Eşkıyanın Böylesi!-2

Olay yaşandıktan bir gün sonra, bir jandarma birimi Şotik Köyüne baskın yapar. O zamanki aşiret reisi ve Nahiye Müdürü Mustafa Çıplak (Must Efendi) gelir. Yolda karşılaştığı askerlerden birini sert bir sesle çağırır;

 

“Gel şu atımı tut…”

 

Attan iner ve askerlere; “En büyük rütbeliniz kim?”

 

Askerler, bu otoriter, cesur adama ilerde söğüt ağaçlarının gölgesinde oturan albayı gösterirler. Must Efendi o tarafa doğru yönelir ve sert bir tonla alay komutanına;

 

“Önce askerlerini köyden, evlerden çek. Dere kenarına topla, yemek hazırlatayım karnınızı doyurun. Ondan sonra bana ne soracaksanız sorun” der.

 

Albay; “Askerlerimi çekmezsem ne olur?”

 

Must Efendi; “Bana bak” der ve etraftaki dağları gösterir, “Benim bir işaretimle her kayanın ardında bir mavzer (silah) doğrulur, bu dereye hepinizi gömerler. Sizin için de, bizim için de iyi olmaz” der.

 

Albay dört tarafı yüksek dağlarla çevrili araziyi görünce ses çıkarmaz ve askerlerini dere kenarına çeker, yiyebildikleri kadar koyun kesip yerler.

 

Doyduktan sonra Must Efendi; “Buyurun ne soracaksanız sorun” der.

 

***

Albay olayı anlatır, yanlarında gelen valinin korumaları eşkâlleri tarif eder. Tarif üzerine üçünü de köylülere yakalatır. Yakalandı haberi üzerine vali de Şotik Köyüne gelir, Must Efendinin konağında otururlar. Üç kafadarı odaya alırlar. Mehmet Rıza'nın üstünde valinin ceketi ve fötr şapkası vardır. Bir binbaşı elindeki copla Mehmet Rıza'nın suratına acımasızca iki üç tane vurur, ağzı burnu kanamaya başlar.

 

Bir ara Mehmet Rıza valiye; “Vali Bey bir çift sözüm var, ondan sonra beni öldürebilirsin..”

 

Vali; “Söyle bakalım.”

 

Mehmet Rıza; “O dağ başında sizi assaydım asar mıydım, kesseydim keser miydim? Dinine vicdanına, yanındaki karına, kızına istediğim her iğrençliği yapar mıydım?”

 

Vali kıpkırmızı kesilir; “Yapardın!” der.

 

Bunun üstüne Mehmet Rıza; ”Ben de onur-haysiyet, vicdan vardı, yapmadım. Sende de onur- haysiyet, vicdan varsa bize işkence yaptırmazsın, cezamız ne ise adalet versin” der.

 

Vali, bir fiske dahi vurdurmaz. Mahkeme günü vali; “Her ne kadar bizi soydularsa, bize insanlık dışı bir davranışta bulunmadılar” diyerek lehlerinde ifade verir.

 

Bu hafifletici sebep ve valinin inisiyatifi ile 6’şar yıl ceza alırlar. Ceza evinde de vali ziyaret eder. Üçünü oturtur, kendisi de arkadan kucaklamış şekilde resim çektirir..

 

***

Aradan yıllar geçer…

 

Hüseyin Sırma'nın yeğeni Hasan Sırma, Bursa Üniversitesi Maliye Muhasebe Bölümünde okurken bir kızla tanışır, aynı bölümdedirler. İlişkileri ilerler ve evlilik kararı alırlar. Kız ailesiyle tanıştırmak için Hasan'ı eve götürür. Biraz tutucu bir ailedir. Önce Hasan'ı bir odaya alırlar, yaşlı bir kadın oturmaktadır. Hasan el öpüp bir divana oturur. Gözlerini odanın içinde gezdirir, duvardaki resme bakar şaşırır, biri dayısı öbürleri de akrabalarıdır. Fötr şapkalı biriyle çekilmiş bir resim.

 

Yaşlı kadın, Hasan'ın resme baktığını görünce; “Bakma o adamların kılığına kıyafetine. Onlar çok iyi, mert adamlardı. Resimdeki şık giyimli benim ölen eşimdir” der.

 

Bunun üstüne Hasan; “Biri dayım, diğerleri yakın akrabalarımdır” der.

 

Yaşlı kadının gözleri parlar; “Artık seni araştırmaya gerek yok, verdik kızı sana” der.

 

Kızın adı Memduha, (Valinin torunudur) halen evliler...

 

Sağlıcakla Kalın…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hakan Toytekin - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak 5 Ocak Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan 5 Ocak Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler 5 Ocak Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı 5 Ocak Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.