Gerçekten Cumhuriyetimizin 100. Yıl kutlamaları muhteşem oldu.
Bu kutlamalara muhteşem dedirten nedenlerinden birisi de galiba var olan yönetim ve atadıkları görevlilerin daha önceki yıllardaki tutum ve davranışlarının yansıması oldu.
Daha önce neler oluyordu?
Millî bayramlarda, özellikle 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nda kutlamama yönünde bir takım tavırlar, davranışlar, sözler vesaire oluyordu. Bu durum ise bu bayramları kutlamak gerektiğine inananları hem üzüyor ve hem de şaşırtıyordu.
Nasıl olur, bu devletin kuruluş ilke ve felsefesi doğrultusunda kutlanması gereken bir bayram, bir takım yetkililer tarafından nasıl göz ardı edilebilirdi?
Sonuç itibariyle bugünlere gelinde ve bu yıl şerefle kabul ettiğimiz Cumhuriyetimizin 100. Yılıydı.
Böyle bir tarihi geçiştirmek, bir takım tartışmalarla yetinmek gibi bir durumun olması, cumhuriyet, Türk Milleti, Millî Mücadele, Kuvay-ı Milliye ve ATATÜRK severleri, sevdalılarını çok üzecekti.
Fakat ne olduysa oldu ve bir haftadan beri, hâlâ devam eden bir fırtına esti ve özellikle Cuma, Cumartesi ve Pazar günleri muhteşem kutlamalara ülkemiz sahne oldu.
Sadece ülkemiz mi bu kutlamalara sahne oldu?
Çok ilginçtir, dünyanın bir çok yerinde Cumhuriyetimizin 100. Yılını kutlama görüntüleri ile coştuk, gururlandık ve müthiş moral bulduk.
Nasıl oldu, neden oldu gibi tartışmaları bir tarafa bu seferlik bırakmak istiyorum. Çünkü, böyle bir tarihsel kutlamanın haklı gururunun tadını çıkartmanın daha doğru olduğunu düşünüyorum.
Kişisel olarak kullanacağımız isimler olacak ama, toplum ölçüsünde bir kutuplaşma, ayrışma yaşamanın zamanı değil. Şu nedenle değil: Bu harika, muhteşem, beklenenin bin katı, on bin katı güzel kutlamalarda herkesin istese de, istemese de katkısı olduğunu gördük de onun için Cumhuriyete bağlılığın, ATATÜRK'ÜN tartışılmazlığının, NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE demenin güzelliğini, birlikteliğini içimize çekelim.
Daha önce Filistin olayları nedeniyle kutlama yapmayacağını ilân ettiği söylenen TRT'nin Pazar günü Ankara'da yapılan inanılmaz güzellikteki programı canlı olarak sonuna kadar vermesini eleştirmenin zamanı mı?
Meclis Başkanı'nın Eski Meclis'te yaptığı konuşmayı isteyerek, samimiyetle, hayatında ilk ve son defa olarak yaptı diye düşünüp tartışmanın zamanı mı? Yaptı ya, nasıl, neden yaparsa yapsın.
Aziz ATATÜRK demeyi tartışmanın zamanı mı? Önemli olan Aziz ATATÜRK'E nasıl olursa olsun saygı duyulacağını göstermektir, kabul etmektir. Vahdettin Köşkü mesajına takılmaya da gerek yoktur.
Son Cuma Hutbesi'nde ATATÜRK'TEN bahsetmemiş olunduğu için Diyanet İşleri Başkanı'nı eleştirmenin zamanı mı? ATATÜRK diyerek Atamıza dua etti ya?
Gerçekten, tartışmaları değil birliktelikleri koyma zamanıdır. Çünkü, bu muhteşem, buram buram tarih kokan kutlamalarda kişisel eleştirilerin dışında her kesimin katkısı olduğunu gördük.
Bütün unsurlarıyla Türkiye'nin her yerinde ve dünyanın bir çok yerinde Türk Milleti, 100 yıllık bir çınarın ayakta kalacağının açık desteğini vermiştir.
Bu kutlamada dikkat edilmesi gereken bir noktayı daha vurgulamak gerektir. Nedir o? ATATÜRK'ÜN 10. Yıl Nutku bir çok reklâmlarda kısa filmlere konu oldu ve bir çok sözlü reklâmlarda da yer aldı. Dolayısıyla, NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE sözü, adeta toplumumuza yeniden hatırlatıldı. Bu ne demektir? Şu demektir: Demek ki, bu ülkeyi kuran irade bütün unsurlarıyla Türk Milleti için kurmuştur.
Yani, Türk milleti diye bir millet yoktur, Türklükten kurtulduk, Türküm dersen şöyle olur, böyle olur gibi sözlerin ne kadar boş, dayanaksız ve düşmanca olduğu gözler önüne bir daha unutmamak üzere serilmiştir.
Bu aşamadan sonra Cumhuriyeti, Millî iradeyi, Millî Mücadeleyi, Kuvay-ı Milliyeyi, Lozan'ı ve Mustafa Kemal ATATÜRK'Ü tartışmanın, enerjimizi harcamanın hiç mi hiç gereği kalmamıştır.
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!