NASIL EKONOMİ KONUŞMAYALIM

“2023 yılında 15,9 milyon emeklimizi ve 4,9 milyon kamu çalışanımızı etkileyen önemli iyileştirmeler yaptık. Aylık ve ücretlerinde enflasyonun oldukça üzerinde artışlar yaparak refah seviyelerini yükselttik.”

Gerçekten bu şartlarda nasıl ekonomi kouşmayalım?

Şu aşağıdaki cümleyi okuyup da, duyup da ekonomiden başka bir konu konuşmak mümkün olabilir mi?

2023 yılında 15,9 milyon emeklimizi ve 4,9 milyon kamu çalışanımızı etkileyen önemli iyileştirmeler yaptık. Aylık ve ücretlerinde enflasyonun oldukça üzerinde artışlar yaparak refah seviyelerini yükselttik.”

Yahu ülkenin bugün içinde bulunduğu şartlarda böyle bir cümle nasıl kurulabilir?

Kim söylemiş bunu?

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek.

Enflasyonun artık kontrol altına alınamadığının çok açık olarak görüldüğü böyle bir ortamda sıfır zam verilen emeklilerin refah seviyesini yükelttik diyebilmek nasıl bir iş ben anlayamıyorum.

Ekmeğe şimdilik yüzde elli zam yapılan bir ülkede, benzinin, mazotun 40 TL’ye dayandığı bir ülkede sıfır zam verilen bir emeklinin refah seviyesi  nasıl  yükselmiş olabilir ben anlayamıyorum.

 Zamsız günün geçmediği, bugün alınan bir ürünün yarın, gerçekten yarın aynı fiyata alınamayacağının bütün toplumda artık kabul  edildiği bir ülkede emeklinin refah seviyesinin yükseltildiğinin söylenebilmesi nasıl mümkün olabiliyor gerçekten anlaşılmıyor, anlaşılamıyor.

Biz yaşımız gereği ülkemizde yüksek enflasyonlu dönemleri yaşadığımızı hatırlıyor ve biliyoruz.

Yani, yüksek enflasyonlu bir ortamda insanların refah seviyelerinin nasıl düştüğünü, insanların kendilerini bu enflasyondan korumak için neler yaptıklarını biliyoruz.

Ama, inanın böyle bir kontrolsüzlük, böyle bir bilinmezlik yoktu. Ekonomik anlamda ümitsizlik bu derece eksilere düşmüş değildi.

Bu durumda bir de emeklinin ve memurun refah seviyelerini yükselttik  sözleri, insanları daha da olumsuz duygulara sürüklüyor. Özellikle emekliler, inim  inim inlemekte, adeta açlığa mahkûm edilmiş bulunmaktadırlar.

Bu sözleri, başka bakış açıları ile değerlendirmeye çalışıyorum, yine olmuyor. İnsanlara moral vermek için mi söyleniyor bu sözler diye düşünmeye çalışıyorum, hayır bu şekilde söylenmez. Yani, topluma gerçekmiş gibi ifadelerle böyle söylenmesi  doğru değil.  

Bugün, esnaf ile alışveriş yapanların ortak noktaları şudur: Esnaf sattığı ürünün yerine sattığı fiyattan alamayacağını çok iyi biliyor, ürünü alan da zaten bir dahaki sefere  aynı fiyattan alamayacağını biliyor. Bu şartlarda hem sabit ücretlinin asla refah seviyesi yükselemez, hem de ürünü satanların ekonomik durumları iyileşemez. Bu nedenle, toplumun önüne çıkıp refah seviyesinden filan bahsetmek ne anlama geliyor, takdiri kamuoyuna bırakıyorum.

Hele bir de, bu ağır şartlarda 3 ay sonra, 5  ay sonra gelirleri yükselteceğiz gibi ifadeler toplumun daha da gerilmesine neden olmaktadır.

Öyle para politikası, cari açık, ekonomide dengeleri yerine oturtacağız gibi makro ekonomi sözleri, artık bireylerin yani mikro ekonomi unsurlarının duyacağı, algılayacağı sözler olmaktan çıkmıştır.

Mikro ekonomi unsurları, yani bireyler ve firmalar için sadece yaşayabilmek mücadelesi vardır. Bu mücadeleyi de makro ekonomi değerlerine rağmen olağanüstü gayretlerle de sürdürmektedirler. Bu gayretlere yetkililerin köstek değil, destek olması da şarttır.  

Daha farklı bir ifade ile şöyle söylemeliyim: Ülkenin ekonomik gidişatından kimler sorumlu ise onlar toplumun ekonomik anlamda gerilmesine yol açacak ifadeler kullanmamaya dikkat etmek durumundadırlar, zorundadırlar.