Market oyunları

Marketler, müşterilerine uyguladığı o bildik, herkesin alıştığı tuzakları kısmen kaldırdı. Sistem değişikliğine gittiler ve meziyetlerini göstermeye başladılar. Özelikle gıda ürünlerinde çok rahat oynama yapıyor, kafalarına göre takılıyorlar. E, bakıyorlar ne bir denetim, ne bir ceza, ne de bir yaptırım var onlar da gereğini yapıyor. Yani değim yerindeyse, istedikleri gibi at koşturuyorlar. Gerçi denetim olsa ne fayda!      

Her mahalle ve sokakta, adım başı zincir marketleri görüyoruz. Birçok vatandaşın artık mecburiyetten alışveriş yaptığı, buna rağmen tonlarca para harcadığı marketlerin, müşterilerine oynadıkları akıl oyunları bitmek bilmiyor. Gün geçmiyor ki yeni tuzaklarla karşımıza çıkmasınlar. Gerekli gereksiz her ürünün satışını yapan gösterişli, heybetli marketlerin yeni oyunlarıyla karşı karşıyayız. Özellikle halk arsında ‘Üç harfliler’ olarak nitelendirilen market zincirleri, son dönemlerde ipin ucunu iyice kaçırdı.

Marketler, müşterilerine uyguladığı o bildik, herkesin alıştığı tuzakları kısmen kaldırdı. Sistem değişikliğine gittiler ve meziyetlerini göstermeye başladılar. Özelikle gıda ürünlerinde çok rahat oynama yapıyor, kafalarına göre takılıyorlar. E, bakıyorlar ne bir denetim, ne bir ceza, ne de bir yaptırım var onlar da gereğini yapıyor. Yani değim yerindeyse, istedikleri gibi at koşturuyorlar. Gerçi denetim olsa ne fayda!      

***

Marketlerin tuzaklarına çoğumuz düşmesek de, ticarete kafası iyi çalışan market yönetimi, bir yolunu bulup müşterilerini kandırmayı başarıyor. Öncelikle marketlerin mal sayım günlerinin mağaza kapandıktan sonra yapıldığı birçoğumuz biliriz. Ama bu sefer geceden başlayan ve öğle saatlerine kadar marketlerin açılmadığı görür olduk. Kapıda, ‘Mal sayımından dolayı 13:00’e kadar kapalıyız’ yazısı asmaya başladılar. Mal sayımı bahane, asıl yaptıkları iş reyonlardaki fiyat etiketlerini değiştirmek. Hem de hepsini…

Şimdi, ‘ne var bunda?’ diyebilirsiniz. Evet, haklısınız. Gün aşırı, hatta saat başı değişen, pardon zamlanan fiyat etiketlerini değiştirmek gayet normal! E, o kadar ürün var, bunların etiketlerini değiştirmek öyle gece yarıları olacak iş değil. Mağazayı en az 1 gün kapalı tutacaksın ki, bütün ürünlerin zamlı etiketleri değişsin. Bu olay çok dikkatimi çekti, o yüzden sizlerle paylaşmak istedim. Ama asıl konumuz bu değil.. Ne demiştik; ‘Market Oyunları…’

TV reklamlarında, marketlerin indirimli ürün tanıtımlarını hepimiz görüyoruz. Mesela; domatesin kilosu: 8,45… Salatalığın kilosun: 7,90… Muzun kilosun: 19,90… vs. Bu reklamları gören tüketici, ertesi gün markete gider ve bir bakar; o indirimli denilen üstelik reklamı yapılan sebze ve meyvelerin çürümeye yüz tutmuş olduğunu görür. Ezik-büzük domatesler salatalıklar, pörsümüş kararmış muzlar! Bu ürünlerin bir üst modeli, yani kısmen taze olanların fiyatı ise elbette daha pahalı.

Buradan marketlerin yönetimine sesleniyorum; sizler ne yapmaya çalışıyorsunuz? Çürümeye yüz tutmuş, çöpe atılacak ürünleri, üstelik çok ucuzmuş gibi vatandaşa satmak istemenizi şiddetle kınıyorum. Siz bu ürünleri evlerinize götürüp çoluğunuza, çocuğunuza yedir misiniz? Elbette hayır. Çünkü sizler, para kazanmaktan başka bir şey bilmezsiniz. Halkın sağlığı kimin umurunda ki, sizin olsun.

***

Siz değerli okurlarımıza naçizane tavsiyem olacak; mümkün mertebe marketlerden sebze-meyve almayın. Kendinize biraz vakit ayırın ve semt pazarlarına gidin. Hem taze, hem ucuz, hem de çok çeşit olan pazarlardan alış veriş yapmanızı tavsiye ederim. Marketler zaten her türlü kazanıyor. Üstelik çook kazanıyor… Sizler de tıpkı benim yaptığım gibi semt pazarlarına gidin. Bu sayede hem gariban pazarcı esnafı kazanmış olur, hem de almış olduğunuz meyve ve sebzeleri gönül rahatlığıyla tüketmiş olursunuz. Sağlıcakla kalın…