Merhaba !

Selam olsun, sayın okurlarım.

Hayırlı günler, sevgili okumazlarım.

Sevenlerim, sevmeyenlerim, can yoldaşlarım, can düşmanlarım,

Sağlıklı günler.
Sayın bayanlar, baylar.

Sayın olmayan bayanlar baylar, sizlere de esenlikler dilerim.
Yalaklar, (benim gibi) salaklar, ağalar, beyler, kahyalar, uşaklar sizlerde aramıza ehlen ve sehlen..

Aslanın midesindeki lokma, görmeyen, göremeyen göz, duymayan kulak, kiralık beyin, üç maymunu oynayan iki eli, iki ayağı olan mahluk size de merhaba!

Eşinden, dostundan oy alamayan siyasetçi, kocasına yemek bile yapamayan, parti binalarına mekan kuran kokanalar size de hayırlı günler..

Bisküvit kutusunda delege seçen, seçtiği delegelerle yönetici olan, banka şube müdürü gibi parti binasını işyerine çeviren, kendinden menkul ilçe başkanları size de selam olsun..

Gözünü budaktan esirgemeyen, yerel yöneticileri karşısında düğme ilikleyen, cep harçlığı almak için kuyruk sallayanlar, merhaba !

Ne söylediği bilinmeyen, politika cambazları, çeyrek aydınlar, makam soytarıları, daltabanlar, kaltabanlar, bilmediği işi, yapar diye ihale verilenler, hayırlı günler..

Tükürdüğünü yalayan, her kapıyı yalanla dolanla açan, ‘çok yaşa’ cümlesini diline dolayanlar, ehlen ve sehlen..

Düşükler, kalkıklar, düşecekler, düşecekleri yere tırmananlar, merhaba!
Aslanın ağzındaki ekmek, kendinden başkalarına yarayan emek, zemzemden çok daha kutsal alın teri.
Düşmüşe tekme vuran, kalkmışa el pençe duran, gidene ağam diyen, gelene paşam diyen, bugün dünden âlâsın, evet efendim sepet efendim, ne buyrulur efendim, patlıcanın değil efendim, efendinin dalkavuğu, yiğitliğin harman olduğu yerden çıkanlar, kahpeliğin yasa olduğu yerlerde bitenler, merhaba !

Sana da selam olsun, değerli insan Aziz Nesin. Işıklar içinde uyu..

Ali’nin başından Veli’nin başına, Veli’nin başından Ali’nin başına geçirilen külah, tek sigortamız maşallah, tek umudumuz ‘iyi olurinşallah’, sana da selam olsun.
Merhaba, verilip de tutulmayan sözler, merhaba doymayan gözler, merhaba dolmayan göbekler, iskemleler, işkembeler, ey özgürlük, merhaba!
Merhaba, bize gülen balıklar, akıl veren alıklar, merhaba !
Merhaba, özgürlük savaşında yaralanıp yitenler, merhaba bu yolda dökülüp bitenler, merhaba !
Merhaba, söylenememiş en güzel söz, merhaba güzel yarınlar, merhaba gelecek aydınlar, merhaba !

İşte girdik alana, selam verdik dört yana, sözümüz anlayana ;

Merhaba !

***

Karınca, kararınca, aklımız, erdiğince.

Laflayacağız, dilimiz döndüğünce.

Parmağımıza kıymık, gözümüze kirpik, boğazımıza kılçık batmazsa, ayrılan yerde sizlerle sohbet edeceğiz.

Baktığımızda, ‘beni de gör.. beni de gör’ diyenlerin aynası olmaya çalışacağız..

Biliyorsunuz, orda bir köy gibi duran, Seyhan Nehri kenarındaki ‘Galleria’ devenin hörgücü gibidir.

Dışı sırlı.. İçi kapkaranlık, ofisleri yıkık, duvarları kirlidir.

Hele yanı başında bulunan köprü şehrin kamburudur.

Göremeyenlere , görmek istemeyenlere de hayırlı günler..

Ne diyelim ;

-İnsanoğlu, çiğ süt emmiştir; her sözü kaldırmaz. İ.ne dersin kan döker. Öpersin, hiç aldırmaz..

Öpülene de öpülmeyene de merhaba !