CERMEN YAZISI VE TÜRK BAĞLANTISI

Kaan Aslanoğlu'nun 18 Kasım 2023 tarihinde yazdığı bir makale dikkatimi çekti. O makalede Çağıl Çayır adlı bir akademisyenin yazdığı kitapla ilgili bir konu var. Konu Cermen yazısının Türk yazısı ile bağlantısı. İlginç bulduğum bu makaleyi olduğu gibi alıntı yapıyorum.   

"Peki çok mu önemli? Türk olsa ne olur, olmasa ne olur? Bu soruyu yalnızca Türkler soruyor. Batılılarsa yüzyıllardır önemli pek çok Batılı bilim insanınca defalarca yazılan gerçeği karartmak için büyük bir örgütlü çaba içinde. Binlerce akademisyen sırf bu iş için çalışıyor, binlerce yazar köklerindeki Türk’ü nasıl örteriz diye ter akıtıyor. Hiç yok mu onların bir bildiği? Acaba Türk akademisi, Türk okumuşu bu soruyu bizlere değil, Batılılara ne zaman soracak?

Çağıl Çayır, Cermen runik yazısının Türk runik yazısıyla benzeştiğini kendi kendine keşfetmiş, sonra konuyu araştırmaya başlayınca… Hiç Türk kaynaklarına bakmadan Batılı kaynaklarda İskandinavların, Cermenlerin Türk ataları üzerine hayret verici yoğunlukta bir birikimle karşılaşmış.

İşte Çayır’a sorularımız ve onun cevapları:

Cermen runik yazısının Türk runik yazısına çok benzediğini çalışmanızda ortaya koymuşsunuz. Buradan hangi sonuçlar çıkarılabilir?

Yazıların benzerliği ortak bir köken çağrıştırıyor. Avrupa'nın eski efsaneleri Türk kökeninden söz ediyor. Bilim tarihinde de çoğu bilim insanının görüşü bundan yana olmuş. Ancak şimdiye kadar yeterince karşılaştırmalı çalışma yapılmamış. Hatta bazı yazılar ön yargıyla ayrılmış. Bundan dolayı henüz kesin bir sonuçtan söz edemeyiz. Ama Avrupalıların ortak, hatta Türk kökenli olduğu en esaslı, en olası sonuç olarak tekrar önümüze çıkıyor.

Cermen, İskandinav runik yazısının Türk kökenli olduğunu ortaya koyan çok sayıda Batılı bilim insanı var. Kitapta şimdiye dek görülmemiş bir zenginlikte bunların dökümünü yapmışsınız. Buna rağmen Avrupa dilbiliminde “Türk köken” esası büyük çoğunlukça reddediliyor. Sizce bunun nedenleri nelerdir?

Orta Çağ'da Avrupalılar Türkleri kardeş ve ata bilmiş. Ancak İstanbul'un fethinden sonra Roma Kilisesi Avrupa'da Türklere karşı aşırı bir düşmanlık propagandası başlatmış. Türklerin Avrupalılara yabancı olduğunu anlatmış. Bu düşünce Avrupalıların bilimine, öz bilincine yerleşmiş ve bugüne kadar düzelememiş. Bunun tarihi nedenlerini yeni fark ediyoruz. Malum, herkes geçmişin hatalarını düzeltmeye ve doğrunun peşinden gitmeye yeterince hazır değil.

Cermenlerle İskandinavlar birbirlerini aynı soydan görüyor. Ortak ataya, ortak mitolojiye ait olduklarını düşünüyorlar. Fakat buradaki her araştırma Türk kökene işaret ediyor. Bunu yabancılar yazıyor. O gerçeği gören yabancı bilginlerin motivasyonları sizce nedir?

Gerçek bilim insanlarının motivasyonu gerçeği ortaya çıkarmaktır. Türk kökeni gerçeği de kaçınılmaz bir gerçektir.

1453’den sonra Avrupa’da bir Anti-Türk dalganın yayıldığını, eserlerde Türk izlerinin silindiğini, Türk adı geçince de aşağılama amaçlı geçtiğini söylüyorsunuz. Örneğin bu eski akıma göre Türklerin İskit soyundan gelen barbarlar olduğu ileri sürülüyor. Bunu söyleyenler kimlerdi?

İlk başta Papa 2. Piu olarak tanınan kardinal Piccolomini Türklere karşı yoğun bir düşmanlık propagandası yapmış. Eski akrabalık efsanelerine karşın Türklerin ezelden beri Avrupalılara yabancı ve düşman olduğunu anlatmak için Eski Yunanlılardan kalma İskit düşmanlığını işlemiş.

Tarihin garip cilvesine bakınız ki, şimdi de Avrupa halklarının kökünün İskitler olduğu genel kabul görüyor. Ama bu sefer de Hint-Avrupa teorisyenleri İskitler Türk değildir, diyor. Buna ne dersiniz?

Son 500 yılın bilim tarihinde çoğu konuda Türk dememek için her yol denendiğini ve bu eğilimin devam ettiğini görüyoruz. Hint-Avrupa dil teorisi de bunun bir örneği. Çünkü Hint-Avrupa dilleri her ne kadar birbiriyle akraba olsa da, hiç biri öbürünün ana dili değil. Ana dillerinin Orta Asya'dan çıktığı tahmin ediliyor. Türk dilleri ve Türk kültür dünyasıyla karşılaştırmalar artarak isteniyor. İhmal edilmesinden de yakınılıyor, haklı olarak.

Runik yazının Türk’e dayandığını, İskandinav ve Germen halklarının Türk kökenli olduğunu ileri süren bilim insanları kimler?

Halkların kökeni derken tabii ki sadece etnik kökenden değil, öncelikle kültür açısından etken kökenden söz ediyoruz. Örneğin runik yazının Türk'e dayandığını ilk başta 13. yüzyılda İzlanda'da yazılan bir göç efsanesinden öğreniyoruz. Snorri Sturluson adlı tarihçi ve ozan “Eda“ adlı ozan kitabının girişinde Asya'daki Türk yurdundan İskandinavya'ya göç eden Odin adlı Tanrı gibi bir Türk kağanından söz ediyor. Odin ise eski İskandinav inanç dünyasında runik yazıyı lütuf eden Tanrı ve ulu peygamber. Buna bağlı başka Türk destanları da var Avrupa'da. Efsanelere dayanarak birçok bilim insanı Orta Asya'yı, eski Türkistan’ı, kültürlerinin kökeni olarak gösterdi. En meşhur olanı tabii ki İsveçli tarihçi Sven Lagerbring. Türklük konusunda en açık sözlü yazar odur. En son Heinrich Werner adlı ünlü Alman Sibirolog runik yazının kökeninin Türklerden ziyade Yeniseylilerde olduğunu ileri sürdü. Runik yazıların Türk kökenini vurgulayanlar az. Ama Odin’in Türk’e dayandığını, açık bir kültürel ortaklık bulunduğunu tarih boyu söyleyenler fazla.

Kimler bunlar? Odin’in Türk olduğunu söyleyen yabancı yazarlar kimlerdi?

İzlandalı tarihçi ve ozan Snorri Sturluson'dan sonra öncelikle İsveçli filolog Johan Gabriel Sparwenfeld İsveç Krallığınca soylarını araştırmaya gönderildi ve eski Türkistan'ı, Kaşgar'ı, Odin’in memleketi olarak ortaya çıkardı. Ondan sonra İsveç ordusunun subayı olarak Büyük Kuzey Savaşında Ruslara esir düşen ve 13 yıl Sibirya'da esir kalan Alman öğretmen Philipp Johann Tabbert (sonra von Strahlenberg) ilk Sibirya seyahatnamesini yazdı ve yayımladı. Strahlenberg de Odin'in ana yurduna dair her şeyi Sibirya'da bulduğunu söyledi. Önemli İsveçli tarihçi Sven Lagerbring ve Danimarkalı tarihçi Peter Frederik Suhm da Odin'in ve halkının Türk olduğunu veya en azından Türk adını taşıdığını söyledi. Özellikle dikkate değer ki Alexander von Humboldt'un yanında Coğrafya biliminin kurucularından olan Alman bilim insanı Carl Ritter de Odin'in Avrupa'ya getirdiği yazının kökeninin Orta Asya'da, Sibirya'da, Yenisey civarında aranması gerektiğini söyledi. Runoloji biliminin kurucusu Grimm kardeşlerden Wilhelm Carl Grimm de Avrupa'daki runik yazının kökenini Sibirya olarak tahmin etti. Bu da günümüzde doğrulanmaya başlıyor."

Araştırılması gereken bir konu olarak önümüze konan bu makalenin konusu neden dikkati çekmesin?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Halil Altıparmak - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak 5 Ocak Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan 5 Ocak Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler 5 Ocak Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı 5 Ocak Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.