Ülkemizde büyük bir işsizlik sorunu var ve her geçen gün işsiz sayısı maalesef katlanarak artıyor. O yüzden işi olan bireyler, özellikle şu dönemde ‘çok şükür işim var!’ diye şükretmeli.
Oysaki hepimiz zengin olmayı, ailelerimize daha iyi şartlarda bakmayı, geçim derdimizin olmamasını, rahat yaşamayı isteriz. Hangimiz saymış olduğum güzellikler eşliğinde bir yaşam tarzı istemez ki? Ama gelin görün ki bırakın rahat yaşamayı, evimizi zor geçindirir hale geldik.
Halk arasında hep denir ya; ‘İnsan ya şanslı doğacak ya da şans kapısı açık olacak.’ Siz kendinizi hangi kategoride görüyorsunuz? Şanslı mı doğdunuz, yoksa şans kapınız ardına kadar açık mı? Birçoğunuzun, ‘Hadi canım sende, bizde şans ne gezer!’ dediğini duyar gibiyim. Evet, şanslı olmayabilirsiniz ama insanın şansını zorlaması denen bir kavram vardır.
Ne mi demek istiyorum? Şöyle ki; bence hiç kimse ‘Talihim yok, bahtım kara!’ dememeli. Zor olan her işin peşinden koşmalı ve sonuna kadar mücadele etmeli. Bir hedef doğrultusunda gözünüze kestirdiğiniz, üstesinden gelebileceğini düşündüğünüz, ‘Ben bu işi başarır ve sonunda da istediğimi bileğimin hakkıyla alırım’ demeli ve odaklanmalı. İnsan yeter ki istesin..
***
Ama gelin görün ki, yeni nesil gençlerin çoğu fazla uyuşuk, üşengeç ve vurdumduymaz. Böyle tiplere sizler de illa ki şahit olmuşsunuzdur. Yani bu tür gençler, ‘Armut piş, ağzıma düş!’ misali her şeyin ayağına gelmesini bekler. Mesela; Üniversite mezunu bir gencimizi örnek alalım; Hısım akraba, eş dost vasıtasıyla zar zor bir iş bulur. Ama sevgili gencimiz genelde ne yapıyor, nasıl davranıyor? Tabii işi pek beğenmiyor ve yüzüne takındığı mağrur, küstah tavırla; “Koskoca üniversite mezunuyum. Böyle bir iş yapmak bana yakışır mı? Ben bu iş için mi bunca yıl okudum?” demekle yetiniyor. İlerleyen zamanlarda ise aylarca işsiz-güçsüz-avare bekleyip duruyor.
Elbette okumak, üniversite mezunu olmak, vatana millete hayırlı bireyler olmak çok önemli ve güzel. Ama bunca zahmetin ve emeğin karşılığını maalesef ülkemizde pek alamıyoruz. Memleketin dört bir yanında milyonlarca üniversite mezunu işsiz gencimiz var. Aklı başında, kendini bilen, sorumluluk sahibi, hayalini kurduğu iş için sabırla bekleyen, beklerken de para kazanmak için çeşitli sektörlerde çalışmak zorunda kalan genç bireyler de var. Helâl olsun onlara..
Ama! Ama’sı var işte…
Peki, saydığım bu genç bireylerin çoğu genelde ne yapıyor? Boş boş evlerinde vakit geçiren, anne babasını oyalamaktan, kandırmaktan başka bir iş yapmayan, çokbilmiş, ukala, avare tiplerle dolu bu memleket. Böyle sorumsuz tiplere bir çift sözüm var; Üniversiteden mezun olup da, ‘Bunca sene boşa mı okudum? Elimde kapı gibi diplomam var. Nasıl olsa istediğim işi bulurum” denilen günler geçeli çok zaman oldu. Sadece bana göre değil, toplumun birçok kesimine göre ‘Ekmek aslanın ağzında değil, midesinde’ artık. Bu deyim, bizlere para kazanmanın ne kadar zor olduğunu hatırlatır..
Askerlik yaşı gelse dahi bir yolunu bulup askere gitmeyen, sinir bozan embesiler o kadar çok ki! Bu sorumsuz tipler, zar zor geçinen emekli babanın eline bakıyor. Anne babalarının emeklerini bir lafla ödeyen bu nankör tipler, aslında ne yapıyorlarsa kendilerine yapıyor. Bunu fark ettiklerinde ise, iş işten çoktan geçmiş oluyor. Gençliğini heba eden ve genellikle saf annelerini kandırarak zaman kazanan bu tipler, kendilerini gün geçtikçe toplumdan da uzaklaştırıyor. Çünkü içten içe karşısındakilerin söylediği yalanlara artık kanmadığını ve rahat tavırlarından usanarak uzak durduklarını bilirler. Bu durumda da, kimsenin tasvip etmediği kötü alışkanlıklara da yönelebiliyorlar. Bu kötü alışkanlıkların başında genelde madde kullanımı geliyor. Kendi gibi ipsiz sapsız arkadaş gurubuna dahil olarak, kötü alışkanlıkların kapısını ardına kadar açıyorlar. Daha sonrasında da istediğini çalışarak, hak ederek alamayacağını bildiği için hırsızlık, gasp ve yağmacılık gibi dozunu aşan suçların işlenmesine kadar gidebiliyor maalesef. Şimdi bana, ‘Eee, oturduğun yerden yazıp çizmek kolay!’ diyebilirsiniz. Hayır! Şahsen ben, ortaokuldan beri çalışmaktayım.
***
Güzel ülkemizin birçok memleketinde buna benzer hadiselerin yaşandığı herkes tarafından bilinen ve alışıla gelmiş bir durum aslında. Özellikle yoğun göç alan Adana, bu konuda en muzdarip illerin başında geliyor.
Velhasıl kelam; sadece okumak ve üniversiteden mezun olmakla iş bitmiyor. Asıl iş, mezun olduktan sonra başlıyor!
Sağlıcakla kalın…