Osmanlı İmparatorluğu’nda doğan her şehzadenin önünde iki yol vardır; Bu yollardan biri, sizi tahtta götürüp padişah yaparken, diğer yol ise genç yaşta kara toprağın altına gönderirdi. Tarihte pek az şehzade ilk yoldan giderek sultanlığa erişebilmiş, yüzlercesi boynuna kement atılarak devletin bekası için boğularak katledilmişti.
Ancak bir şehzade var ki, onun başına gelenler hiçbir şehzadenin başına gelmedi. O şehzade, ölüp gömüldükten sonra mezarından çıkarıldı ve başı kesildi!
İşte mezarı açılarak başı kesilen Şehzade Murad’ın hikâyesi…
***
1511 yılıydı… Osmanlı Tahtında kocamış bir padişah olarak görülen Sultan II. Bayezid vardı. Sultan 60 yaşını geçmişti ve arkasında taht için bekleyen 3 erkek evladı bulunuyordu.
Bunlardan en büyüğü Şehzade Ahmed, ortancası Şehzade Korkut, en küçükleri ise Yavuz Sultan Selim adıyla anılacak olan Şehzade Selim’di…
Taht için en iddialı aday Şehzade Ahmed’di. Divan’daki bütün vezirler Şehzade Ahmed’i Veliaht Şehzade olarak görüyor ve Sultan II. Bayezid’e onun hakkına övgüler diziyorlardı. Şehzade Ahmed ise babasının sözünden bir an olsun çıkmıyordu. Padişahın sağlığı bozulursa hemen gelip tahtta çıkabilsin diye Başkentte en yakın yerlerden biri olan Amasya’da Sancak Beyliği yapıyordu. Şehzade Korkut ise denizcilik işlerinde uzmanlaşmış, Antalya’da Sancak Beyliği yapan, iyi eğitimli cesur bir şehzadeydi. Ancak Şehzade Korkut’un ilerlemiş yaşına rağmen herhangi bir erkek evladının bulunmaması, onu liderlik yarışında geri plana itmişti. Şehzade Selim ise, alacağı Yavuz lakabının anlamı gibi ele avuca sığmayan, söz dinlemeyen, dizginlenemeyen bir şehzadeydi. Şehzade Ahmed gibi babasının sözünden çıkmayan değil, kendi bildiğini okuyan biriydi.
Bu sebepler yüzünden taht için hiç düşünülmedi ve hatta tahtta çıkmaması için en uzak sancaklardan biri olan Trabzon Sancağına gönderildi ve 20 yılı aşkın bir süre başkentten uzakta tutuldu. Lakin Şehzade Selim bunu fırsata çevirerek doğudaki en büyük düşmanı olan Şah İsmail’in üzerine yürüdü. Babasından habersiz Şah İsmail’le savaştı, topraklar kazandı. Sultan II. Bayezid’in sakin ve barışçıl bir politika izlemesinden ötürü, 30 yıllık hükümdarlığı Osmanlı Tarihinde Yükselme Dönemi içerindeki Duraklama Dönemi olarak kabul edilmektedir.
Sanki Yavuz Sultan Selim, savaşsız geçen bu yıllara tepki olarak doğmuş gibiydi. Seferi çıkmamaktan kılıçları paslanan Yeniçeriler, Yavuz’u gerçek bir komutan olarak görmüşlerdi. Üstelik Yavuz Sultan Selim, şehzadeyken yaptığı seferlerde ganimetlerden pay almaz, devletin payını ve kendi hakkını dahi ordusuna dağıtırdı. Askerlerine değer veren savaşçı yapısı, Yeniçeri desteğini arkasına almasını sağlamıştı.
***
Nitekim Sultan II. Bayezid ölmeden önceki son aylarında tahttan çekilmeye karar verince, Şehzade Ahmed’i padişah yapmak için İstanbul’a çağırmıştı. Ancak Şehzade Selim’i destekleyen Yeniçeriler, Şehzade Ahmed’i İstanbul’a sokmadı. Bu haberi alan Şehzade Selim, ordusuyla İstanbul’a giderek, bir nevi darbe yaparak tahttı ele geçirdi. Kısa zaman içerisinde yakalanan Şehzade Ahmed ve Şehzade Korkut, cellatlara teslim edilmiş ve ikisi de boğularak katledilmişti.
Yavuz Sultan Selim’in gazabından sağ kurtulan tek isim, Şehzade Ahmed’in en büyük oğlu Şehzade Murad’dı…
Bu ilginç tarihi olaya, ikinci bölümde kaldığımız yerden devam edeceğiz…