Mini mini bir kuş konmuştu

O sinirle istifa mektubu yazmak istedim. Ancak bir anda istifamın kabul edileceği aklıma gelince kalem ve kâğıttan uzaklaştım. "Ne yapayım!" diye düşünürken penceren tak diye ses geldi.

Akşama doğru gazetenin koltuğunda oturuyordum. Gazetemizin Genel Yayın Yönetmeni Sefa Saygıdeğer; " Bak kardeş seni severim ama patrondan senin yüzünden yediğim fırçaların haddi hesabı yok. Çalışacaksan çalış, çalışmayacaksan kapı orada" diyerek. Beni fırçaladı ve postasını koydu gitti.

O sinirle istifa mektubu yazmak istedim. Ancak bir anda istifamın kabul edileceği aklıma gelince kalem ve kâğıttan uzaklaştım. "Ne yapayım!" diye düşünürken penceren tak diye ses geldi.

İçimden " Ahhh bir sen eksiktin" dedim!

Pencereye gelen benim kuşmuş ve hemen hararetli konuşmaya başladı;

- Sen kuşum aydın ile tatile gitmedin mi birader?

- Ne kuşum aydını kardeşim birkaç gündür cenazedeydim.

- Hayırdır!

- Ya pek sevmesem de bizim leylekgillerden bir akrabamız Ceyhan’ın bir kent köyüne ait su deposunun içine düşmüş. Allah ölümün de hayırlısını versin. ASKİ yetkilileri ayıkamayınca bizim akraba feci şekilde can vermiş ve kurtlanmış. Köy halkı kurtlu su içmeye ramak kala birileri ayıkmış. O cenazeye gidip geliyorum. Yahu! Başkandan havalı makam arabasına binen ve bazı konularda vurup savuşan bu arkadaş nasıl bu olayı atlamış anlamadım.

-Allah Allah!

Bu ne ki, ah o Türkan yok mu o Türkan bezdirmiş gene bütün daire başkanlarını hangi daire başkanın penceresine konsa. "Ah o Türkan Ah o türkan" diyorlar.

-Ya seni bulmuşken bizim ejderha ne yapıyor. Ateş ççıkartıyor mu ağzından?

- Vallahi o hiç bir şey yapmıyor. Başkan nasıl bir suyla suladıysa bunu ağzından bırak ateş çıkarmayı, cebinde çakmak bile taşımıyor.

- Tamam, başka belediyeler de ne var?

- Sanki yazabileceksin. Yarın Genel Yayın Yönetmeni Sefa Saygıdeğer gelir. Seni bir ton fırçalar.

- Kardeşim yazmasam da dertleşelim hadi anlat.

- Façan yiyorsa anlatıyorum; bir ilçe belediyesinde öyle bir özel kalem müdürü var ki. Adana’nın en ünlü kulübünde ben deyim poker, sen de black jack hepsini oynuyor. Kıbrıs kumarhaneleri bu kardeşime altın varaklı davetiye gönderiyor.

-Eeeeeee!

 

- Hani senin şu Toroslara ulaşılan ama kendisine ulaşılamayan Toros vardı ya kendisi büyük büyük danışman olmuş.

- Anlat anlat heyecanlı oluyor.

- Senin şu kurnaz ve dönmez kankalar var ya yeni ihaleler için savaşmaya başlamışlar. Kim 500 milyar ister’ izleyerek. İlçe belediyesine geçiyorlarmış. Başkanın odasına girince "Selamünaleyküm" demiyorlarmış. “ Bilge baba " biz geldik diyorlarmış. Adamların gözünü para bürümüş izledikleri program bile paralı idealara göre bilge baba programa bile başvurmuş aman benden duymuş olmayın. Bu arada o belediye de Davşanoğlu geri başlamış. Gerçi sen bunları yazamazsın sana bu kadar yeter. Hadi Savaş Beye ve Sefa Beye selamlar.

Mini mini bir kuş konmuştu pencereme konmuştu.

Aldım onu içeriye cikcik ötsün diye.

Pır-pır ederken canlandı.

Türkan başkan yardımcılarını darladı.

Ünlü kulüpte poker oynarken ellerim bak boş kaldı.

Yine pır-pır ederken canlandı.

Son model arabam sulandı.

Yine yine pır-pır ederken ben vurup savuşurken

Korumalarım uyuya kaldı.

Neden böyle Hülya!

Öyle bir ilçe düşünün ki ortasından nehir geçsin yakınından da denize aksın. Ekonominin kalbi orda atsın ve bu ilçe erdemli bir yönetim istesin sizce fazla şey mi istiyor? İstemiyor. Bu ilçe belediyesin de yaşayanlar son dönemlerde yapılmayan hizmetlerden dolayı İbrahim Tatlıses’in “Derdini söyle Hülya” türküsünü diline pelesenk etmiş. Durumda dert çekenlerin anası kaldırımlar ottan geçilmezken ablam ünlü isimlere konser verdiriyor. Kendisi de Magosa limanının hayalini kuruyor. Ceyhan depreminin izleri hafızalarımızdan  silinmemişken.

Ne deyim bizde İbo’dan mırıldanalım " Neden böyle Hülyaaaaaa derdini söyle Hülyaaaa "

Burası Beşiktaş değil.

Cumhuriyet Halk Partisi ilçe başkanı Anıl Tamburoğlu Yüreğir’i İstanbul Beşiktaş’la karıştırıyor. Yüreğir mert ve yürekli insanların kurulduğu bir ilçedir. Orada sosyete siyaseti olmaz. Orada halk siyaseti ve sokak siyaseti olur. O sokaktaki yiğit canları "o öteki bu beri ki" diye ayrıştıramazsın. Bir ayağın Avrupa’da olabilir. Eğer burada ilçe başkanlığı yapacaksan o ilçenin damarlarına kadar bilmen gerekir. Bırak damarlarını Yüreğirden on beş tane mahalle say desem zorlanırsın. Zaten geçmişten gençlere yaptığın yanlışlar hafızalardan silinmiş değil. Akıl verenler kim bilmiyorum ama o akıl danelerini değiştir. Yüreğirliler elma demeyi de bilir alma demeyi de bilir. Son sözüm Yüreğir sokaklarında modanın önde gelen marka kıyafetleriyle çaka satılmaz. Sana kardeş tavsiyesi bizim orada leblebi satılır hiç bir zaman leblebi diye bağırmaz. " ehli bilir ehli bilir" derler...

Asri selficiler

Yazmaktan yoruldum bunlar cılkını ççıkarmaktan yorulmadılar. Bu sosyal medya denilen meret dengemizi bozdu. Hele de son dönemlerde selfi hastalığı sinirlerimi bozuyor;

- Banyodan çıktım pammık gibi oldum.

- Bir yaladım bir yuttum.

- Bayram değil seyran değil amcam beni neden öptü.

Gibi saçmalıkları bünyemi alıştırmaya çalışırken. Siyasiler selfi de çığır açtılar. Fırından ekmek alırken bile paylaşım yapan siyasetçiler son dönemlerde mezarlıklara imamlardan ve gassalardan önce gidiyor. Cenazelerde poz vermekten ünlü mankenlere taş ççıkartıyorlar. Danışmanlarına maaş vermeyerek kalitesi yüksek telefon alıyor. Poz verirken "peynirrrrrrrr "  demeyi unutmuyorlar. Bizi peynirden soğuttular maazallah…

Eğer tabutu aştırıp rahmetliyle selfi çektirip "merhum -merhumeyi son yolculuğuna uğurladık. Bizi kırmadığı için kendisine teşekkür ediyoruz." demelerine ramak kaldı.

Mezarlıktan çıkınca öyle bir yarışa giriyorlar ki taziyeye varmak için bunlar yüzünden parayla ağıt yakanlar işsiz kaldılar. Parayla ağıt yakanlardan çok fazla rekor kıracaklar. 

Çimdik

Köylerin sulama depolarında leyleklerin ölerek kurtlanmasını sonradan öğrenen, son model arabaya binen vur savuşanı bir çimdikleyeyim istedim. 

Günün İsmi

 Beni kovmamaya söz veren Savaş ÇOKDUYGULU

Günün Sözü 

Merhum-merhume ile selfimi çektirdim peynirimi yedim.

Kitap

Yalanı Bıraktıran Kitap ( Bizim siyasetçiler bunu muhakkak okusun.)

Yazarı: Cüneyt Gezer

Mahmut Hoca’nın not defteri:

- Ceyhan nehrine bakarak İbo’dan “Neden böyle Hülya” türküsünü dinleyen belediye başkanına: 0

- Kruvaze ceketi ile Yüreğir’in sokaklarında siyaset yapmaya çalışan beyaz yakalı siyasetçiye:0

- Savaşarak kurnazlık yapmak isteyen tatlı şirinlerin, her sabah şirinleri izleyerek gözlerini kör ettikleri için sıfır:0

- Toroslara ulaşılan ama kendisine ulaşılamayan yeni danışman olan bir türlü kendine danışılmayacağını anlamayan:0

- Adana’nın ünlü kulüplerin de poker oynayan bir ilçe belediyesinin özel kalamine:5 ( kumarda hep kaybettiği için bizde kazansın istedim.)