Mary vaka mı, hasta mı? (1)

İrlanda'da Dünya'ya geldi.

O zamanlar ülkesinde yaşanan büyük kıtlık nedeni ile Amerika Birleşik Devletleri'ne göç etti.

1.900 yılı idi.

New York yakınlarındaki "Oyster" kasabasına yerleşti.

Sekiz ayrı evde aşçı olarak çalıştı.

En son zengin bir ailenin çiftliğinde aşçıydı.

Oyster'de tifo salgını başladı.

Takır takır ölümler yaşanıyordu.

New York'un ünlü hekimleri kasabaya geldi, araştırmalar yaptılar.

Hastaların ortak bir özelliği çıktı ortaya.

Hepsi, Mary'nin çalıştığı evlerin sahipleriydi.

"Nasıl olur?" diye kafa yordular.

Mary'nin "şeftalili dondurması" pek meşhurdu, pek lezzetliydi.

Aşçı olarak çalıştığı çiftlikte bolca dondurma yapıyor " onlar da seviyor" diye; daha önce çalıştığı evlerin sahiplerine de dağıtıyordu.

Hekimler, bu dondurmadan şüphelendi.

Acaba bayat şeftali ile yapıyordu da, ondan mı hastalık etrafındaki insanlara yayılıyordu.

Hayır..

Hem şeftali'ler bayat değildi, hem de salgın başladığından beri dondurma dağıtmadığı halde, hastalık yayılmaya devam ediyordu.

Aylarca araştırdılar, cevap aradılar, işin içinden çıkamadılar.

Neticede Mary'e test yapmaya karar verdiler.

Bingo!

Mary pozitif çıktı.

Tifo belirtisi göstermiyordu ama taşıyıcıydı.

Kendisi hastalanmıyordu; ancak etrafındaki insanlara bulaştırıyordu.

Bu, Amerika tarihinde bir ilk'ti.

O güne kadar ABD topraklarında canlı tifo taşıyıcısı görülmemişti.

Bir insanın hasta olmadan hastalık taşıyabileceği tahmin bile edilemezdi.

Hemen karantinaya aldılar.

North Brother Adası'ndaki küçük bir hastaneye yatırdılar.

Gazeteciler önce kasabaya, sonra ada'ya üşüştüler.

Ona "Tifo'lu Mary" adını taktılar.

Hunharca manşet yaptılar, toplum için tehdit oluşturduğunu yazdılar.

Mary 3 yıl boyunca bu karantina adasında yaşamak zorunda kaldı.

Ameliyatla "Safra Kesesi"ni almak istediler.

Korktu.

Kendisini iyileştirebilecek olan bu ameliyata izin vermedi.

Üç uzun yıl boyunca ilaç tedavisi uyguladılar.

İşe yaramadı.

Üç yıl boyunca 163 dışkı örneği verdi.

120'si pozitif çıktı.

Safra kesesi enfekte'ydi.

Sürekli bakteri üretip bağırsaklarına salgılıyordu.

Asla iyileşmiyordu.

Mary; bu kadar uzun süre karantinada kalmaya dayanamadı, dava açtı.

"Hastane benim için hapishane oldu" dedi.

Haklı bulundu, davayı kazandı.

Mahkeme başkanı, bir daha aşçılık yapmaması ve sürekli ellerini yıkaması şartıyla onu serbest bıraktı.

(Devam Edecek)