Genelleme asla yapamam ve bu benim politik görüşüme yakışmaz ama hem bu Mültecilerin çoğunluğu, hem Avrupa’nın Güneydoğusu hem Bulgaristan ve Romanya’dan gelenler, Almanya’da problemli, sorunlu gruplar olarak kalacaklar.
Çünkü bu alanda çalışıyorum ve başka şehirlerdeki çalışmaları detaylarına kadar gözlemliyorum. Onlara özelliklede çocuklarına eğitim ve sosyal alanlardaki sorunlarında iş arkadaşlarımla birlikte hizmet veriyor, çok yardım ediyorum.
Mültecilerin ne yazıkki bir çoğu, Almanca öğrenmiyor yada ülkesinde eğitim almadığı, okuma yazma bilmediği için, öğrenmek istesede çok zorlanıyor.Mültecilerin eğitimli, bilinçli olanları ise müthiş çaba ve gayret gösteriyorlar. Onlara kimse bir şey demiyor.Ama yeni Mültecilerin çoğunluğu çok tutucular ve bir Hristiyan ülkesinde kendi geleneklerini, dinlerinin emrettiklerini her şeyin merkezine koyuyorlar. Bu Almanların hiç hoşuna gitmiyor.Tuhaf taleplerle geliyorlar Almanlara. Bu talepler nelerdir? Bazıları Kız çocuklarını spor ve beden eğitimi dersine , sınıf gezilerine yollamak istemiyorlar. Okul mutfaklarında, kantinlerindeki yemekleri, İslami usullere göre pişirilmesine , yemeklerde tavuk, kümes hayvanlarının eti olmasına rağmen yemiyorlar.Daha bir kaç gün önce yeni bir haber düştü; Orta Almanya’da Hessen Eyaletinde, Bremen’de, Hamm’da, Hamburgta, Kassel /Oberzwehren’deyada bir çok başka şehirde Müslüman kadınlar kendilerinin havuza gireceği saatlerde erkeklerin sokulmamasını yada bir perdeyle havuzun ayrılmasını talep etmişler.Neden diye soran havuz yetkililerine; ''dinimiz erkeklerle aynı yerde suya girmemizi yasaklıyor '' diyorlarmış.Almanlar bu nedenle şaşkın birazda öfkeli. Bunlara geçen yılbaşı Köln Tren istasyonunda Alman kadınlara toplu tacizi,tecavüzlerini de ekleyebiliriz. Bu çirkin şeyleri elbette mültecilerin hepsi yapmıyor ama, azınlığı yapsada negatif biçimde, müthiş göze batıyor.İşte bu yüzden yeni kurulan aşırı sağcı,ırkçı Parti AfD ( Almanya için Alternatif Partisi) 24 Eylüldeki seçimlerde oy patlaması yaparak Alman Parlamentosu Bundestaga 94 Milletvekili soktu. Bu nedenlede Parlamentoda aritmetik değişti ve Almanlar Hükümet kurmada zorlanıyorlar.Şu anda ibre yine Başbakan Bayan Merkel’in Hristiyan Demokratlar Partisi CDU ile Sosyal Demokratların ( SPD) büyük koalisyonuna döndü.Tüm bu yukarda değindiğim Mülteciler ve Balkanlardan gelen yoksul Bulgar ve Romenler nedeniyle biz Türkiyelilerin, Türkiye’nin değeri burada tam anlaşılmaya başlarken AKP-Almanya krizi patlak verdi ve iki tarafın arasında tutuklanan Alman insan hakları savunucusu ve gazetecilerden dolayı soğuk rüzgarlar esti..Nüfusu azalan, çocuk yapmayan Almanlar milyonlarca göçmene II. Dünya savaşında dünyanın dört bir tarafına yayılan kendi insanlarının o zaman yaşadıklarından dolayıda kucak açtılar. Ama bu nedenlede pişmanlık duymak istemiyorlar . Gerçek şu ki toplumun en az yarısında Mültecilere karşı büyük bir Antipati var şu an.Mültecilerin Almanya’ya bir vefa borcu var. Buradaki fırsatları kullanmaları, ellerine geçen şansı iyi kullanmaları gerekiyor.Almanya bu kültürel farklılıktan kaynaklanan sorunlar ve yaşam felsefesi bam başka olan bu insanların Almanya’ya uyum sorununu orta vadede mutlaka çözmek ve işi şansa, kendi akışına bırakmak asla istemiyor .Çünkü bu sosyal sorun çözülmezse azda olsa var olan Irkçılığın artmasından , sosyal patlamalardan dolayı ödü kopuyor.Bu nedenlede Alman hükümeti İltica dilekçesi kabul olmayan ülkeyi terk etme kararı alınmış. Mültecilere gönüllü olarak ülkelerine geri dönmeleri için Aile başı 3 bin Avro öneriyor. Bu rakam İsveç’te 6 bin Avroymuş.!Süreç işliyor. Bakıp, yaşayıp göreceğiz ama bu ne kadar sürer bilemeyiz.
Dileğimiz Travma yaşamış , büyük riskler alarak dereleri, tepeleri, denizleri aşarak , hatta insan tacirlerine büyük miktarlarda paralar ödeyerek Almanya’ya girmeyi başarıp buraya sığınan bu insanların burada huzurlu, mutlu yaşaması, yeni bir hayat inşa etmeleridir. Aşk ile şevk ile isteyerek, arzu ederek, bu hayatı inşa etmeliler…
Evet, Almanya’daki vatandaşımızın saptamaları ve görüşleri böyle…
Düşünün ki; dünyanın en gelişmiş, en zengin ülkesi Almanya bile mülteci sorununu çözmekte zorlanıyor. Her türlü imkâna sahip olduğu halde, o zorlanırsa biz ne yaparız?
Mülteciler geri gitmediğine göre, uyum sürecini nasıl mutlu sona ulaştıracağız?
Üstelik ülkemize gelenler, elek altı tabir edilen, toplum katmanının en alt tabakasında yer alanlardır…Çoğu okur yazar değil. Bir iş, sanat ya da meslek sahibi değil…Vasıfsız, alelade insanlar… Bunlar nasıl dönüşecek? Nasıl evrilecekler? Günlük yaşamda yarattıkları huzursuzluklar malum. Sosyal ve kültürel dengemizi bozdular. Hırsızlık, uyuşturucu, fuhuş, kaçakçılık, asayişsizlik, cinayet gibi bir çok temel yaşam alanlarında verdikleri tahribat, yenilir yutulur gibi değil…Medeniyetten bir hayli uzak, kaba saba insanlar… Bunlar mı bizlerle uyum sağlayacaklar? Hiç sanmıyorum…Büyük çoğunluğu, pagan devri insanı gibi…
Allah, devletimizin, hükümetimizin ve de halkımızın yar ve yardımcısı olsun…
Maddi, manevi zorluklar yaşıyoruz, bunlar yüzünden…Bu gidişin sonu, nereye varacak? Nasıl olacak? Bilinmez…
Zor dostum, zor…Rabbim sonumuzu hayr etsin…
SON SÖZ: ‘’SEV BENİ, SEVEYİM SENİ, GEL BANA BİR ADIM, GELEYİM SANA İKİ ADIM.’