SİYASETİN FİNANSMANINI KİMLER SAĞLIYOR?

(DÜNKÜ YAZININ DEVAMI)-Seçim öncesi başlayan bu akçeli alış-verişler doğal olarak görev süresi boyunca devam edecek ve bu yüzden profesyonel siyasetçiler her seçimden daha çok zenginleşerek çıkacaklardır.

Kuşkusuz bu kirli siyaset ortamına karşın inatla ve ısrarla direnenler de olacaktır.

Ancak onlarda soruşturma ve denetimlerle bunaltılarak çalışamaz hale getirilir ve bir sonraki seçimlerde aday gösterilmesi mümkün değildir.

Ülkenin en büyük partileri bile kendi içerisinden kadro yetiştirme yerine “kazanma potansiyeli yüksek “adayları başka partilerden devşirme yarışına giriyorlar.

Yani adayda aranan özellikler içerinde ideolojik formasyon, siyasi birikim, partinin ilkelerine bağlılık gibi kriterler yerine “kazanacak aday” kriteri öne çıkıyor.

Böylesine çıkar ilişkilerinin hakim olduğu bir siyaset ikliminde “kazanma potansiyeli yüksek” adaylar da tehdit, şantaj gibi en çirkin yöntemleri kullanmaktan geri durmuyorlar.

Kazanma potansiyelinin yüksekliği de halkın desteğiyle değil, sermayenin o çok cazip ve vazgeçilmez desteğiyle mümkün olabiliyor ancak.

Aslında bu kirli çark içerisinde sistem kendi açmazını da yaratıyor.

Bir dönem sermayenin desteğine muhtaç olan siyasetçiler bu çok büyük rant alanında öyle zenginleşiyorlar ki giderek artık kendileri sermayenin temsilcisi olarak siyasete yön vermeye başlıyorlar.

Geçmişte AKP den belediye başkanlığı yapmış Lutfü Savaş’ın CHP! nin vazgeçemediği kazanacak aday olması kadar, CHP’ de milletvekilliği yapmış Aydın Ayaydın’ın Muğla için AKP ve de Erdoğan için vazgeçilmez “kazanacak aday” olması işte bu kirli siyasetin açmazlarıdır.

CHP gibi Türkiye’nin en köklü, iktidar adayı bir partinin bile “beni ya da benim istediğim birini aday göstermezseniz, size seçim kaybettiririm” türünden tehditlere boyun eğmesinin başka bir izahı olabilir mi?

Birçok kentin uzun yıllar çözülemeyen kimi sorunlarının, verilemeyen hizmetlerinin seçim kampanyalarında harcanan paralardan çok daha az bütçelerle gerçekleşebileceğini görüyoruz.

Bir yanda milyon dolarlık bütçelerle seçim kampanyaları yürüten sistem partileri, diğer tarafta da seçim ofisi bile kiralayacak imkanı olmadan gerçek anlamda hizmet aşkıyla, halkına olan sorumluluk duygusuyla yarışmaya çalışan sistem muhalifi partiler.

Bu adaletsiz yarıştan kuşkusuz yine ve yeniden sistem partileri ve sermayenin desteklediği adaylar kazanarak çıkacaklar. Asıl kazanan da halkı iliklerine kadar sömüren vahşi kapitalizm ve onun yerli temsilcileri olacaktır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ayhan Ongun - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak 5 Ocak Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan 5 Ocak Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler 5 Ocak Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı 5 Ocak Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.