Mezarı Açılarak Başı Kesilen Şehzade-2

Şehzade Murad, babasının idamından önce İran topraklarına kaçmış ve Şah İsmail’e sığınmıştı. Şehzade Murad, 4 yıl kadar İran topraklarında kaldı. Bu süre içerisinde faklı farklı rivayetler türedi. Kimi zaman Şehzade Murad’ın İran’da öldüğü söylendi, kimi zaman ise Osmanlı sınırlarında ordu topladığı haberleri geldi. Lakin bunların hiçbiri doğru çıkmadı.

 

O dönemde yaşayan Solâkzade Mehmet Efendi’nin yazdığı “Solâkzade Tarihi” adlı kitapta belirtilene göre; Yavuz Sultan Selim’in kulağına, Şehzade Murad’ın babasının yıllarca Sancakbeyliği yaptığı Amasya’da görüldüğü, adam topladığı ve bir ihtilale hazırlandığı haberi geldi. Sultan Selim derhal gizli tahkikata girişti ve bu söylentiler Amasya’da bir nalbantta dayandı.

 

***

Nalbant hemen tutuklanarak İstanbul’a gönderildi. Durumu inkâr etmedi ve olayı şu şekilde anlattı;

 

“Bir gün dükkânımda işimle meşgul idim... Bir derviş geldi. Karşımda boynu bükük içini çekti ve ah etti. Sürekli yüzüme bakar, bir şey söylemek ister gibi görünürdü. Birkaç gün bu manzara devam etti, nihayet acıdım;

 

‘Ey delikanlı… Yoksa yarenden ayrı mı düştün?’ diye sordum.

 

Hemen gözlerinden yaş yerine kan boşandı!

 

‘Bir canımdan aziz yârim, vefakâr dostum vardı. Hastalandı, yatağa düştü, perişan oldum. Bilmem ki ne çare edeyim… Senin garip dostu, mert bir insan olduğunu söylediler. Senden medet umarak geldim… Senin Sultan Ahmed merhumla muhabbetin varmış. Elbet onun garip düşmüş şehzadesine de acırsın… Vefakâr dostum dediğim Şehzade Murad’dır. Acem diyarından çıktı geldi, ne çare ki gayet hastadır’ dedi.

 

“Ben de gittim ve Şehzade Murad’ı gördüm. Bitap yatardı. Hatırını sordum ve gönlünün dilediği yemekleri yaptırıp, o dervişle gönderdim. Şehzade ayağa kalktı. Memleketimizin zenginlerinden Sabuncu İbrahim de çok yardımda bulundu. Benim bildiğim bundan ibarettir.”

 

Tahkikat genişletildi ve nalbanttın adını verdiği Sabuncu İbrahim de tutuklanarak İstanbul’a getirildi. O da yaptıklarını inkâr etmedi, “Yol levazımını tedarik ettim. Birkaç adamıyla İstanbul tarafına gitti” dedi.   

 

İstanbul’un her yeri didik didik arandı ve nihayet Şehzade Murad’ın yanındaki derviş de bulundu. Ancak kendisine Şehzade Murad sorulduğunda; “Beş, on gün evvel Üsküdar’da vefat etti ve buraya defnettik” dedi.

 

Elbette sözüne itimat edilmedi. Gösterilen mezar açıldı ve genç bir erkek cesedi bulundu. Ölünün başını bedeninden ayırarak altın bir tabak içinde Yavuz Sultan Selim’in huzuruna getirdiler. Sultan Selim bu kesik başı bizzat kendi elleriyle muayene etti. Yeğeni Şehzade Murad’ın başında içine ceviz sığabilecek bir çukur vardı. Eliyle yoklayarak bu noktayı buldu ve bu başın kesin olarak Şehzade Murad’a ait olduğuna kanaat getirdi.

***

Olaya karışan nalbant, Sabuncu İbrahim ve derviş gibi tutuklular, Yavuz’un kendileri sağ bırakmayacağını düşünerek canlarından ümidi kesmişlerdi. Fakat padişah, ortada bir isyan harekâtı olmadığına göre, sadece garip bir şehzadeye merhamet etmiş olan bu adamları affetti ve hepsi salıverildi.

 

Böylece Şehzade Murad’ın adı da, mezarında başı kesilen şehzade olarak tarih sayfalarında yer etti.