yayılması sonucunda Ulema’nın da desteğiyle öldürülmüştür.
SULTAN ABDÜLAZİZ…
Sultan Abdülaziz tahttan indirildikten birkaç gün sonra odasında bilekleri kesilmiş bir halde bulundu. Kimileri bununda bir suikast olduğunu düşünse de, intihar ettiğini dair çok daha fazla delil bulunduğu için ölüm sebebi intihar olarak kabul ediliyor.
SULTAN II. ABDÜLHAMİD…
Sultan II. Abdülhamid 10 Şubat 1918’de Beylerbeyi Sarayı’nda yakalandığı zatürrenin ilerlemesi sonucunda veremden öldü. Hayatı boyunca sağlık sorunları yaşayan Sultan II. Abdülhamid, son yıllarında hastalık hastası olmuş ve titizlik tutkunu haline gelmişti. Vücudunda hissettiği en ufak kıpırtıda korkuya kapılarak doktorlarını hemen yanına çağırıyordu. Nitekim ölümü de korktuğu hastalık yüzünden oldu.
***
Fatih Sultan Mehmet’in, kendisinden sonra tahtta çıkacak olanların kardeşlerini öldürmesi gerektiği yönünde verdiği emirden sonra, şehzadeler arasında küçüklükten başlayan bir gerginlik yaşanıyordu. Çünkü tahtta çıkma istediği olmayan şehzadeler bile birileri tarafından kışkırtılmasın diye tahtta çıkan kardeşleri tarafından öldürülmeye başlanmış, bu da tekinsiz bir ortam doğurmuştu. Bu şekilde yüzlerce şehzade öldürüldü.
Daha sonraları ‘Kardeş Katli Kanunu’ kaldırıldı ve yerine yaşça büyük olanın geçmesi ve kafes usulü getirildi.
Bu usule göre şehzadeler eskisi gibi şehirlere eğitime gönderilmiyor, ömür boyu ya da padişah olana kadar saraydaki odalarından çıkmaları engelleniyordu. Nitekim saraydaki suikast ve cinayetler yine de son bulmadı. Hatta birkaç kere Osmanlı Hanedanı’ndan tek bir erkeğin kaldığı dahi oldu. Örneğin; II. Mahmud, kendi döneminden kalan ve Osmanlı’nın soyunu devam ettirebilecek tek kişiydi. Eğer o da saraydaki çekişmeler nedeniyle öldürülseydi hanedanda hiç erkek kalmamış olacaktı.
Kafes sistemi geldikten sonra odalarına her hangi biri bile girdiğinde öldürüleceklerini düşünerek büyüdükleri için çoğu şehzade de psikolojik sorunlar görülmeye başlandı. Depresyondan, sinir hastalığından veya kaybedilen savaşların üzüntüsüyle kahrından ölen padişahların stresli ve baskı altında yetişmeleri, psikolojisinin sonucu olarak o şekilde rahatsızlanmaya meyilli oldukları düşünülüyor.
***
Sonuç olarak 600 yıllık ömrünün, 250 yılını dünyanın en güçlü devleti olarak geçiren Osmanlı İmparatorluğu, geride anlatılacak birçok hikâye bıraktı. Önemli olan ise duygusallıktan ve hayalden uzaklaşıp, bu hikâyeleri gerçeğe dayanarak anlatmak. Atalarımızı en çok mutlu edecek olan da bu olsa gerek. Kalın sağlıcakla…